KALKINMA YOLU TÜRKİYE'Yİ MERKEZE TAŞIYOR
Irak'tan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi, ticaretin yeni rotalarından biri olmaya hazırlanıyor. Türkiye'nin lojistik merkez olma hedefini desteklemesi beklenen proje, transit gelirlerinden yatırımlara kadar birçok alanda ekonomik katkı sağlayabilecek stratejik anahtar bir yatırım olarak öne çıkıyor

Yaren YILDIZ
Son yıllarda Süveyş Kanalı'nda yaşanan aksaklıklar ile Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, küresel ticarette alternatif güzergâhlara yönelik ilgiyi artırdı. Bu arayışın öne çıkan projelerinden biri olan Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi'nde inşası süren Büyük Fav Limanı'ndan başlayarak Irak üzerinden Türkiye'ye uzanacak yaklaşık 1.200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ağını kapsıyor. Koridorun tamamlanmasıyla Asya ve Körfez'den gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına daha kısa sürede ulaştırılması hedeflenirken aynı zamanda da küresel ticaretin büyük ölçüde deniz yolu üzerinden gerçekleştiği mevcut düzene alternatif bir güzergâh oluşturulması amaçlanıyor. Türkiye ile Irak arasında imzalanan mutabakatların ardından teknik çalışmaların devam ettiği projenin başlangıç noktası olan Büyük Fav Limanı'nın inşası sürerken, Irak tarafında güzergâh planlamaları ve altyapı hazırlıkları yürütülüyor. Koridorun otoyol, demir yolu, enerji ve iletişim altyapısıyla birlikte aşamalı olarak tamamlanması hedefleniyor.
BÖLGESEL GÜÇ BİRLİĞİ
Kalkınma Yolu Projesi'nin ana paydaşları Türkiye ve Irak olurken, Katar ile Birleşik Arap Emirlikleri de yatırım ve finansman boyutuyla projeye destek verenlerden. Irak, yıllardır büyük ölçüde petrol gelirlerine dayanan ekonomisini transit taşımacılık gelirleriyle çeşitlendirmeyi hedeflerken Körfez ülkeleri ise Avrupa pazarlarına daha hızlı ve güvenli ulaşabilecek yeni bir ticaret koridoru oluşturmayı amaçlıyor. Türkiye açısından ise proje, ülkeyi yalnızca bir geçiş noktası değil, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli lojistik merkezlerinden biri hâline getirme potansiyeli oluşturacak. Hat üzerinden taşınacak yükler sayesinde demir yolu taşımacılığı, liman işletmeciliği, gümrük hizmetleri, depolama, lojistik ve yan sektörlerde önemli ekonomik hareketlilik oluşması bekleniyor. Özellikle Mersin, İskenderun ve Güneydoğu Anadolu'daki lojistik merkezlerin önem kazanması, yeni yatırımların ve istihdamın önünü açabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Projenin Türkiye'nin transit ticaret gelirlerini artırması ve Avrupa'nın tedarik zincirindeki rolünü güçlendirmesi de öngörülüyor.
BÜYÜK POTANSİYEL KRİTİK RİSKLER
Uzmanlar, Kalkınma Yolu Projesi'nin Süveyş Kanalı'nın yerini alacak bir güzergâh olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulasa da Körfez'den Avrupa'ya taşınacak belirli yük grupları için daha kısa ve hızlı bir alternatif oluşturabileceğini de belirtiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın değerlendirmelerine göre, Fav Limanı üzerinden Türkiye'ye ulaşacak yüklerin Avrupa'ya sevkiyatında mevcut deniz rotalarına kıyasla yaklaşık 15 güne varan zaman avantajı sağlanması hedefleniyor. Bu durum hem maliyetlerin düşmesine hem de küresel tedarik zincirlerinin çeşitlenmesine katkı sunabilecek önemli bir unsur olarak görülüyor. Yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip proje, yalnızca altyapı yatırımlarının tamamlanmasına bağlı değil. Irak'taki güvenlik koşulları, finansman ihtiyacı, siyasi istikrar ve ülkeler arasındaki koordinasyon, projenin geleceğini belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle Kalkınma Yolu Projesi, yüksek ekonomik potansiyeline rağmen başarısı bölgesel iş birliğine bağlı stratejik yatırımlar arasında.
YOL DEĞİL TİCARET PROJESİ
Kalkınma Yolu Projesi çoğu zaman bir demir yolu veya otoyol yatırımı olarak değerlendiriliyor. Oysa projenin temel amacı yeni bir yol yapmak değil, küresel ticaretin akışını hızlandıracak alternatif bir koridor oluşturmak. Esasen proje, petrol değil ticaret taşımayı hedefliyor. Türkiye'nin bu projeye verdiği önem de buradan kaynaklanıyor. Koridorun hayata geçirilmesi hâlinde Türkiye yalnızca transit geçiş gelirleri elde etmeyecek bir çok sektörde de ekonomik hareketlilik yaşayabilecek. Projenin başarılı olması hâlinde Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret ağında yalnızca bir geçiş ülkesi değil, lojistik ve ticaret merkezi olma hedefine de önemli ölçüde yaklaşabilir