SON DAKİKA
GÜNDEM Perşembe 02 Temmuz 2026 02:04

KALKINMA YOLU PROJESİ VE ENERJİDE BÜYÜK İŞBİRLİĞİ FIRSATLARI

Terörsüz Türkiye Sürecinde yaşanan tıkanıklıkların aşılarak Türkiye için hayati önemde olan bu sorunun köklü bir şekilde çözülmesi ve Irak'ta başlayan güvenlik ve siyasi istikrar çabalarının başarıya ulaşması halinde yakın dönemde her iki ülke açısından ekonomik ve kalkınma anlamında tarihi nitelikte adımların atılmasını gündeme getirebilir.

Kalkınma yolu projesi ve enerjide büyük işbirliği fırsatları
London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü.

Irak’taki muazzam enerji kaynakları, Türkiye’nin bu enerji kaynaklarının Avrupa ve dünya pazarlarına ulaştırılmasındaki kilit rol ve konumu bunu mümkün kılıyor.

Yazı dizimizin bu son bölümünde bu konulara odaklanmaya çalışacağız.

Önceki bölümlerde aktarmaya çalıştığımız gibi yeni Irak Başbakanı Ali Zeydi, akılcı, rasyonel, Irak’ta istikrarı ve ekonomik kalkınmayı önceleyen, iş dünyasından gelme finansçı kökenli bir siyasetçi ve seleflerine oranla İran yerine Türkiye ve ABD ile ilişkileri çok daha önemseyen bir isim.

Zeydi’nin, son 20 yıldaki tüm Irak başbakanlarının aksine ilk ziyaretini İran’a değil ABD’ye yapacak olması bunun en somut yansımalarından birisi. Zeydi’nin bu Temmuz ayı içinde Washington’a ziyareti bekleniyor.

Şimdi tek tek hem ilgili aktörlerin yaklaşımlarına hem de “muazzam fırsat” dediğimiz konulara mercek tutarak bunun nasıl mümkün olabilirliğini ele almaya çalışalım.

Belirttiğimiz gibi yeni Irak Başbakanı Zeydi, Türkiye ve ABD ile yakın çalışmaya istekli birisi. Göreve başlar başlamaz ülkesinde güvenlik ve siyasi istikrarın sağlanması konusunda düğmeye bastı bile.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Irak Özel Temsilciliğine atanan Tom Barrack, Suriye Özel Temsilciliği’nin yanı sıra aynı zamanda ABD’nin Ankara Büyükelçisi.

Kendisi de aynı zamanda Trump gibi bir iş insanı olan Barrack da selefleri ABD özel temsilcileri ve büyükelçilere oranla şuana kadar Ankara ile çok daha olumlu, çok daha uyumlu bir yaklaşım sergiledi. sergiliyor. 

SİYASİ İSTİKRAR VE GÜÇLÜ MERKEZİ YAPI

Özellikle Suriye’de Türkiye’nin “kırmızı çizgi” olarak nitelendirdiği “siyasi birlik ve üniter yapı” konularında Ankara ve Şam ile ortak hareket etmesi, PYD/YPG’nin entegrasyonu ve özerklik/federasyon gibi konuların aşılmasında önemli rol oynadı. 

Tom Barrack’ın Irak konusunda da benzer bir yaklaşım sergileyeceği anlaşılıyor; “Güvenlik, siyasi istikrar ve güçlü bir merkezi yapı.”

Bunlar Türkiye’nin Irak yaklaşımları için de hayati önemde.

Açıktan dile getirilmese bile bu yaklaşımların Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni (IKYB) rahatsız ettiği ve edeceği aşikâr. Özellikle de Barzanilerin KDP’sinin “güçlü merkezi yapı” yaklaşımından memnun olmadığı görülüyor ki bu anlaşılır bir durum. 

Buna mukabil Talabanilerin KYB’nin, KDP kadar buna güçlü bir itirazı yok. 

Hatta özellikle Ekim 2024’teki seçimlerin üzerinden geçen 20 aya yakın süre içinde hükümetin kurulamaması ve bunun yarattığı siyasi istikrarsızlık ve ekonomik sorunlar nedeniyle KYB çevrelerinden sık sık Bağdat ile daha yakın işbirliği yapılması gerektiği yönündeki çıkışlar bunu gösteriyor.

Uzun yıllardan bu yana Irak üzerinde güçlü nüfuzu bulunan İran ise, özellikle ABD ve İsrail ile girdiği savaş sonrası kendi sorunlarına odaklanmak durumunda.

Yani önümüzdeki dönem içerisinde İran’ın Irak’taki etkinliği geçtiğimiz yıllara oranla çok daha az olacağa benziyor.

