SON DAKİKA

Makam odasına giden yol çöplükten geçiyor

Türkiye ekonomisinin belkemiği, üretimin ve ticaretin can damarı, canımız ciğerimiz esnafımız... Onların İstanbul'daki en şatafatlı, en ağır temsil makamlarından biri nerede? Beyoğlu Tarlabaşı'nda: İstanbul Bilumum Madeni Eşya ve Sanatkarlar Odaları Birliği.

İsim o kadar heybetli ki, okurken bile insanın gayriihtiyari ceketini ilikleyip esas duruşa geçesi geliyor. Beklentiniz nedir? Bu binanın kapısından devletin en üst düzey yetkilileri girer, bürokarsi çarkları döner, takım elbiseler içinde ciddi toplantılar yapılır. Peki gerçekte kapıda sizi bekleyen manzara ne?

Ceketini ilikleyip saygın bir edayla binaya doğru yaklaşan yetkilinin, kapıdan içeri girebilmek için önce küçük çaplı bir "Survivor" parkurunu tamamlaması gerekiyor! Çünkü tam kapının önünde, adeta binanın mimari bir parçasıymış gibi kurulanmış çöp konteynerleri var.

Evet, yanlış duymadınız. Devletin yetkililerinin ağırlandığı, Türkiye’nin mihenk taşı olan esnafın temsil edildiği o heybetli kurumun resmi karşılama komitesi: Ağzına kadar dolu çöp konteynerleri ve etrafa saçılmış çöp yığınları.

Oraya bir iş görüşmesi, bir protokol ziyareti veya sadece derdini anlatmak için giden bir esnaf olduğunuzu düşünün. Ayakkabılarınızı boyatmışsınız, dosyanızı koltuğunuzun altına almışsınız. Tam kapıdan içeri süzüleceksiniz... Hop! Önce çöp sularının üzerinden uzun atlama yapmanız, ardından rüzgarda uçuşan ambalaj atıklarına karşı bir nevi Matrix kaçışı sergilemeniz ve son olarak burun deliklerinizi iptal ederek o dar boğazdan geçmeniz gerekiyor.

İnsan gerçekten merak ediyor; sayın bakanlar, bürokratlar veya oda başkanları bu kapıdan girerken bir anlığına olimpik sporcuya dönüşmek zorunda kalmaktan hiç mi rahatsız olmuyor? Yoksa bu durum, "Esnafın derdi zaten dağları aşmış, kapıdaki çöpü aşsalar ne olur?" temalı gizli bir performans sanatı mı?

Şimdi burada bir durup objektif düşünelim. Çok mu devasa bir altyapı problemiyle karşı karşıyayız? Bu konteynerleri oradan kaldırmak için uluslararası bir ihale açılması, meclisten yasa mı geçmesi gerekiyor? Hayır. Alt tarafı tekerlekli teneke kutulardan bahsediyoruz. İnanın bu işlem uzay teknolojisi gerektirmiyor. Fizik kuralları da buna sonuna kadar müsaade ediyor.

Mesele elbette sadece bir "çöp" meselesi değil; mesele, esnafın vitrinine verilen değer meselesi. Bizim kültürümüzde esnaf sabah dükkanını açınca ilk iş kapısının önünü süpürür, temiz tutar ki dükkanın bereketi kaçmasın. Biz ise esnafın İstanbul'daki en tepe kurumunun kapısına çöp barikatı kurmuşuz ve bunu olağan kabul ediyoruz.

Sayın yetkililer, gelin şu tekerlekli arkadaşları 200 metre ileriye veya geriye alıverin. Gerçi hakkınızı yemeyelim; duyduğuma göre daha önce Birliğin şikayeti üzerine bu konteynerler oradan kaldırılmış. Fakat gel gör ki, mahalle sakini boşluğu affetmemiş! Konteyner yoksa bile "ruhu oradadır" diyerek, alışkanlıktan tam da o noktaya çöp atmaya devam etmiş.

Eh, hal böyle olunca herhalde "madem çöp atıyorlar, bari konteyner koyalım da etrafa dağılmasın" mantığıyla o demir yığınları o kapıya geri dönmüş. O yüzden sizden, biraz zahmet olacak ama küçük bir ricam daha var: Konteynerleri 200 metre ileriye taşıdıktan sonra, o boşluğa okkalı bir "Buraya Çöp Atmayınız" tabelası koysanız nasıl olur? Belki bu sayede o absürt döngüyü kırar, sorunu kökten çözeriz.

Gelin bu trajikomik duruma bir son verelim de esnafımız da devlet büyüklerimiz de binaya girerken cambazlık yapmak zorunda kalmasın. Temsil makamının ağırlığına, bari kapı girişinde biraz saygı gösterelim.

Sol 160x600