Dijital yorgunluk
Yorgunluğu eskiden kaslarda hissederdik. Rahmetli anneme akşamları bu şekilde seslendiğimi dün gibi hatırlıyorum. "Anne, bugün çok yoruldum, bacaklarım çok ağrıyor."
Nur içinde yatsın. Hepimiz öyle değil miydik? Akşam olunca “Bugün çok yoruldum,” derdik. Şimdi ise çoğumuz masa başında adeta tükeniyoruz. Gün bitiyor ama enerji seviyemiz ise neredeyse sıfıra iniyor. Garip olan ise fiziksel olarak fazla hareketliğimiz yok. Buna rağmen zihinsel olarak bitap düşüyoruz.
İşte bunun adı ise dijital yorgunluk…
Sabah uyanır uyanmaz ekranla temasım başlıyor. Telefon alarmı beni uyandırıyor, ardından bildirimlere, mesajlara, haberlere bir bakayım derken, gün daha başlamadan beyin maratona başlıyor.
Beyin daha sabahın köründe ne yaşıyorum ben diye isyan ediyor.
Her bildirim aslında küçük bir dikkat kesintisi. Beyin bir işle uğraşırken başka bir uyarı geldiğinde odağı bölünüyor. Nörobilimde buna “Attention Residue” deniyor. Yani zihin bir işten kopup diğerine geçerken bir parçası geride kalıyor. Gün boyunca onlarca kez bölünen dikkat, akşam olduğunda zihinsel pilimizi sıfıra indiriyor.
Sorun sadece yoğunluk değil, süreklilik. Eskiden iş biterdi, akşam dinlenme başlardı. Şimdi iş cebimizde. E-posta, mesaj, sosyal medya, gündem vs. vs. Beynimiz “mesai bitti” komutunu alamıyor. Sürekli tetikte kalıyor. Bu da bizde görünmeyen bir stres yaratıyor.
En büyük yanılgı ise şu: “Kafam dağılsın” diye telefona bakmak. Oysa ekran değiştirerek dinlenemiyoruz. Sosyal medyada kaydırmak, kısa videolar izlemek, haber akışına dalmak. Beyni dinlendirmek yerine daha fazla uyarıyor. Her kaydırma bizde küçük bir ödül hissi yaratıyor. Bunun kimyasal adı dopamin. Sürekli uyarılan ödül sistemi, bir süre sonra daha fazlasını istiyor ama daha az tatmin oluyor. Sonuç ise hüsran, huzursuzluk ve bitmeyen yorgunluk.
Teknoloji burada suçlu değil, kontrolsüz kullanım suçlu. Sürekli açık bir çeşmenin musluğu gibi düşünün. Damla damla akan dikkat kaybı, gün sonunda sel etkisi yaratıyor. Bu yüzden son yıllarda dijital minimalizm yaklaşımı yükselişte. Amaç teknolojiyi bırakmak değil, yönetmek.
Gerçek dinlenme ekranı değiştirmek değildir. Beyin için dinlenme: tek işe odaklanmak, sessizlik, doğal ışık, doğada yürüyüş, bildirim sessizliği demektir. Bunlar kulağa sıradan gelir ama beyin için “reset tuşu” tam olarak budur.
Modern çağın en büyük yorgunluğu kaslarda değil, zihinde yaşanıyor. Şarj kablosu cebimizde ama beyin için priz yok. Belki de yeni çağın lüksü hızlı internet değil, sakin zihin olacak. Çünkü teknolojiyi biz kullanmazsak, o bizim dikkatimizi kullanıyor.
Güzel bir pazar günü dileklerimle…
