GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDE DEĞER ARTIŞI KRİTERLERİ DEĞİŞİYOR
Türkiye genelinde alıcıların yüzde 68'i, büyükşehirlerde ise yüzde 75'i konut tercihinde fiyat ve lokasyonun yanı sıra proje güvenilirliği ile yaşam kalitesini de dikkate alıyor.

Enerji verimliliği ve sosyal donatıları yüksek projelerin ikinci el değerlerinde yüzde 20’ye varan artışlar görülürken, Medar İnşaat da Ankara’daki yeni arsa ve proje yatırımlarının detaylarını paylaştı.
Türkiye’de gayrimenkul sektöründe değer artışını belirleyen kriterlerde değişim yaşandığı belirtiliyor. Sektörel verilere göre, konut değerini artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da doğrudan etkiliyor. Sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının değerlemede öne çıktığı piyasada; enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre projelerin ikinci el piyasasında ortalamaya göre yüzde 20’ye varan oranlarda daha hızlı değer kazandığı ifade ediliyor.
Sektördeki bu dönüşümün sahada karşılık bulduğunu ifade eden Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin güncel verileri paylaştı.
Yılmaz, Esenboğa bölgesindeki çalışmalara ilişkin, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi.
Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesindeki yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı.
Konuralp “Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.”dedi.
