TARLALAR ÜNİVERSİTE KAMPÜSÜNE TAŞINDI
İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, Kağıthane'de yerin 30 metre altında bulunan bir kapalı otoparkta hayata geçirdikleri dikey tarım merkezinin yüzde 90 su tasarrufu ve sıfır pestisit gibi avantajlarıyla bugüne kadar 10 binden fazla öğrenci ve yatırımcının ilgi odağı olduğunu belirtti. Ünal, buradaki yoğun ilginin ardından yeni nesil tarım teknolojilerini 'Dikey Tarım Konteyneri' projesiyle doğrudan üniversite kampüslerine taşıdıklarını vurguladı.

Hakan ÖZBAY
Küresel iklim değişikliği, azalan tarım arazileri ve su stresi gibi faktörler, tarım teknolojilerindeki (AgTech) arayışları hızlandırıyor. İGSAŞ, dikey tarım uygulamalarındaki ilk adımını, Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde Kağıthane'de yerin 30 metre altındaki bir kapalı otoparkta kurulan “İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi”ne çözüm ortağı olarak atmıştı. Dünyanın en derin ikinci tarımsal üretim tesisi olan ve yoğun ilgi gören bu merkezin ardından şirket, rotasını Z kuşağına çevirerek Dikey Tarım Konteyneri projesini hayata geçirdi.
Tarım nüfusunun giderek yaşlandığına dikkat çeken İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, Z kuşağını bu alana çekmenin sektörel bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Ünal, "Tarım sektöründe yaşanan demografik dönüşüm ve yaşlanan üretici profili dikkate alındığında, Z kuşağını tarım teknolojileriyle buluşturmak artık bir tercih değil, sektörün sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik. Bu nedenle Dikey Tarım Konteyneri projesini yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda geleceğin tarım profesyonellerini yetiştirmeye yönelik bir yetenek geliştirme platformu olarak konumlandırıyoruz" dedi.
Bu yaklaşım doğrultusunda konteyner projesinin ilk üniversite uygulaması Yeditepe Üniversitesi Kayışdağı kampüsünde kuruldu. Kontrollü ortamda üretim, topraksız tarım teknikleri ve otomasyon süreçlerini barındıran bu konteynerde, yıl boyunca 100’den fazla öğrencinin teknolojilerle doğrudan temas etmesi hedefleniyor. Gençlerden alınan ilk geri bildirimlerin son derece yüksek bir ilgiye işaret ettiğini belirten Ünal, projeyi önümüzdeki dönemde başka üniversitelere de taşıyacaklarını dile getirdi.
30 METREKAREDE 7 BİN METREKARELİK ÜRETİM KAPASİTESİ
Dikey Tarım Konteyneri'nin yatırım geri dönüşü ve işletme maliyetleri hakkında da bilgiler paylaşan Ünal, sistemin sağladığı verimliliğin altını çizdi:
"Geleneksel üretimde ortalama 2.500 kök seviyesinde kalan kapasite, İGSAŞ Dikey Tarım Konteyneri ile 10 bin köke kadar ulaşıyor. Bu özelliğiyle yalnızca 30 metrekarelik bir alanda, geleneksel tarımda yaklaşık 7.000 metrekarelik bir tarlanın üretim kapasitesine ulaşılabiliyor. Öte yandan hidroponik sistem sayesinde su ve besin kullanımı son derece kontrollü biçimde yönetiliyor. Yüzde 90 su tasarrufu ve pestisitsiz üretim modeli hem girdi maliyetlerini aşağı çekerken hem de daha öngörülebilir ve stabil bir üretim ekonomisi yaratıyor."
Konteyner içi üretim süreçlerinin tamamen veri odaklı yönetildiğini belirten Ünal, sistemin teknolojik altyapısını şu sözlerle açıkladı: "Konteyner altyapısında IoT tabanlı bir yönetim sistemi bulunuyor. Bu sistem sayesinde sıcaklık, nem, CO₂, pH, elektriksel iletkenlik (EC) ve ışık yoğunluğu gibi kritik çevresel ve besin parametreleri gerçek zamanlı izlenip kayıt altına alınabiliyor. Bu yapı sayesinde konteyner, yalnızca kontrollü üretim yapan bir sistem olmanın ötesine geçerek; veriyi sürekli toplayan, analiz eden ve üretim kararlarını bu veriler üzerinden optimize eden bir 'data-driven agriculture' (veri odaklı tarım) platformuna dönüşüyor."
Topraksız dikey tarımın, şirketlerinin ana iş modeline bir alternatif olmadığını vurgulayan Ünal, "Bu projeyi bir alternatif ya da ikame olarak görmüyoruz. Dikey tarım, seracılık ve geleneksel üretim aynı sistem içinde farklı ihtiyaçlara yanıt veren, birbirini dengeleyen ve güçlendiren yapılar. Yaklaşımımız, bu modelleri birbirinin yerine geçen çözümler olarak değil, entegre bir üretim yapısının tamamlayıcı unsurları olarak ele almak üzerine kurulu" ifadelerini kullandı.
GIDA ENFLASYONUNA KARŞI FİYAT İSTİKRARI
Gıda enflasyonu ve tedarik zinciri maliyetleri noktasında da konteyner modelinin avantajlarına değinen Ünal, "Kapalı ve iklimden bağımsız üretim modeli sayesinde yıl boyunca kesintisiz ve öngörülebilir üretim yapılabilmesi, üretimdeki dalgalanmaları azaltarak fiyat istikrarına katkı sağlayabilecek bir zemin oluşturuyor. Aynı zamanda üretimin şehir içinde veya tüketim noktalarına yakın alanlarda gerçekleştirilebilmesi, lojistik maliyetlerini ve nakliye kaynaklı kayıpları minimize ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
STRATEJİK BİR BEKA MESELESİ
Dikey tarım uygulamalarının Türkiye için önemini makro bir boyutta ele alan Ünal, konuyu şu ifadelerle özetledi: "İklim ve su stresi artık kapıda değil, soframızın tam ortasında. Bütün bunlar göz önüne alındığında dikey tarımı sadece prestijli bir Ar-Ge faaliyeti olarak görmek büyük bir hata olur. Bizim için bu proje geleceğin gıda arz güvenliğini teminat altına alan bir stratejik beka meselesidir."
İGSAŞ'ın ticari bir gelir beklentisiyle bu adımları atmadığını belirten Ünal, yürütülen konteyner projelerinde herhangi bir kâr amacı güdülmediğini ve çalışmaların tamamen sektörün gelişimine katkı sunmak amacıyla sosyal sorumluluk kapsamında gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.