GEÇİM BASKISI ÖFKEYİ BÜYÜTÜYOR
İktisatçı Mahfi Eğilmez, ekonomik belirsizlikler, hayat pahalılığı ve gelecek kaygısının toplumdaki stres düzeyini artırdığını belirterek, bastırılan öfkenin hem bireyin ruh sağlığını hem de toplumsal ilişkileri tehdit eden bir sorun haline geldiğine dikkat çekti

İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Öfke Toplumu” başlıklı değerlendirmesinde, Türkiye’de artan ekonomik baskıların yalnızca gelir dağılımı ve yaşam standartlarını değil, toplumsal psikolojiyi de derinden etkilediğini vurguladı. Eğilmez’e göre öfke doğal bir duygu olsa da, sağlıklı biçimde ifade edilemediğinde bireysel ve toplumsal düzeyde yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor.
Eğilmez, öfkenin çoğu zaman haksızlığa uğrama, engellenme, değersiz hissetme ya da kontrol kaybı yaşandığında ortaya çıktığını belirterek, sorunun öfkenin varlığı değil, nasıl yaşandığı ve nasıl dışa vurulduğu olduğunu ifade etti.
Bastırılan öfke kişiye zarar veriyor
Psikoloji literatüründe “içe yönelen öfke” kavramına dikkat çeken Eğilmez, bireyin yaşadığı öfkeyi güvenli biçimde ifade edemediğinde bu duygunun ortadan kalkmadığını, zamanla kişinin kendi iç dünyasına yöneldiğini kaydetti. Bu durumun kendini suçlama, değersizlik hissi, yoğun suçluluk, tükenmişlik, depresif belirtiler ve psikosomatik rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkabileceğini belirtti.
Eğilmez, “İfade edilmeyen öfke bazen çevreye değil, doğrudan kişinin kendisine zarar vermeye başlar” değerlendirmesinde bulundu.
Öfke güvenli alanlara kayıyor
Yazıda, öfkenin her zaman içe yönelmediği, bazı durumlarda gerçek kaynağına tepki göstermenin riskli görülmesi nedeniyle daha güvenli kişilere veya ortamlara yöneltildiği vurgulandı. Psikolojide “yer değiştirme” savunma mekanizması olarak tanımlanan bu durumun, iş yerinde yaşanan gerilimin eve taşınması veya okulda hissedilen haksızlığın arkadaşlara yansıtılması gibi örneklerle görülebildiği ifade edildi.
Ekonomik baskılar stres seviyesini yükseltiyor
Eğilmez’e göre Türkiye’de ekonomik belirsizlikler, geçim sıkıntısı, hızla artan yaşam maliyetleri, yoğun çalışma temposu ve iş güvencesine ilişkin kaygılar toplumun stres seviyesini belirgin biçimde artırıyor.
Bunun yanında, otoriteye itiraz etmenin hoş karşılanmaması, “sorun çıkaran kişi” olarak etiketlenme korkusu ve işini kaybetme endişesinin de bireylerin yaşadıkları öfkeyi doğrudan ifade etmelerini zorlaştırdığına dikkat çekildi.
Trafik, tribünler ve sosyal medya uyarısı
Eğilmez, günlük yaşamda trafikte küçük bir tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesi, futbol tribünlerinde artan saldırgan söylemler ve sosyal medyada basit görüş ayrılıklarının hakaretlere varan çatışmalara dönüşmesinin, birikmiş öfkenin daha güvenli görülen alanlarda dışa vurulmasının göstergeleri olabileceğini belirtti.
Ancak bu davranışların tek nedeninin bastırılmış öfke olmadığını, kültürel normlar, grup dinamikleri, dürtü kontrolü ve bireysel özelliklerin de etkili olduğunu ifade etti.
Öfke bastırılmamalı, yönetilmeli
Eğilmez, sağlıklı bireyler ve sağlıklı toplumlar için önemli olanın öfkeyi bastırmak değil, onu güvenli ve yapıcı yollarla ifade edebilmeyi öğrenmek olduğunu vurguladı.
Bu hedefe ulaşabilmek için insanların düşüncelerini ve duygularını korkmadan ifade edebildikleri, eleştiriye tahammülün bulunduğu ve psikolojik güvenliğin desteklendiği bir toplumsal ve kurumsal kültürün geliştirilmesi gerektiğini belirten Eğilmez, ekonomik sorunların yalnızca gelir ve enflasyon boyutuyla değil, toplumun ruh sağlığı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği mesajını verdi.