Dolar $
15,99
%0.00 0.00
Euro €
16,80
%0.00 0.00
Sterlin £
19,85
%0.00 0.00
Altın
938,81
%0.00 0.00
SON DAKİKA
Piyasalar Pazar 15 Mayıs 2022 02:51

TURİZM ALDIĞI DESTEĞİN FAZLASINI KAZANDIRIYOR

İhracata verilen desteğin 10'da birinin turizme yönlendirilmesi durumunda kişi başı 700-800 dolar olan turizm gelirinin 1000 doların üzerine ulaşacağı, böylece turizmin gerçek değerini almasıyla dış ticaret açığına rağmen kısa sürede cari açığın kapanacağı ve fiyat istikrarının sağlanacağı görülüyor.

Turizm aldığı desteğin  fazlasını kazandırıyor

Sedat YILMAZ

Kamu teşviklerinin ekonomiye verdiği katkı açısından önemi büyük. Kamu, özellikle ihracata dönük sanayi, enerji, tarım, teknoloji, savunma gibi stratejik konumdaki sektörlere yönelik teşvik uygulamalarına destek verirken turizm de söz konusu sektörlerle birlikte teşviklerden pay almaya çabalıyor.

Küresel bazda ekonomilerin giderek duvara dayandığı, enflasyonların arttığı, üretimin tedarik zincirinin kopması veya çok pahalı olması sebebiyle ivme kaybetmesi sebebiyle iktisadi faaliyetlerin hız kestiği ve döviz girdisinin azaldığı son kriz döneminde turizmin önemi bir kez daha ortaya çıktı.

Finans darlığından alt yapıya, çeşitlilikten ulaşıma, talep – arz dengesinden tesis yetersizliklerine kadar birçok sorunla boğuşan turizm, Türkiye ekonomisinin kısa sürede düzlüğe çıkmasında önemli sektörlerin başında geldiği görülüyor. Sektörün ekonomi açısından stratejik ve uluslararası ehemmiyeti dolayısıyla her zaman kamu teşvik ve destek politikalarına ihtiyacı olduğu gözleniyor.

Son olarak Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kamu taşınmazlarının turizm yatırımlarına tahsisi hakkındaki yönetmeliğin değiştirilmesi ve orman alanlarının konaklama amaçlı kullanılabileceğinin belirtilmesi de turizmde kamu desteğinin ne kadar elzem olduğunu gösteriyor.

Turizm tek kurtarıcı

İhracata verilen desteğin 10’da birinin turizme yönlendirilmesi durumunda kişi başı 700-800 dolar olan turizm gelirinin 1000 doların üzerine ulaşacağı, böylece turizmin gerçek değerini almasıyla dış ticaret açığına rağmen kısa sürede cari açığın kapanacağı ve fiyat istikrarının sağlanacağı görülüyor. Turizmciler de Türkiye’nin kısa vadede ekonomik darboğazdan çıkması için pandeminin ortadan kalktığı bu dönemde sektörün daha fazla desteklenmesini, desteklerin fazlasıyla gelire dönüşebileceğini söylüyor.

“Turizmde Geleceğe Bakış” temasıyla Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından düzenlenen Turizm Forumu’nda ekonomiyi düzeltebilecek sektörlerin içinde turizmin başı çektiği yolunda mesajlar verildi. Turizm sektörünün her yıl üzerine koyarak daha büyüdüğü ve Türkiye ekonomisine finansal açıdan büyük destek verdiği hatırlatılan forumda özellikle kriz ortamlarında sektörün hassasiyetle korunması gereği vurgulandı.

Forumda söz alan konuşmacılar, Türkiye’de turizm kadar sıcak ve hızlı finans gücü sağlayacak, ekonomiye enerji katacak bir sektörün olmadığını, net ve temiz döviz gelir getiren turizmin ve turizmcilerin el üstünde tutulması gerektiğini söylediler.

