SON DAKİKA

Sessiz çığlık: İntihar

Esra Tanrıverdi Pazartesi 13 Nisan 2026 02:00

Aslında yazacak çok şey var. Gündem kalabalık, sorunlar ağır… Ama bazen bir konu vardır ki diğerlerinin sesini bastırır. Bu hafta yine öyle bir yerdeyiz.

Son bir ayda Marmaray ve metro istasyonlarında yaşanan 5 intihar vakası…

Bu sadece bir sayı değil.

Bu, beş ayrı hayat…

Beş ayrı hikâye…

Ve belki de fark edilemeyen beş ayrı “yardım çığlığı.”

Durup sormak zorundayız:

Nedir insanı kalabalığın ortasında, bir istasyonda, hayatını sonlandırma noktasına getiren şey?

İntihar Bir Anda Olmaz

Toplumda sık yapılan bir hata var:

İntihar sanki “ani bir karar” gibi algılanır.

Oysa gerçek şu:

İntihar çoğu zaman bir süreçtir.

Birikir…

Sessizce büyür…

İçeride derinleşir…

Ve kişi en sonunda şunu düşünmeye başlar:

“Bu acıdan çıkış yok.”

Modern insanın görünmeyen yalnızlığı

İstanbul gibi bir şehirde insanlar hiç olmadığı kadar kalabalık…

Ama bir o kadar da yalnız.

Araştırmalar bize şunu söylüyor:

İntihar genellikle bir “son damla” ile gerçekleşir.

Bu damla bazen:

 • Bir ayrılık

 • Bir mesajın gelmemesi

 • İş kaybı

 • Aile içi çatışma

 • Sınav başarısızlığı

 • Ekonomik sıkışmışlık

 • Ya da bir aşağılanma anı olabilir

Ama önemli olan şu:

O son olay değil, o olayın kişinin iç dünyasında yarattığı anlamdır.

Freud’un dediği gibi: Öfkenin yön değiştirmesi

Freud bu durumu çok çarpıcı anlatır:

İntihar, aslında dışarı yönelmesi gereken öfkenin kişinin kendine dönmesidir.

Yani kişi şunu yapar:

“Ben incindim… ama bunu dışarıya değil, kendime yöneltiyorum.”

Bu yüzden intihar bir zayıflık değil…

Yoğun bir içsel çatışmadır.

“Artık dayanamıyorum” noktası

İntihar etmek isteyen biri çoğu zaman ölmek istemez.

Acının bitmesini ister.

Ve o an zihinde şu daralma yaşanır:

 • “Başka çare yok”

 • “Kimse beni anlamıyor”

 • “Bu böyle gitmez”

Buna psikolojide bilişsel daralma diyoruz.

Kişi seçenekleri göremez hale gelir.

En büyük yanlış: Küçümsemek

Toplumda en tehlikeli cümleler şunlardır:

 • “Herkesin derdi var”

 • “Abartıyorsun”

 • “Güçlü ol”

 • “Geçer”

Hayır…

Geçmeyebilir.

Ve o kişi için o an, gerçekten dayanılmaz olabilir.

İntihardan bahseden biri asla:

- Şantaj yapıyor

- İlgi çekmeye çalışıyor

- Rol yapıyor

diye değerlendirilmemelidir.

Bu, çoğu zaman bir yardım çağrısıdır.

Peki ne yapmalı?

Bir insan “yaşamak istemiyorum” dediğinde ona verilecek en doğru yaklaşım:

✔ Dinlemek

✔ Yargılamamak

✔ Çözüm dayatmamak

✔ Küçümsememek

Ve en önemlisi:

 “Bu hayatı senin için tekrar yaşanabilir hale nasıl getirebiliriz?” sorusunu sormak

Stoacı filozoflar şöyle der:

“İyi yaşamak, iyi ölmektir.”

Ama biz bugün şunu ekleyelim:

İyi yaşamak, yalnız bırakılmamaktır.

İntihar bireysel bir eylem gibi görünse de

aslında toplumsal bir aynadır.

O aynaya bakmak zorundayız.

Çünkü her kayıp bize şunu sorar:

“Biz nerede eksik kaldık?”

Eğer bu yazıyı okuyan ve zorlanan biri varsa:

Bil ki bu duygu kalıcı değil.

Ve yalnız değilsin.

Bir psikoloğa ulaşmak, birine açılmak…

Bazen bir hayat kurtarır.