Dolar $
13,43
%-0.46 -0.06
Euro €
15,20
%-0.74 -0.11
Sterlin £
18,26
%-0.58 -0.11
Altın
796,02
%-0.52 -4.17
SON DAKİKA
Turizm Pazartesi 06 Aralık 2021 02:12

KARLAR ALTINDA NEW YORK…

New York deyince insanı bambaşka duygular sarar. Şimdi bile bu ışıltılı dünya şehrini düşününce o kadar çok şey aklıma geliyor ki. New York'u ben çoğunlukla kışın yaşadım. Bu nedenle New York'u karlar altında iyi biliyorum ve şunu söylemeliyim ki kar New York' a çok yakışıyor

Karlar altında New York…

Deniz DİKMEN

Her zaman New York’u bir Noel bayramında yani en görkemli, en süslü haliyle görmek istemişimdir. Öyle de oldu ve bir Aralık ayında yolumuz Amerika’ da bu devasa şehre düştü .

İki hafta kaldık ve sadece Manhatten’ın bir kısmını gezebildik diyebilirim. O kadar çok gezilecek görülecek yer vardı ki.

İlk New York’ a geldiğinizde şehir size biraz ürkütücü gelebilir. Tarihi devasa gökdelenlerin arasında, karanlık metro istasyonlarında ve zaman zaman karşılaştığınız sokaklarda yaşayan evsiz insanlar arasında kendinizi kaybolmuş ve küçücük hissedebilirsiniz ama bir iki gün içinde kente alışırsınız ve artık keyifli tarafını görmeye başlarsınız.

Her şeyden önce New York önemli bir finans merkezi olmanın yanı sıra bir eğlence, sanat, tasarım ve yeme içme vahasıdır.

ny-2

Gündüz ayrı akşam ayrı güzel

Otelimiz Empire State binasına çok yakın ve dolayısı ile çok merkezi. Buradan şehrin her yerine kolaylıkla ulaşmak mümkün. Şehir gündüz ayrı, akşam ayrı güzel. Her yer Noel süslemeleri ile parlıyor ve vitrinler senenin bu en önemli dönemi için büyük bir özenle hazırlanmış.

Rockefeller Center’ın önündeki meşhur çam ağacı yerini almış, insanlar altında buz pateni kayıyor ve bir yandan da Noel müzikleri çalıyor. Rockefeller binasının önünde altın renginde dev fındıkkıran ve melek figürleri caddeyi süslüyor. Macy’s, Saks 5th Avenue, Bloomingdale’s, Lane Crawford, Tiffany’s gibi çok İkonik Amerikan mağaza zincirleri ve markalar geleneksel olarak dünyaca meşhur vitrinlerini hazırlamışlar.

ny-1

Farklı bölgelere keşif

Her gün farklı bir bölgeyi keşfetmeye gidiyoruz.

İlk gün Manhatten’ın güneyinde kalan finans bölgesine gidiyoruz. Wall Street’in meşhur boğası ve Amerikan borsası, dev Amerikan bankalarını geziyoruz. Bir köşede özel bir Mc Donalds dükkanında bir piyanoda canlı müzik çalıyor. Etrafta harika kitap dükkanları var.

Burası çok ciddi bir semt. Buradan onbir Eylül ikibinbir de bir terör saldırısı sonucunda büyük bir yankı ile çöken ve binlerce insanın feci şekilde ölümüne sebep olan World Trade Center binaların bulunduğu bölgeye gidiyoruz.

Bugün ikiz kulelerin yani WTC binalarının çöktüğü yerde Ground Zero Memorial Müzesi bir anıt olarak bulunuyor.

