Hızlı internet, yavaş insan
İnternet hızlandı. Cihazlar hızlandı. İndirme süreleri saniyelere düştü. Peki biz ne durumdayız?
Fiber bağlantılar artık her yerimizde diyebilirim. 5G altyapısı hazır. 5G'de ilk sinyali 1 Nisan 2026'da almış olacağız. 5G ile 10 kat daha hızlı bağlantı, ultra düşük gecikme ile artık hayatımıza giriyor. Wi-Fi 7 destekli modemler raflarda yerlerini aldılar. Teknik veriler baş döndürücü bizi mutlu ediyor. Bir filmi dakikalar içinde indirebiliyoruz. Buluttaki dosyamıza saniyede ulaşıyoruz. Haritalar anında rotamızı çiziyor. (Düzgün çalışanı biraz zor ama) Hayat dijital olarak hiç olmadığı kadar bizim için hızlı artık.
Ama insan zihni bu hızla aynı ritimde mi ilerliyor?
Tam Tersine. Dikkat süremiz kısalıyor, sabrımız azalıyor, odaklanma kaslarımız zayıflıyor. Bir sayfanın yüklenmesi iki saniye gecikse huzursuz oluyoruz. Bir videonun başında reklam çıkınca tahammülümüz düşüyor. Beklemek artık bir arıza gibi bizlere geliyor. Bu durum trafiğe de yansıdı. Trafikte yeşil ışık yanınca hemen korna çalıyoruz. Peki neden biz bu duruma geldik?
İnsan beyni fiber optik değildir. Biyolojik bir sistemiz var. Bizler hızlanmıyoruz, uyum sağlamaya çalışıyoruz. Sürekli uyarana maruz kalan zihnimiz derin düşünme kapasitesini kaybediyor. Her şeyin anında gelmesi, değerin ölçüsünü de değiştiriyor. Emekle beklenen şey kıymetlidir; anında gelen şey sıradanlaşır.
Bir zamanlar bilgiye ulaşmak zordu. Bilgi için ansiklopediler karıştırılırdı, notlar tutardık, araştırma yapardık. Şimdi bilgi hazır, cebimizde. Ama bu bolluk, bize derinlik üretmiyor; çoğu zaman yüzeysellik üretiyor. Çünkü hız arttıkça bizim düşüncelerimiz sığlaşıyor.
Teknoloji elbette ilerlemeli. Kimse yavaş internet istemez. Sorun hızda değil, hızın bizde yarattığı davranış değişiminde diyebilirim. Sürekli hızlı akan bir dünyada, insan yavaş kalmaya cesaret edemiyor. Oysa yaratıcı fikirler, sakin anlarda doğar. Kararlar, aceleyle değil, sindirilerek alınır.
Bugün internet ışık hızına yaklaşıyor ama insan hâlâ aynı biyolojik ritimde yaşıyor. Aradaki makas açıldıkça stres artıyor. Her şeye yetişme baskısı, hiçbir şeye tam odaklanamama sonucunu doğuruyor.
Gerçek ilerleme sadece veri hızında değil, düşünce derinliğinde ölçülür. Fiber altyapılar kurarken zihinsel altyapımızı ihmal edersek, bağlantı hızımız artar ama anlam üretme kapasitemiz düşer.
Biz bu hızın içinde ne kadar insan kalabileceğiz?
Bağlantı hızımız arttı ama bağlantıda kalma becerimiz zayıfladı; mesele internetin hızı değil, insanın ritmi.
Güzel bir pazar günü diliyorum.
