"FAİZ TEK BAŞINA ENFLASYONU DÜŞÜREMEZ"
Ekonomist Mahfi Eğilmez, yaklaşık üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının enflasyonda kalıcı başarı sağlayamadığını belirterek, "Sorun artık yüksek faiz değil, güven eksikliği" değerlendirmesinde bulundu. Eğilmez'e göre yapısal reformlar olmadan enflasyonda kalıcı düşüş sağlanması mümkün görünmüyor.

Türkiye'de 2023 yılının ortasında devreye alınan dezenflasyon programı, yüksek enflasyonla mücadelede beklenen sonucu vermekte zorlanıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde uygulanan ekonomik programın yalnızca faiz politikalarına dayanmasının yeterli olmadığını belirterek, kalıcı fiyat istikrarı için güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Eğilmez, programın temel hedefinin uzun yıllar sürdürülen negatif reel faiz uygulamasından vazgeçilerek faizlerin enflasyonun üzerine çıkarılması olduğunu hatırlattı. Kur artışlarının kontrol altında tutulmasının da programın önemli ayaklarından biri olduğunu ifade eden Eğilmez, buna rağmen enflasyondaki düşüşün sınırlı kaldığına dikkat çekti.
Verilere işaret eden Eğilmez, programın başladığı 2023 Haziran ayında yıllık enflasyonun yüzde 38,21 seviyesinde bulunduğunu, bugün ise yüzde 32,61'e gerilediğini belirterek üç yıllık süreçte hedeflenen ölçüde bir iyileşme sağlanamadığını söyledi.
Türkiye enflasyonda üst sıralarda
Küresel enflasyon liginde Türkiye'nin halen dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkeleri arasında bulunduğunu vurgulayan Eğilmez, Venezuela, Güney Sudan ve İran'ın ardından Türkiye'nin dördüncü sırada yer aldığını ifade etti. Uzun yıllar boyunca yüksek enflasyonuyla gündeme gelen Arjantin'in ise ilk kez Türkiye'nin gerisinde kaldığına dikkat çekti.
Son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin ve küresel jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Eğilmez, ancak bu tür gelişmelerin artık olağanüstü değil, küresel ekonominin yeni gerçekliği haline geldiğini söyledi.
Asıl sorun enflasyon direnci
Eğilmez'e göre enflasyonla mücadelede karşılaşılan en büyük engel, toplum ve piyasalardaki olumsuz beklentiler. Geleceğe yönelik güvenin zayıf kalmasının fiyatlama davranışlarını bozduğunu belirten deneyimli ekonomist, piyasa aktörlerinin enflasyonda kalıcı düşüş beklemediğini hem beklenti anketlerinin hem de Hazine'nin borçlanma ihalelerinin ortaya koyduğunu ifade etti.
Bu nedenle yalnızca para politikası araçlarına odaklanmanın yetersiz kalacağını savunan Eğilmez, yatırımların artması ve uzun vadeli sermaye girişinin sağlanabilmesi için hukuk, ekonomi ve siyasi alanda güven artırıcı reformların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
TCMB'ye faiz mesajı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın mevcut faiz politikasını da değerlendiren Eğilmez, ilan edilen politika faizinin yüzde 37 olmasına rağmen fiili fonlamanın yüzde 40 seviyesinden gerçekleştirildiğine dikkat çekti.
Bu durumun iletişim açısından karmaşa yarattığını belirten Eğilmez, politika faizinin yüzde 40'a yükseltilerek yeniden haftalık repo fonlamasına dönülmesinin daha sağlıklı bir adım olacağını ifade etti. Bunun teknik olarak faiz artırımı anlamına geleceğini ancak fiili sıkılaştırma yaratmayacağını kaydetti.
Öte yandan mevcut koşullarda yeni bir faiz artışının doğru olmayacağını savunan Eğilmez, enflasyondaki yükselişte enerji maliyetlerinin belirleyici rol oynadığını, bu nedenle aşırı faiz artışlarının maliyet baskısını daha da artırabileceğini dile getirdi.
Güven olmadan dezenflasyon olmaz
Mahfi Eğilmez, enflasyonla mücadelenin yalnızca faiz ve vergi düzenlemeleriyle başarıya ulaşamayacağını vurgulayarak, kalıcı fiyat istikrarının temel şartının güven ortamı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin yapısal reformları geciktirmesi halinde uzun vadeli doğrudan yatırımlar yerine kısa vadeli sermaye girişlerine bağımlı kalacağını belirten Eğilmez, yüksek faizle çekilen sıcak paranın ekonomik kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.
Eğilmez'e göre gerçek anlamda dezenflasyon süreci ancak ekonomik ve kurumsal güven yeniden inşa edildiğinde mümkün olacak.
