İŞ İNSANLARI BİR DOKTOR GİBİ APOLİTİK DAVRANMALI
Kayacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Kayacan, iş insanlarının toplumsal duruşuna dair tespitlerde bulundu. Ticaretin evrensel diline dikkat çeken Kayacan, "Nasıl ki bir doktor hastasının siyasi görüşüne bakmadan en doğru tedaviyi uyguluyorsa, iş insanı da kendi işinde apolitik olmalı" dedi.

Hakan ÖZBAY
Türkiye’nin ekonomik kalkınması, teknolojik dönüşüm süreci ve iş dünyasının toplumsal sorumlulukları üzerine gazetemize özel açıklamalarda bulunan Kayacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Kayacan, iş etiği ve profesyonellik kavramlarına yeni bir boyut getirdi. Küresel şirketlerle çalışmanın getirdiği vizyonu yerel değerlerle harmanladıklarını belirten Kayacan, iş dünyasının kutuplaşmalardan uzak durarak sadece üretime ve ticari ilişkilere odaklanması gerektiğinin altını çizdi.
SİYASİ GÖRÜŞÜN BİR ÖNEMİ YOK
İş insanlarının tüm toplumu kucaklaması gerektiğini savunan Kayacan, bu duruşu bir doktor hassasiyetiyle örneklendirdi. Ticari ilişkilerin ahlaki çerçevesinin, siyasi yakınlık veya uzaklıklarla belirlenemeyeceğini ifade eden Kayacan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bunu söylemeye bile gerek yok aslında, her iş insanı böyle olmalı. Her iş insanı kendi işinde apolitik bir duruş sergilemeli. Tıpkı bir doktor gibi. Nasıl ki o doktor için gelen hastanın inancının, ideolojisinin veya siyasi fikrinin hiçbir önemi yoksa ve sadece uygulanacak doğru tedaviyi önemsiyorsa; bir iş insanı da Türkiye’de 85 milyon vatandaşa, dünyada ise müşterisi kimse ona hitap etmelidir. İnsanlarla iletişim kurarken sadece ticari ve insani ilişkiler çerçevesinde hareket edilmelidir."
HEDEF 2030’A KADAR 100 YAPAY ZEKA GİRİŞİMİ
Türkiye’nin geleceğinin yüksek teknolojide olduğunu vurgulayan Ulaş Kayacan, holding olarak yatırımlarını bu vizyonla şekillendirdiklerini belirtti. "Teknoloji, bazen yüzyıllık gelişmeleri bir yıla sığdırabiliyor" diyen Kayacan, 2030 yılına kadar 100 yapay zeka girişimine yatırım yapma hedefleri olduğunu açıkladı.
Şu ana kadar 30’a yakın yatırım gerçekleştirdiklerini belirten Kayacan, teknolojinin fırsat eşitliği yarattığına dikkat çekti: "Teknoloji nimetiyle insanlık eşitleniyor ve bilgi demokratikleşiyor. Bugün Hakkari’deki bir çoban kardeşimiz de, ülkenin Cumhurbaşkanı da benzer teknolojilere sahip akıllı telefonları kullanıyor. Bilgiye erişim tarihte hiç bu kadar yaygınlaşmamıştı. Eğer gençliğimiz bu trendleri zamanında yakalarsa, Türkiye bir üst lige çıkacaktır."
SAVUNMA SANAYİİNE YAPAY ZEKA DESTEĞİ
Yatırımlarında sadece yazılıma değil, donanım ve savunma sanayiine de odaklandıklarını belirten Kayacan, son dönemde gerçekleştirdikleri "Drone Savar" teknolojisi yatırımına değindi. Yapay zeka destekli bir dürbün sistemi geliştirdiklerini anlatan Kayacan, bu teknolojinin mevcut asker ve güvenlik silahlarına entegre edilerek, onları birer drone savara dönüştürebildiğini aktardı. Kayacan, bu tür yatırımların finansal getirisinden ziyade, ülkeye kazandıracağı stratejik değere odaklandıklarını vurguladı.
Bölgesel gelişmeleri de değerlendiren Ulaş Kayacan, özellikle Zengezur Koridoru ve Doğu Anadolu’nun kalkınması konusuna "zihinsel devrim" vurgusuyla yaklaştı. Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğuna inancının tam olduğunu belirten Kayacan, fiziki sınırların ötesinde önce zihinlerdeki sınırların kalkması gerektiğini söyledi:
"Zihnen koridorları ve sınır kapılarını aşmadığımız, zihinsel bir devrim yapmadığımız müddetçe atılımlar sınırlı kalır. Türkiye şu anda zihinsel anlamda sınırlarını genişletiyor. Bu durum gerek lojistik gerekse diğer sektörlerde hem ülkemize hem de çevre ülkelere fayda sağlayacaktır."
SÜPER ŞEHİRLER VE KATMA DEĞER VURGUSU
Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerin değil, Anadolu’nun diğer şehirlerinin de "süper şehir" statüsüne yükseltilmesi gerektiğini vurgulayan Kayacan, uzmanlaşmış şehir modellerini önerdi. Avrupa’daki fuar ve merkezileşme modellerinden örnek veren Kayacan, "Örneğin gastronomi ile ilgili her şeyin merkezi Gaziantep olabilir. Gücün tek bir merkezde toplanması yerine ülkenin geneline yayılması, kalkınmayı hızlandıracaktır" ifadelerini kullandı.
İthalat ve ihracat dengesine dair tartışmalara da değinen Kayacan, asıl meselenin "katma değer" olduğunu hatırlattı. Kayacan, "İthalat yaparken teknolojiyi kullanarak maliyeti düşürmek de, ihracat yaparken aynı yatırımla üç kat verim almak da katma değerdir. Önemli olan sözün üzerine söz, taşın üzerine taş koyabilmektir" dedi.
Gelecek projeksiyonunda robotların ve yapay zekanın insanların ağır ve riskli işlerini devralacağını, bu sayede insanlığın 50 yıl sonra yeniden "özüne" ve felsefeye döneceğini öngören Kayacan, başarıya giden yoldaki en büyük engelin ise "ertelemek" olduğunu söyledi. Kayacan sözlerini, "Ertelemenin arkasında çok mantıklı görünen nedenler olabilir ama ertelemek bir felakettir. İyi olan hiçbir şeyi ertelememek, hemen hayata geçirmek gerekir" diyerek noktaladı.
Son olarak, sözlü kültürün yanı sıra yazılı birikime de önem verdiğini belirten Ulaş Kayacan, iş dünyasındaki tecrübelerini ve aile şirketlerini dünya sahnesine taşıma sürecindeki stratejilerini kaleme aldığı yeni kitabının çıkacağını açıkladı. Mart veya Nisan aylarında raflarda yerini alması beklenen kitap; kişisel gelişim ve ticaret olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor ve Türk iş dünyasının küresel yolculuğuna ışık tutmayı hedefliyor.