Ground Zero Memorial’a 100 metre yakınlıkta ise küçücük 1766 senesinde inşa edilmiş St Paul Katedrali bulunuyor. Katedral dokuz Eylül olaylarından etkilenmeden ayakta kalabilmiş küçük katedral olarak biliniyor. Bu bölgeye gelen ziyaretçiler bu minik katedrale mutlaka uğruyorlar. Bu kilisede o karanlık günde can veren insanların resimleri, eşyaları, hayat kurtarmaya çalışan itfaiyecilerin eşyaları, kıyafetleri ve yaşanan olayların resimleri var. Her şey o günü o kadar canlı anlatıyor ki . Kilisede kalabalığa rağmen bir sessizlik hakim .

İnsan bu yaşanan kayıpların gerçek olduğuna inanmak istemiyor. Ziyarete gelenler belli ki bugün bir nevi müze olmuş kilisedeki sergilenenlerden çok etkileniyor.

Kendimizi tekrar dışarıya canlı sokaklara atarak bu ağır ve insanı düşündüren ve üzen ortamdan kurtulmaya çalışıyoruz.

ny-4

Harlem yolculuğu

Diğer bir gün kendimizi otobüsün içinde Harlem’e giderken buluyoruz. İlk Harlem’e gidişimizde sanırım otobüsten inmeye cesaret edemezdik. Burası tamamen siyahi Afro-Amerikan grupların elinde olan bir bölgeydi ve beyazlara pek de sempatik bakmıyorlardı.

Otobüste giderken sağımızdan solumuzdan tanıdık isimlerin sokak tabelalarını okuyoruz “Malcom X Meydanı”, “Martin Luther King Meydanı”, gospellerin okunduğu kiliseler, Appollo Tiyatrosu. Burası Harry Belafonte, Louis Armstrong, Arthur Miller, Burt Lancaster, J.D.Salinger, Billie Holiday, Elaine Parker,  Malcom X  ve yüzlerce sanatçının ve siyasi kişilerin doğup büyüdüğü yer. Daha sonraki senelerde özellikle Barack Obama Amerikan Başkanı olduktan sonra Harlem’in çehresi çok değişti ve burası uluslararası restoranlarıyla meşhur ve dünya markaların artık mağaza açtığı ve beyaz New Yorklularında artık rahatlıkla oturabildiği bir semte dönüşmeye başladı.

İşin enteresan tarafı hemen Harlem’e komşu dünyanın en çok milyarderin oturduğu semt bulunuyordu.

ny-7

John Lennon’un evi

Yoko Ono ve John Lennon çiftin uzun seneler oturduğu ve John Lennon’un suikasta uğradığı evi, Judy Garland, Lauren Bacall, Leonard Bernstein gibi ünlülerin oturduğu Dakota binası  , Jackie Kennedy’nin  New York’ta oturduğu daire Harlem bölgesine yakın .Sanki bu çoktan vefat etmiş dünyaca meşhur şahısların hala bu semtin sokaklarında ruhu ve izleri var.

Her gün başka yeni köşeler keşfediyoruz -Times Square, Beşinci Cadde, dünyanın en büyük ve en çok ziyaret edilen garı 1913 yapımı Grand Central Terminal, tarihi New York Kütüphanesi, Empire State Building, 

Chrysler Building, Columbus Square, Soho Bölgesi. Her yer görmeye değer ve mimarisi çok güzel.

New York’un müzeleri de elbette efsane. Mutlaka MoMa’ya, Guggenheim Müzesi’ne, New York Doğa ve Tarih Müzesi ‘ne gitmelisiniz. Metropolitan Müzesi’ne bolca zaman ayırmanızı ve ardından yanı başındaki muhteşem Central Park’ı keşfetmenizi önerebilirim.

