76. Berlinale'de Türklerin zaferi!
76'ncı Uluslararası Berlin Film Festivali olaylı başlamıştı.
Bir gazetecinin uluslararası Jüri'nin basın toplantısında Berlinale’nin İran ve Ukrayna halkı ile dayanışma göstermesine rağmen Filistinliler ile aynı dayanışma içinde olmadığını sorusuna Uluslararası Jüri Başkanı yönetmen Wim Wenders'in “sinema politikadan uzak durmalı” şeklinde özetlenebilecek cevabıyla tartışmaların fitilini ateşlemişti. Yaklaşık yüz sinemacının imza attığı protesto mektubu festival yönetimine verilmiş ve protestolar eşliğinde festival devam etmişti.
Bu kadar fırtınalı bir festivalde büyük ödülü Almanya adına yarışan Türk kökenli İlker Çıtak’ın yönettiği (ve Türk oyuncuların oynadığı) “Sarı Zarflar filmi Altın Ayı’yı aldı. Emin Alper’in yönettiği “Kurtuluş” filmi de Gümüş Ayı ile ödüllendirildi. Böylece Berlin Film festivalinin en önemli iki ödülünü Türkler almış oldu.
Düşman değil müttefikiz
Altın Ayı alan “Sarı Zarflar”ın ödül gerekçesi için Jüri Başkanı Wim Wenders “Bu, toraliterliğin siyasal diline karşı sinemanın empatik dilini son derece berrak biçimde konuşturan bir film… …Filminizi, ülkelerimizde ya da yakın çevremizde de gerçekleşebilecek yeni bir geleceğe dair ürkütücü bir önsezi olarak gördük, ülkesinde ya da mahallesinde despotizmin işaretlerini gören hepimizin derisinin altına işledi… Çağdaş sinemanın görkemli bir örneğini yarattınız -diyaloglarıyla, oyunculuklarıyla, çekim ve kurgu diliyle kusursuz bir film..” açıklamasında bulundu. Festivalde gösterildiği günden beri ilgi odağı olan “Sarı Zarflar” 27 Mart’ta Türkiye’de vizyona girecek. İlker Çıtak daha önce çektiği “Öğretmenler Odası” filmiyle Almanya’nın Oscar adaylığı için yarışmıştı.
Yalnız değilsiniz
Berlin Film Festivali’nde “Kurtuluş” filmiyle Gümüş Ayı ödülünü alan Emin Alper filmi kadar ödülü alırken yaptığı konuşmayla da çok ses getirdi. Alper Berlinale’ye, jüriye, set ekibine, oyuncularına ve filmin destekçilerine teşekkür ettikten sonra “ Filmimiz, korkunç suçlar işlemiş failleri konu alıyor Onların düşünce yapısını anlamak istedim. Ancak, hayatta kalanların durumunu da anlamaya çalıştım... En korkunç yalnızlığın, acı çektiğinizde yaşadığınız yalnızlık olduğunu öğrendim. Gazze’de, İran’da, Rojava’da ve Ortadoğu’da hakları için mücadele eden insanlar: Yalnız değilsiniz. Ve benim halkım da… Yalnız kalmayacağız.”
Sözleri uzun süre alkışlanan Alper, konuşmasında dört yıldır cezaevinde olan arkadaşı Çiğdem’i, Tayfun, Can ve Mine’yi, sekiz yıldır tutuklu Osman Kavala’yı, dokuz yıldır hapisteki Selahattin Demirtaş’ı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve seçmenlerini belirterek “Yalnız değilsiniz” mesajını yineledi. Emin Alper muhalif duruşuyla bilinen bir yönetmen. Daha önce “Kurak Günler” filmi sebebiyle Antalya Altın Portakal film Festivali’nde yaptığı ödül konuşmasıyla günlerce kamuoyunda konuşulmuştu.
Festivalin jüri başkanı Wim Wenders her ne kadar “Sinema politikadan uzak durmalı” dese de filmler ve o filmleri yapan yaratıcılar hayatın, hayattaki duruşun başlı başına bir politika olduğunun en güzel kanıtı. Bugüne kadar Türk Sineması Metin Erksan’ın yönettiği “Susuz Yaz”, Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği “Bal” filmleriyle Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı kazandı. Almanya adına yarışan Türk kökenli sinemacılar Fatih Akın “Duvara Karşı” filmiyle, İlker Çıtak ise “Sarı Zarflar” filmiyle Altın Ayı’yı kazandı. Onları bu olağanüstü başarısı da Türk Sineması adına büyük bir kazanç.