Turizm sektörünün kendi yağı ile kavrulmasına karşılık ekonomiye hayat verdiğini belirten konuşmacılar, turizmde sürdürülebilirliğin verilecek desteklerle güçleneceğini ve ülke ekonomisine can suyu olacağını dile getirdiler. Konuşmacılar, yeni bir dönüşüm gerçekleştirilerek Türk turizminde finansal kaynak yapısının çeşitlendirilmesi ve bankacılık sektörüne olan bağımlılığın azaltılmasının gereğine dikkat çektiler.

Parametreler iyi okunmalı

Forumda söz alan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmin ekonomik ve sosyal açıdan önemine dikkat çekerek, “Temeli barış ve güvene dayanan turizm, pandemi veya savaş gibi önemli ve küresel krizlerde ne yazık ki en büyük darbeyi alan sektör. Bu nedenle huzur, güven ve barışa en çok ihtiyacı olan sektör de yine turizm. Ülkemizde dış ticaret açığının tamamını kapatabilen sektör olarak turizmin önemi ve anlamı, bu dönemde çok daha iyi anlaşılmaya başladı” dedi.

Dış ticaret açığının tamamını kapatabilen turizmin kriz döneminde daha iyi anlaşılması yolunda mesaj veren Bağlıkaya, jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin sektörde yol haritalarının bir kez daha gözden geçirilmesini zorunlu kıldığını söyledi. Bağlıkaya, söz konusu dönemi ve parametrelerini iyi okuyup buna göre yeni stratejiler geliştirilmesinin gereğine vurgu yaptı.

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, “TÜRSAB Turizm Forumu benzeri etkinliklerin, beyin fırtınası yapılarak yeni yol haritalarının belirlenmesinde önemli bir misyon üstlendiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Turizm hayati önem taşıyor

Pandemiyle başlayan, tedarik zincirlerinin kopması ve jeopolitik riskler beraberinde oluşan yüksek enflasyonların ülke ekonomilerini darboğaza ittiğini dile getiren TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır da, kamu veya özel her kurum, tesis ve kişinin ortak akılla hareket ederek turizm sektörünü geliştirmek mecburiyetinde olduğunu söyledi. Çorabatır, “Yol haritasını geliştirmemiz gerekiyor. Son iki yıllık süreçte gördük ki ortak akılla hareket etmekten başka çaremiz yok” dedi.

Turizme verilecek desteğin, ülkenin yarınlarına verilecek destek olduğunun altını çizen Çorabatır, katkıların büyük katma değer olarak geri döndüğünü belirterek, “Pandemi döneminde birçok konuyu ele aldık. Bunlardan en önemlisi çevre ve iklim değişikliği oldu. Pandemi döneminde çevre ve iklim değişikliğinin önemini gördük. Bu iki konu turizm için değil insanlığın geleceği için önümüzdeki yıllarda çok önem taşıyacak. Biz turizmciler olarak sürdürülebilirliğin takipçisi olmalıyız” diye konuştu.

Aldığının kırk mislini veriyor

İş dünyasının önemli isimlerinden Nebil İlseven de, finansman sorunu sebebiyle sektörün nefes almakta zorlandığını, kendi yağıyla kavrulan turizmin sadece kendine değil tüm sektör ve ekonomiye hayat verdiğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.

Sürdürülebilirliğin turizm için de geçerli olduğunun altını çizen İlseven, “Bu yıl turizmde kişi başı ortalama gelir 850 dolar olarak bekleniyor. Biz bu seviyeleri bir türlü aşamıyoruz. Ortalama kişi başı gelirin en kötü 1000 doları aşması gerekiyor. Turizm aldığının 40 mislini ekonomiye geri veren bir sektörse, tüm ülkeyi, tüm sektörleri ve genel ekonomiyi yakından ilgilendiriyorsa sürdürülebilirliğin sağlanması için desteklerin esirgenmemesi gerekiyor” dedi.