Bu anlattıklarımız Irak ile ilgili aktörlerin durum ve yaklaşımlarını özetliyor.

enerji

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 raporuna göre Irak bugün yaklaşık 145 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervi ile dünyanın en zengin beş petrol ülkesinden biri olmaya devam ediyor.

TRİLYON DOLARLIK ENERJİ REZERVLERİ 

Gelelim ekonomik ve enerji alanlarındaki işbirliği fırsatlarına.

Öncelikle Irak, Türkiye’nin ihracatında uzun yıllardan bu yana hep ilk beş içinde yer alıyor. Zaman zaman birinci sıraya oturduğu bile oluyor. 

Bu anlamda iki ülke arasında oldukça önemli ekonomik ilişkiler söz konusu. 

Ancak daha da önemlisi Ankara ile Bağdat arasında Nisan 2024’te imzalanan Kalkınma Yolu Projesi, bu ekonomik ilişkileri çok daha üst seviyelere çıkarma potansiyeline sahip. 

Projenin Irak ayağında çalışmalar çoktan başlamış durumda. 

Yeni Başbakan Ali Zeydi, bu projeyi çok daha güçlü şekilde sahiplenip hızlandıracaklarının sinyallerini veriyor. 

Bir diğeri Irak, dünyada petrol üretiminde ilk beş ülke arasında. 

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 raporuna göre Irak bugün yaklaşık 145 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervi ile dünyanın en zengin beş petrol ülkesinden biri olmaya devam ediyor. Bunun yaklaşık 45 milyar varili, yani yaklaşık üçte biri, IKYB sınırları içindeki sahalarda bulunuyor. Doğalgazda ise Irak’ın 125 trilyon fit küplük kanıtlanmış rezervinin yaklaşık 25 trilyon fit küpü Kuzey Irak’ta yer alıyor. Daha da önemlisi, henüz tam geliştirilememiş sahalar dikkate alındığında Kuzey Irak’ın doğalgaz potansiyelinin 150-200 trilyon fit küpe kadar çıkabileceği değerlendiriliyor. Bu rezervlerin değeri trilyon dolarlarla ifade ediliyor.

Başka bir ifadeyle, Irak rezerv bakımından enerji süper güçlerinden biri olmasına rağmen, güvenlik sorunları, siyasi belirsizlikler ve yatırım eksikliği nedeniyle bu potansiyelin ancak sınırlı bir bölümünü üretebilmektedir. Özellikle Musul, Kerkük, Germiyan ve Batı Irak havzalarında bekleyen hidrokarbon kaynakları, önümüzdeki on yılın en büyük yatırım fırsatlarından biri olarak görülmektedir.

Bu devasa kaynaklar ekonomiye kazandırılmayı bekliyor. 

Öte yandan Türkiye ile Irak arasında 1973 yılında imzalanan Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması, 27 Temmuz 2026 tarihi itibariyle sona eriyor.

İki ülke arasında yeni bir anlaşma için yoğun görüşmeler sürüyor.

KYB İLE İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ DAHA AKILCI BİR YOL

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2012 raporunda sözünü ettiğimiz rezervlerin önemli bir kısmı daha önce IKYB’nin denetimindeki alanlarda bulunuyordu. 

2017’deki Bağımsızlık Referandumu sonrasında bu rezervlerin önemli bir kısmının bulunduğu Kerkük, Tuzhurmatu ve Germiyan bölgesi Bağdat’ın denetimine geçti. 

Bu arada anımsanacağı üzere Türkiye’nin IKBY ile yaptığı anlaşma kapsamında bu bölgeden Kerkük, Yumurtalık, Ceyhan boru hattı üzerinden Türkiye’ye petrol aktarılması konusu da Uluslararası Tahkim Kurulu tarafından reddedilince Ankara ile Erbil arasında yapılan anlaşma sorunlu hale geldi ve Ankara yeni görüşme ve anlaşmalar için Bağdat’a yönelme durumunda kaldı. 

Hem söz konusu bölgelerin IKBY’nin denetiminden çıkmış olması, hem Uluslararası Tahkim’in kararı nedeniyle Erbil’in eli fazlasıyla zayıflamış durumda. 

Hali hazırda söz konusu rezervler konusunda Bağdat ile ortak hareket ederken KDP yerine, Süleymaniye ve Halepçe bölgesini kontrolü altında tutan ve Kerkük’te de en güçlü parti konumunda olan KYB ile yakın ilişki içine girmek çok daha rasyonel ve çok daha akılcı bir hal alıyor.

Tüm bu tespitlerin ışığında Türkiye’nin yeni dönemde, yeni perspektifler ve yeni yaklaşımlarla yeni bir yol haritası belirlemesi durumunda önümüzdeki dönemin enerji ve kalkınma anlamında muazzam fırsatlar elde edebileceğini yaratabileceğini söylemek mümkün. 

