SON DAKİKA
Sanayi Pazartesi 20 Temmuz 2026 11:01

SANAYİDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türk sanayisinin üretim gücünü korumasına rağmen rekabet avantajını hızla kaybettiğine dikkat çekti.

Sanayide alarm zilleri çalıyor

Artan maliyetler, finansmana erişim sıkıntısı, kur-enflasyon dengesizliği ve teknoloji yarışında geride kalma riskinin sanayiyi tarihi bir kırılma noktasına getirdiğini belirten Eğilmez, "Ya yüksek teknoloji ve markalaşmaya yöneleceğiz ya da ucuz iş gücüyle rekabet eden ülkelerle aynı ligde kalacağız" uyarısında bulundu

Türk sanayisi son kırk yılda otomotivden beyaz eşyaya, makineden savunma sanayine kadar birçok alanda küresel üretim zincirlerinin önemli oyuncularından biri haline geldi. Ancak bugün sektör, geçmişte karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik ve yapısal sorunlarla mücadele ediyor.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, "Sanayimiz Yol Ayrımında" başlıklı değerlendirmesinde, Türkiye'nin artık yalnızca üretim kapasitesini artırmasının yeterli olmadığını, verimlilik, teknoloji ve yüksek katma değer ekseninde yeni bir sanayi modeline geçmesinin zorunlu hale geldiğini vurguladı.

Üretim var, karlılık yok

Sanayi üretiminin devam ettiğini ancak işletmelerin aynı oranda kazanç sağlayamadığını belirten Eğilmez, TÜİK verilerinin de bu tabloyu doğruladığını ifade etti.

Mayıs ayında sanayi üretim endeksinin aylık bazda yüzde 2,9 gerilediğini, imalat sanayindeki yıllık artışın ise yalnızca yüzde 0,3 seviyesinde kaldığını hatırlatan Eğilmez, üretimdeki ivme kaybının yatırım iştahını da zayıflattığını dile getirdi.

Özellikle ihracatçı firmaların artan maliyetler nedeniyle daha fazla üretmelerine rağmen daha düşük kârlılıkla faaliyet göstermek zorunda kaldıklarını belirten Eğilmez, bunun sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Maliyet baskısı rekabet gücünü eritiyor

Enerji, hammadde, işçilik ve lojistik giderlerindeki yükselişin sanayiciyi ciddi şekilde zorladığını belirten Eğilmez, üretici fiyatlarındaki yüksek seyrin maliyet baskısını artırdığını ifade etti.

Bu durumun özellikle KOBİ'lerde yatırım kararlarının ertelenmesine neden olduğunu belirten Eğilmez, enerji verimliliği yatırımlarının teşvik edilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması, yerli ara malı üretiminin geliştirilmesi ve lojistik altyapısının güçlendirilmesinin öncelikli adımlar arasında yer alması gerektiğini kaydetti.

Kur tartışmasının özünde öngörülebilirlik var

Sanayicilerin en önemli gündem maddelerinden birinin döviz kuru olduğunu belirten Eğilmez, asıl sorunun kurun seviyesi değil, kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin öngörülemez hale gelmesi olduğunu söyledi.

İhracatçıların gelirlerini dövizle elde ederken maliyetlerinin büyük bölümünün Türk lirası üzerinden arttığını belirten Eğilmez, enflasyonun kurun üzerinde seyrettiği dönemlerde rekabet avantajının hızla kaybolduğunu ifade etti.

Buna karşılık kurdaki ani yükselişlerin de ithal girdiye bağımlı üretim yapısı nedeniyle maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Finansman sorunu yatırımları frenliyor

Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan sıkıntıların sanayide yeni yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirten Eğilmez, üretim tesisleri, makine yatırımları ve dijital dönüşüm projelerinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle ertelendiğini söyledi.

Uzun vadeli ve uygun maliyetli yatırım kredileri ile KOBİ'lere yönelik garanti mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, ihracat odaklı yatırımlara özel finansman modellerinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Tekstil sektörü en zor dönemlerinden birini yaşıyor

Yaklaşık bir milyon kişiye istihdam sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörünün tarihinin en kritik dönemlerinden geçtiğini belirten Eğilmez, artan maliyetler ve küresel rekabet nedeniyle sektörün ciddi baskı altında olduğunu ifade etti.

Mısır, Bangladeş, Vietnam ve Pakistan gibi ülkelerin düşük maliyet avantajıyla öne çıktığını belirten Eğilmez, birçok Türk firmasının kapasite küçülttüğünü, bazılarının ise üretimlerini yurt dışına taşımaya başladığını söyledi.

Çıkış yolunun ise markalaşma, teknik tekstil üretimi, tasarım odaklı dönüşüm ve yeşil üretim yatırımlarından geçtiğini vurguladı.

Yüksek teknoloji zorunluluk haline geldi

Türkiye'de yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayindeki payının yalnızca yüzde 3,6 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Eğilmez, küresel rekabetin artık düşük maliyetle değil; inovasyon, teknoloji ve marka değeriyle kazanıldığını ifade etti.

Ar-Ge harcamalarının artırılması, üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi, yapay zekâ ve otomasyon yatırımlarının desteklenmesi gerektiğini belirten Eğilmez, sanayinin dijital dönüşümünü hızlandıracak politikaların önemine dikkat çekti.

Nitelikli iş gücü açığı büyüyor

Sanayi tesislerinin en önemli sorunlarından birinin yetişmiş teknik personel eksikliği olduğunu belirten Eğilmez, CNC operatörü, otomasyon teknisyeni, kaynak uzmanı ve mekatronik alanlarında ciddi eleman açığı bulunduğunu söyledi.

Mesleki eğitimin sanayinin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması, organize sanayi bölgelerinde uygulamalı eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması ve üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Yeşil ve dijital dönüşüm rekabetin yeni şartı

Eğilmez'e göre küresel pazarlarda artık sadece kaliteli üretim yapmak yeterli değil. Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirlik ve karbon düzenlemeleri doğrultusunda dijitalleşme, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim süreçleri rekabetin belirleyici unsurları haline geliyor.

Bu dönüşümün başlangıçta maliyet oluşturmasına rağmen uzun vadede verimlilik, enerji tasarrufu ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sunacağı değerlendiriliyor.

Teşvik sistemi baştan yazılmalı

Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin mevcut yatay teşvik modelinden çıkarak stratejik ve seçici teşvik sistemine yönelmesi gerektiğini savundu.

Güney Kore örneğini hatırlatan Eğilmez, kaynakların çok sayıda sektöre dağılması yerine küresel rekabet potansiyeli yüksek alanlara yoğunlaştırılmasının daha başarılı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Seçici teşviklerin performans kriterlerine bağlanması gerektiğini belirten Eğilmez, böylece kamu kaynaklarının daha verimli kullanılabileceğini söyledi.

Tercih Türkiye'nin geleceğini belirleyecek

Değerlendirmesinin sonunda Türkiye'nin önünde iki farklı yol bulunduğunu vurgulayan Eğilmez, düşük maliyetle üretim yapan ülkelerle fiyat rekabetine sıkışan bir sanayi modeli ile teknoloji, marka ve yüksek katma değer üreten bir ekonomi arasında tercih yapılacağını belirtti.

Eğilmez, sanayi politikalarının günlük ekonomik dalgalanmalara göre değil, uzun vadeli bir vizyonla şekillendirilmesi gerektiğini ifade ederek, bugün atılacak adımların gelecek nesillerin rekabet gücünü belirleyeceği uyarısında bulundu.