Büyük devlet refleksi
İnsanlık bir boğazın kapatılmasına ilk kez şahit oldu. Daha önce Süveyş kanalı kaza ve savaş nedeniyle yani zorunlu olarak kapanmıştı.
İran dahil Körfez ülkelerinin boğazın kapatılması ve/veya abluka uygulanması ihtimalini hiç düşünmediklerini, hazırlık yapmadıklarını ve tedbir almadıklarını hayretle müşahede ettik. Batıya trilyonlarca dolar yatırım yapanlar ticaretlerini yani gelirlerini güvenceye almak için nakil hatlarını geçtim depo bile yapmamışlar.
Oysa Çin 2010’ların başında, ticaretinin %90’dan fazlasının geçtiği Malakka Boğazının kapatılması ve/veya ablukaya alınması ihtimaline karşı tedbir olarak Bir Kuşak Bir Yol projesini başlattı. Deniz yolu karayolundan ve demiryolundan mukayese edilmeyecek kadar ucuzdur. Neticede demiryolu ve karayolu yatırım gerektiriyor. Oysa deniz hazır. Çin’in onlarca limanı, binlerce gemisi var. Dünyanın her yerine ulaşabiliyor. Neden Bir Kuşak Bir Yola trilyon dolardan fazla para gömsün? Hem de nakliyenin pahalı olmasına rağmen.
Pekin, Malakka Boğazı kapatılırsa izole olacağını ve ticaret yapamayacağını gördü. ABD bu kozu kullanarak Çin’i iflasa sürükleyebilir veya tehdit ederek isteklerini yaptırtabilirdi. Bir Kuşak Bir Yol projesi bu ihtimali ortadan kaldırıyor. ABD Malakka Boğazını kapattığında, Çin ihracat ve ithalatlarını kara ve demiryolları üzerinden yapabilir. İzole olmaz, iflas etmez, sadece maliyetleri artar ve karlılığı düşer. Bu nedenle Bir Kuşak Bir Yol projesi Malakka Boğazının kapatılması ihtimalini de bitiriyor. ABD sonuç alamayacağı bir işe girişmez.
Nitekim Çin’in ticaretinin %80’den fazlası halen Malakka Boğazından geçiyor. %10 civarındaki azalmanın büyük kısmı Bir Kuşak Bir Yoldan değil yapılan petrol ve doğalgaz nakil hatlarından kaynaklanıyor. Çin boğaza olan bağımlılığını azaltmak için Bir Kuşak Bir Yolla yetinmedi. Geçtiğimiz yirmi yılda Türkistan’dan ve Rusya’dan Çin’e ulaşan ondan fazla nakil hattı inşa edildi. Çin gaz ihtiyacının yarıdan fazlasını ve petrol talebinin yarıya yakınını nakil hatları vasıtasıyla temin ediyor. Halen inşaatı devam eden hatlar var. Pekin İran’dan da nakil hatları inşa etmekte kararlıydı. Ama Afganistan’ın bir türlü istikrara kavuşmaması bu kararın uygulanmasına mani oldu. Önümüzdeki dönemde bu sorunda çözülecektir.
Çin’in Rusya ile birlikte geliştirdiği Kuzey Buz Denizini seyrüsefere uygun hale getirme projesinin de amacı boğaza olan bağımlılığını azaltmak. Avrupa, Amerika ve Afrika’ya yine denizyoluyla yani düşük maliyetlerle ama boğazı kullanmadan ulaşmak. Kuzey Buz Denizini kullanan gemi sayısı her sene katlanarak artıyor.
Petro karasal bir ülke olan Rusya’nın denizyollarını kullanmadıkça rekabetçi olamayacağını dolayısıyla sanayileşemeyeceğini tespit etti. Bunun üzerine Karadeniz’e ve Baltık Denizine ulaşmayı hedefleyen Petro, ahir ömründe Baltıklara ve Karadeniz’e ulaşıldığını gördü. Fakat bu başarı Rusları rahatlatmadı. Zira Türkler boğazları, İsveçliler Baltık Boğazını kapattığında Ruslar denizyolunu kullanamaz hale geliyordu. Rusların 18. Asrın ikinci yarısından 20. Asrın başına kadar yaptıkları savaşların amacı ya açık denizlere ulaşmaktır ya da açık denizlere ulaşmalarını engelleyen boğazları ele geçirmektir.
Rusya 1. Dünya Savaşına Boğazları elde edebilmek için katıldı. Stalin aynı nedenle Boğazlardan üs istedi. Günümüzden örnek vermek gerekirse, İsveç bu nedenle NATO’ya üye oldu. Anlı şanlı paşalarımız ve profesörlerimiz aylarca İsveç’in Rus işgalinden kurtulmak için NATO’ya üye olmak istediğini yazdılar. İsveç ile Rusya’nın sınırı yok. Rusya’nın İsveç’ten önce Finlandiya’yı işgal etmesi gerekir.
İsveç NATO’ya üye oldu çünkü Batı Bloku, Baltık Boğazını Rusya’ya silah taşıyan gemilere kapatarak Putin’i barışa mecbur etmek istiyordu. İsveç arkasına NATO’yu almadan bunu yapamazdı. Rusya İsveç’i işgal edemezdi ama Boğazı kapatmasına müsaade etmezdi. İsveç NATO’ya üye oldu ve boğazı kapattı.
Amerika’nın Grönland’ı istemesinin başlıca nedenlerinden biri, Grönland Denizinin Kuzey Buz Denizini Atlantik’e bağlayan tek suyolu olmasıdır. Danimarka Çin ve Rus gemilerinin Grönland Denizinden geçmesini önleyemez. Böyle bir hamle yapmaya gücü yetmez. Ama ABD isterse önler ki bu Rusya ve Çin’in milyarlarca dolar harcadıkları Kuzey Buz Denizinin seyrüsefere açma projelerinin son bulması demek.
Londra’nın Lozan’da asla taviz vermediği konulardan biri Boğazların kontrolünün İngiltere’nin oluşturacağı bir komisyonda olmasıydı. Böylece İngiltere menfaatleri gerektirdiğinde SSCB’nin sıcak denizlere ulaşmasını engelleyebilecekti. Türkiye Montrö anlaşmasıyla, büyük güçlerin arasındaki gerilimden yararlanarak bu modeli değiştirdi ve Boğazlarda tam kontrol sağladı. İngiltere sömürgelerinin tamamına yakınından çekildi ama Akdeniz’i Atlantik’e bağlayan Cebeli Tarık’ın yönetimini asla devretmedi.
Bu örneklerden de görülebileceği gibi büyük devletlerin ve büyük devlet olma istidadı taşıyan devletlerin yüzyıllık hedefleri olur. Stratejileri uzun vadelidir. Refleksleri bu hedeflere ve stratejilere uyumludur. Uzun süre takip edilen stratejiler zamanla refleks halini alır. Zaten bazen devlet aklı bazen derin devlet dediğimiz, sorunları önceden görerek harekete geçen reflekslerdir.