SON DAKİKA
Gıda ve Gastronomi Çarşamba 13 Mayıs 2026 02:02

HÜRMÜZ KRİZİNİN BEDELİ GIDA ENFLASYONU

Hürmüz Boğazı'nda artan jeopolitik gerilim, yalnızca petrol fiyatlarını değil küresel gıda zincirini de sarsıyor. Enerji, lojistik ve gübre maliyetlerindeki yükselişin Türkiye'de yaz aylarından itibaren raf fiyatlarına daha sert yansıması bekleniyor. Uzmanlar, özellikle un, bakliyat, ayçiçek yağı ve sebze-meyve grubunda yeni zam dalgasına dikkat çekiyor

Hürmüz krizinin bedeli gıda enflasyonu

Mustafa DENİZ

Ortadoğu’da tırmanan gerilimle birlikte yeniden gündeme gelen Hürmüz Boğazı krizi, küresel ekonomide yeni bir enflasyon dalgasının kapısını araladı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik boğazda yaşanan riskler, enerji maliyetlerinden lojistiğe, gübreden tarımsal üretime kadar geniş bir zinciri etkiliyor. Uzmanlara göre krizin en sert sonuçlarından biri ise gıda fiyatlarında hissedilecek.

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte navlun ve sigorta maliyetleri de artış gösterdi. Özellikle Körfez hattında taşımacılık yapan tankerlerin maliyetlerinde yaşanan yükseliş, ithalata bağımlı ülkelerde üretim giderlerini artırıyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde bu durumun en hızlı hissedileceği alanların başında gıda sektörü geliyor. 

Gübre ticaretinin merkezi

Uzman değerlendirmelerine göre Hürmüz hattındaki risk yalnızca petrol arzıyla sınırlı değil. Bölge aynı zamanda küresel gübre ticaretinin önemli merkezlerinden biri konumunda bulunuyor. Özellikle üre ve amonyak gibi tarımsal üretimde kritik öneme sahip girdilerin sevkiyatında yaşanabilecek aksaklıklar, tarım maliyetlerini doğrudan yukarı taşıyor. 

Tarım sektöründe artan enerji maliyetleri; sulama, sera üretimi, taşıma ve depolama giderlerini de yükseltiyor. Bu nedenle uzmanlar, yaz aylarından itibaren sebze-meyve fiyatlarında yeni artışların görülebileceğini ifade ediyor. Gübre fiyatlarında yüzde 30’a yaklaşan artış beklentisi ise yeni ekim döneminde üretim maliyetlerini daha da ağırlaştırabilir. 

Ekonomistler, oluşan tablonun klasik bir “petrol-lojistik-gıda” zinciri yarattığını belirtiyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişin önce taşımacılığı, ardından sanayi ve tarım üretimini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, bunun tüketici enflasyonuna doğrudan yansıdığı görüşünde. Özellikle işlenmiş gıda ürünlerinde maliyet baskısının önümüzdeki aylarda daha görünür hale gelmesi bekleniyor. 

Türkiye için risk ithalat faturası

Türkiye açısından en önemli risklerden biri de ithalat faturası. Petrol fiyatlarındaki yükselişin cari açığı büyütme ihtimali bulunurken, döviz kurunda oluşabilecek baskı da enflasyon riskini artırıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreli bir aksamanın Türkiye’de hem kur hem de enflasyon üzerinde ciddi baskı yaratabileceği uyarısında bulundu. 

Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar da savaş ve enerji krizinin gıda güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Küresel ölçekte tahıl, bitkisel yağ ve temel tarım ürünlerinde fiyat artışlarının hızlanabileceği belirtilirken, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yeni bir yaşam maliyeti baskısı oluşabileceği ifade ediliyor. 

ABONE OL