İlseven, turizm sektöründe sıkıntılı kredi oranının yüzde 5 olarak görülse de bunun yüzde 12’ler civarında seyrettiğini, dolayısıyla Türk turizminde para piyasaları ağırlıklı finansal kaynak yapısının çeşitlendirilmesi ve bankacılık sektörüne olan bağımlılığın azalmasının şart olduğunu dile getirdi. Nebil İlseven turizmin sorunlarını çözmede kendi başına bırakılacak bir sektör olmadığını anlattı.

Yüksek kapasite kullanılamıyor

Forumda söz alan gazeteci – yazar Şeref Oğuz, Türkiye’nin finans açısından önemli sorunları olduğunu, 100 dolarlık ihracatın 65 dolarının ithalata gittiğini hatırlattı. Türkiye’nin yıllık 30 milyar dolardan fazla cari açık verdiğinin altını çizen Şeref Oğuz, “En çok döviz kazandıran sektör turizm. Turizmimiz incelediğimizde dışa bağımlılık oranı binde 5 civarında. Turizmciler ülkeye çok net ve temiz döviz kazandırıyor” bilgisini verdi.

Devletin politikası gereği ihracatçılara tam destek verdiğine dikkat çeken Şeref Oğuz, “Ancak ihracatçılarımız için gösterdiğimiz emeğin 10’da birini turizmciler için yapmadık. Türkiye'ye turizm kadar sıcak güç, enerji katacak sektör yok. Turizmcilere gözümüz gibi bakmalıyız, çünkü net ve temiz döviz geliri getiren bir sektör. Turizmcileri para kazandıran kamu diplomatı olarak görüyorum. Çünkü net ve temiz döviz geliri getiren bir sektör” ifadelerini kullandı.

Türkiye’ye turizm kadar sıcak güç ve enerji katacak bir sektörün olmadığını dile getiren Şeref Oğuz, “Turist sayısı ile övünmek yerine turist başına geliri artırmaya odaklanmalıyız. Hâlâ kişi başı 1000 doların gerisindeysek bunu düşünmemiz lazım. Türkiye turizm gelirinde ilk 10’a girebilecek potansiyele sahip. Ama turizmimiz 12 silindirli Ferrari olarak yalnızca 6 silindirini kullanabiliyor” diye konuştu.

Cari işlemler dengesinde açık büyümeyi sürdürüyor

Dış ticaret üzerine kurgulanan ekonomide enerji fiyatlarının yükselişiyle dış ticaret açığına bağlı cari açık büyümeye devam ediyor. Gelecek hafta açıklanacak 2022 Mart ödemeler dengesi çerçevesinde pozisyon almaya çalışan piyasalara göre söz konusu dönemde cari açık aylık bazda 5,3 milyar dolar, yıllık bazda 38,2 milyar dolar şeklinde tahmin edildi.

Türkiye 2 yıllık tahvil faizi Mayıs başından bu yana kuvvetli yükseliş kaydederek yüzde 27 seviyesini test etti. Enflasyon beklentilerindeki bozulma ve risk primindeki artış faizleri de yukarı yönlü etkiliyor. 5 yıllık CDS primi yeniden 700 baz puan seviyesinin üzerine yükseldi ve savaş haberleri ile Mart başında görülen tepe noktasına yaklaştı.

Küresel tarafta faizler haftalık bazda düşüş kaydetti. Avrupa tarafında 10 yıllık getirileri 20 baz puan ve üstünde gerilerken ABD 10 yıllık getirisi de yüzde 3’ün altına geriledi. Avrupa'da ekonomik aktivitede gerileme beklentilerini tahvil lokasyonunda da kendisini gösteriyor.

Aktif Bank ekonomistlerine göre, küresel tarafta ABD enflasyonu veri tarafında ön plana çıktı. Son dönemdeki hemen hemen tüm varlıklarda piyasa fiyatlamaları ABD enflasyon beklentileri ile ilintili olarak FED’in alacağı kararlar üzerinden okunabiliyor. Bu noktada ABD'de enflasyon manşet verisi yüzde 8,5'ten yüzde 8,3’e gerilese de beklentilerin üzerinde kaldı.