ÖĞÜTÇÜ: YENİ BİR EKONOMİK ENTEGRASYONUN OMURGASI

Bölgeyi yakından bilen, dünyanın en önemli enerji ve yatırım otoritelerinden biri olan London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü’nün tespit ve değerlendirmeleri de bu yönde.

Konunun sadece, Irak petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılması olmadığını belirten Öğütçü, “Bugün mesele yalnızca Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması değildir. Asıl mesele, Türkiye’nin kendisini Avrupa’nın yeni enerji güvenliği mimarisinin vazgeçilmez ülkesi haline getirebilmesidir. Rus gazına bağımlılığı azaltmaya çalışan Avrupa için Irak, Doğu Akdeniz, Körfez ve gelecekte yeşil hidrojen kaynaklarının en güvenli çıkış kapısı Türkiye olabilir. Bu stratejik avantaj doğru kullanılırsa Türkiye sadece transit ülke değil, enerji ticaretinin fiyatlandığı ve finanse edildiği bölgesel bir merkez haline gelebilir” diyor.

ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaş ve gerilim nedeniyle ortaya çıkan enerji güvenli meselesi ve özellikle de Avrupa’nın enerji konusunda yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken Öğütçü, “Irak’ın özellikle batısı ve kuzeyinde yıllardır değerlendirilemeyen önemli petrol ve doğal gaz rezervleri bulunuyor. Bu potansiyel, güvenlik sorunları nedeniyle bugüne kadar kullanılamadı. Ancak değişen jeopolitik ortam, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kırılganlık ve Avrupa’nın enerji arzını çeşitlendirme ihtiyacı bu kaynakları yeniden stratejik hale getiriyor” diyerek Avrupa’nın da Türkiye ile Irak arasında bu yönde gelişecek projelere destek verebileceğinin altını çiziyor.

“SON YARIM YÜZYILIN EN BÜYÜK EKONOMİK FIRSATI”

Öğütçü, Kalkınma Yolu Projesi’nin önemine dair de şunları söylüyor: 

“Kalkınma Yolu Projesi yalnızca bir demiryolu ve otoyol inşası olarak, böyle bir ulaştırma koridoru olarak görülmemeli. Koridor boyunca kurulacak organize sanayi bölgeleri, lojistik üsler, veri merkezleri, elektrik iletim hatları, fiber optik ağlar ve petrokimya yatırımları projenin gerçek ekonomik değerini oluşturacaktır. Böylece Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik entegrasyon, klasik ticaret ilişkisinin ötesine geçerek ortak üretim ve ortak yatırım modeline dönüşebilir. Bunun sağlanması halinde bu proje Türkiye ile Irak arasında yeni bir ekonomik entegrasyonun omurgasına dönüşebilir ki böyle bir yaklaşım hem Türkiye’ye hem Irak’a hem de Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sağlayacaktır.” 

Irak’ta siyasi istikrar ve güvenliğin sağlanmasının önemini vurgulayan Mehmet Öğütçü, “Uluslararası enerji şirketleri ve yatırım fonları da güvenlik ve hukuki belirsizliklerin azalmasını bekliyor. Siyasi istikrar sağlanabildiği takdirde Irak’ın kuzeyindeki hidrokarbon sahalarına on milyarlarca dolarlık yeni yatırımın gelmesi mümkündür. Türk müteahhitlik sektörü, enerji ekipman sanayii, bankacılık ve lojistik şirketleri de bu süreçten önemli pay alabilecek konumdadır” diyor.

Türkiye-Irak ilişkilerini, güvenlik, siyasi istikrar, iç dengeler, aktörlerin yaklaşımları, zorunluluklar ve fırsatlar dâhil tüm yönleriyle ele almaya çalıştığımız bu yazı dizimizi Mehmet Öğütçü’nün Türkiye için engin bir vizyon içeren şu ifadeleriyle noktalamış olalım: 

“Türkiye açısından hedef yalnızca komşusuyla daha fazla ticaret yapmak olmamalıdır. Hedef; Irak’ı, Körfez’i ve Avrupa’yı birbirine bağlayan yeni ekonomik kuşağın ana omurgasını oluşturmak, enerji, ulaştırma, finans ve dijital altyapının kesiştiği bölgesel merkez haline gelmektir. PKK’nın silah bırakması ve güvenlik risklerinin azalması halinde önümüzdeki on yıl, Türkiye-Irak ilişkilerinde belki de son yarım yüzyılın en büyük ekonomik fırsat dönemine dönüşebilir.” 

SON