"YATIRIMCI DÖVİZ FONLARINA YÖNELİYOR"
Yüksek enflasyon, kur oynaklığı ve ekonomik belirsizlik ortamı, yatırımcıların döviz bazlı yatırım araçlarına ilgisini artırdı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde özellikle dövize dayalı yatırım fonlarının son yıllarda tasarruf sahipleri için alternatif bir araç haline geldiğine dikkat çekti.
Bankalarda tutulan döviz tevdiat hesaplarının (DTH) faiz getirilerinin, ABD ve Euro Bölgesi enflasyonunun gerisinde kaldığını belirten Eğilmez, yatırımcıların bu nedenle daha yüksek getiri potansiyeli sunan fonlara yöneldiğini ifade etti. Dövize dayalı yatırım fonlarının; eurobond, yabancı devlet tahvilleri, özel sektör tahvilleri, yabancı hisse senetleri ve kimi zaman altın gibi varlıklardan oluştuğunu aktaran Eğilmez, yatırımcıların bu sayede profesyonelce yönetilen geniş bir portföye ortak olduğunu vurguladı.
Ancak söz konusu fonların yalnızca dövizde kalmak kadar düşük riskli olmadığını belirten Eğilmez, özellikle küresel faiz hareketlerinin fon performansı üzerinde belirleyici olduğuna işaret etti. ABD Merkez Bankası’nın faiz artırdığı dönemlerde uzun vadeli eurobondların değer kaybedebildiğini belirten Eğilmez, dolar yükselse bile bazı fonların zarar yazabileceğini ifade etti.
Türkiye’nin risk primindeki yükselişin de Türk eurobondlarının fiyatlarını baskıladığına dikkat çeken Eğilmez, yatırımcıların yalnızca kur hareketlerine değil, küresel faiz politikalarına ve ekonomik gelişmelere de odaklanması gerektiğini kaydetti.
Özel sektör tahvillerine yatırım yapan döviz fonlarının daha yüksek getiri potansiyeli sunduğunu ancak risk seviyesinin de arttığını belirten Eğilmez, şirketlerin finansal sorun yaşaması halinde fon performansının olumsuz etkilenebileceğini söyledi.
Yabancı hisse senedi ağırlıklı fonlarda ise dalgalanmanın çok daha yüksek olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, özellikle teknoloji ve tematik sektör fonlarının kısa sürede yüksek kazanç sağlayabildiği gibi ciddi kayıplara da yol açabileceği ifade edildi.
Türkiye’de yatırım fonlarının büyük ölçüde Takasbank güvencesinde saklandığını hatırlatan Eğilmez, fon varlıklarının portföy yönetim şirketlerinin mal varlığından ayrı tutulduğunu belirtti. Buna rağmen yatırım araçlarının değer kaybetmesi durumunda yatırımcının zarar edebileceği uyarısında bulundu.
Fon seçiminde yalnızca geçmiş getirilerin dikkate alınmaması gerektiğini belirten Eğilmez, yatırımcıların fonun risk seviyesi, portföy dağılımı, yönetim ücreti, dolar bazlı performansı ve geçmişte yaşadığı değer kayıplarını da incelemesi gerektiğini ifade etti.
Düşük risk arayan yatırımcıların devlet eurobond ağırlıklı fonlara yöneldiğini, daha yüksek getiri hedefleyenlerin ise hisse senedi veya agresif serbest döviz fonlarını tercih ettiğini belirten Eğilmez, yüksek getiri beklentisinin aynı zamanda yüksek risk anlamına geldiğini söyledi.
Eğilmez, değerlendirmesini yatırım dünyasında sık kullanılan bir uyarıyla tamamladı: “Beleş peynir yalnızca fare kapanında bulunur.”