Bu gelişmelerle beraber hafta içi dolar endeksi yükselişi devam etti ve euro/dolar paritesinde 1,04’ün altına gelen fiyatlamalar görüldü. Küresel tarafta, risk iştahında düşüş ve resesyon beklentilerinde artış varlık fiyatlarına etki ediyor.

Ruble dışında tüm gelişen ekonomi para birimleri ABD dolarına karşı baskı altında kalırken TL’nin negatif ayrıştığı görüldü. TL yüzde 3’ün üzerinde değer kaybetti ve 15.50 seviyesi test edildi. Hem spot fiyat hem de oynaklık için Şubat ayındaki savaşın başladığı döneme benzer bir hareket görülüyor.

Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksi hafta içinde bir miktar satış baskısı gördü ancak 50 günlük hareketli ortalamasının üzerinde kalmaya devam ediyor. Küresel anlamda resesyon fiyatlamaları tüm riskli varlıklarda toplam pozisyonların daraltıldığına işaret ediyor. Bununla beraber resesyon beklentilerin az da olsa fiyatlamalara dahil olması endüstriyel emtialar üzerinde daha yüksek bir satış baskısı getirebiliyor.

Söz konusu gelişmelerle Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 1,61, altının gram satış fiyatı yüzde 2,33 değer kaybederken, euro/TL yüzde 1,35, dolar/TL yüzde 3,47 değer kazandı. Yurtiçinde 1000 TL’lik yatırım borsada 1016,1 lira, altında 1023,3 lira, euroda 986,5 lira, dolarda 1034,7 lira oldu.

Yatırım araçlarında mevcut performans şöyle oluştu:

BIST 100… BIST 100 endeksi, en düşük 2.361,77, en yüksek 2.500,89 puanı gördükten sonra haftayı önceki hafta kapanışına göre yüzde 1,61 azalarak 2.419,23 puandan tamamladı. Endeksin gelecek hafta 2350 – 2470 aralığında dalgalanması bekleniyor.

DOLAR/TL… Yurt dışı dolardaki kuvvetlenme TL’yi de olumsuz etkiliyor. ABD doları yüzde 3,47 değer kazanarak 15,4700 liraya yükseldi. Doların gelecek hafta 15,50 – 16,00 lira aralığında seyri öngörülüyor.

EURO/TL… Yurtdışında zayıf olmasına karşılık euro, parite etkisiyle TL’ye karşı değer kazanıyor. Euro yüzde 1,35 artışla 16,0350 liraya yükseldi. Euroda destek 16 lira, direnç 16,50 lira seviyesinde olacağı tahminleri yapılıyor.

ALTIN… Yurt dışında 1900 dolar seviyelerinden 1811 dolara inen ons altın, düğün ve nişan sezonu olmasına rağmen yurtiçi fiyatları da aşağı çekiyor. Kapalıçarşı’da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 2,33 kayıpla 901,50 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,33 azalışla 6.040,00 liraya geriledi. Geçen hafta sonu 1.514,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı da 1.480,00 liraya çıktı. Enflasyon kaynaklı dolar ve ABD tahvil faizlerinin yükselişi altın fiyatlarını baskılıyor.

PETROL… Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik petrol ambargosu planları enerji piyasalarında etkili olmaya devam ediyor. Brent petrolün 110 doları destek yaptığı gözleniyor. Brent petrol kriz ölçüsünde yüksek fiyatta kalacağı görüntüsü veriyor.

KRİPTO PARA… FED’in faiz artırımlarını seriye bağlaması, ABD’de dolar ve faizlerdeki güçlenme kripto para piyasasını olumsuz şekilde etkiliyor. S&P de pazardaki değer kaybının zamanlı bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Pazarın baş aktörü Bitcoin haftalık bazda yüzde 19,4 (28.940$), Ethereum yüzde 26,4 (1.976$) ve Ripple yüzde 32,3 (0,402$) oranında değer kaybetti. Pazarda haftalık en fazla değer kaybeden para yüzde 42,5 ile Solana oldu. Değer kazanan paralar ise yüzde 0,04 ile USD Coin ve yüzde 0,3 ile Binance USD oldu.