Özellikle kar yağdıysa New Yorklular bu bembeyaz ve gölleri donmuş parkta bir yandan kızak kayıyorlar bir yandan buz pateni yapıyorlar. İnanılmaz bir cümbüş var .Bizde bu şekilde Central Park’ın bir ucundan diğer ucuna kadar kilometrelerce yürüyüp bir yandan yağan karın bu şehri nasıl bembeyaz bir renge boyadığının gözlemliyoruz. Hava buz gibi ! Ilerde parkın görkemli faytonlarını görüp çevredeki harikulade kafelerden birine girip sıcak çikolatamızı içip ısınmaya çalışıyoruz.

ny-6

Broadway gösterisi

New York’a gelince elbette bir Broadway gösterisi de kanımca mutlaka şart. Hepsi birbirinden güzel “Phantom of the Opera”, “Chicago”, “Jersey Boys”, “Wicked.” Hangisine bilet bulursanız mutlaka gidin.

Broadway öncesi ama mutlaka “Carmine”’restoranında bir yemek yiyin. New Yorklu bir arkadaşım bize önermişti. Broadway’e gitmeden önce Carmine’da yemek yemelisiniz demişti. Gerçekten muhteşem bir İtalyan restoranı, leziz yemekleri ve çok keyifli bir ortamı var.

Biz Noel döneminde New York’ta bulunduğumuz için New York City Balesi’nin “Fındıkkıran” performansını kaçırmadık. Bu baleden ne kadar büyük keyif aldığımı anlatamam. Dışarıda lapa lapa kar yağarken o sımsıcak Çaykovski bestelerini dinlemek ve olağanüstü güzellikteki sahnede muhteşem balerin ve baletleri seyretmek gerçekten özel bir armağan gibiydi.

Gösteriden çıkıp o sert kış gününde gösteri merkezinin karşısındaki restoranda yediğimiz akşam yemeği de o geceyi unutulmaz kılmıştı.

Eğer yerli New Yorkluların Noel’i nasıl yaşadıklarını deneyimlemek isterseniz 25 Aralık akşamüstü saat beş gibi Washington Square Arch’deki takın altında yapılan etkinliğe de gitmenizi tavsiye edebilirim. Genelde Rob Susmann Brass Quartett buraya gelip müzik çalar ve halk bu çok bilinen Noel şarkılara eşlik eder. Eğer şarkı sözlerini bilmiyorsanız hiç sorun değil. Hemen orda o akşam seslendirilecek şarkıların sözlerinden oluşan kitapçıklarda dağıtılır. New York halkı buraya, hava ne kadar soğuk olursa olsun, Noel şarkılarını seslendirmeye muhakkak gelir. Yaklaşık bir saatten fazla çok yalın, çok içten insanların söylediği tutku dolu şarkıları ve orkestranın çaldığı harika parçaları bu özel ortamda sizde dinleyebilirsiniz. Katılabilirsiniz. Birçok şarkının müzikleri size hiç yabancı gelmeyecek zaten. 

ny-3

Liste bitmek bilmiyor

Gördüğünüz gibi liste bitmek bitmiyor. Daha o kadar çok anlatılacak yer var ki, mesela Brooklyn Bridge, Özgürlük Anıtı, liman bölgesi, Hudson Bay’deki neşeli tekne turları, Rooftop barlar, Radio City Music Hall ve bilumum TV kanallarının merkezleri, Union Square ve Bryant Park’taki Noel pazarları, bit pazarları, High Line Park, Meatpacking District, Çin mahallesi, İtalyan mahallesi gibi ve New York’ta çok özel olarak 31 Aralık gecesi kutlanan ve “Ball Drop” diye adlandırılan yılbaşı şenlikleri gibi.

Ne çok özlemişim New York’a gitmeyi. Keşke bu sefer bir yaz mevsimine denk gelse ve New York’un yeni mekanlarını keşfetme şansım olsa.

Dilerim iki senedir dünyayı sarsan ve insanların özgürlüğünü ve yaşam sevincini ciddi boyutlarda olumsuz etkileyen karanlık pandemi perdesi tez zamanda etkisini yitirir ve insanlar eski neşesine ve gücüne kavuşup New York gibi harika dünya kentlerinde tekrar nefes almaya ve buraların kendine has kültürünü nüfus etmeye başlar.