Dolar $
%
Euro €
%
Sterlin £
%
Çeyrek Altın
3969.62
%-1.39 -55.12
SON DAKİKA

Efsanevi Faust'un yolculuğu: İDOB sahnesindeki büyülü opera

Burak Fırat 26 Mar 2024

İDOB'un Türk operaseverlere ilk kez sunduğu efsane Faust Operası, sanatçılar ve teknik ekibin üretimiyle görsel ve işitsel hafızamızda yer edecek 

Efsanevi Faust karakteri, insanın sonsuz arayışının ve içsel çatışmalarının simgesi haline gelmiştir. Goethe'nin kaleminden doğan bu karakter, bilgelik arayışıyla akıl ve duygunun, iyilik ve kötülüğün arasındaki dengeyi sorgulayan bir figür olarak edebi geleneğin zirvesine taşınmıştır. Faust operası, bu derinlikli karakterin serüvenini, müzikal bir zenginlikle sahneye taşırken, insanın varoluşsal derinliklerine inen bir keşif yolculuğuna davet eder.

Charles Gounod'un ustalıkla bestelediği FAUST, sanatın büyüsüyle izleyiciyi sarıp sarmalayan bir deneyim sunar. Opera, Faust'un hayatının dönüm noktalarını ve Mephistopheles'in baştan çıkarıcı tekliflerini, dramatik bir dansın ritmiyle birleştirerek seyirciyi büyüler. İnsanın karanlık dürtüleriyle aydınlık arayışı arasındaki mücadele, sahnedeki büyülü atmosferde derinlik kazanır.

Sanatın en derin anlamlarından biri olan "Faust" teması, insanoğlunun bilgiye, güce ve mutluluğa olan arzusunun sonsuzluğunu ifade eder. Faust, bilgelik için ruhunu şeytana satan arayışçı bir figür olarak, insanın sınırlarını ve sonsuzluğu sorgulayan bir alegoriye dönüşür. Opera, bu içsel yolculuğu, müziğin diliyle anlatırken, izleyiciyi felsefi düşüncelerle baş başa bırakır.

Sanatın ve müziğin sihirli dokunuşuyla, Faust operası izleyicisini derin düşüncelere sürükler. Görsel ve işitsel bir şölen sunan bu eser, insanın varoluşsal karmaşıklıklarını anlamaya ve içsel yolculuğuna bir ışık tutmaya çalışır. Faust'un kaderi, izleyicinin kendi hayatının anlamını ve amacını sorgulamasına neden olurken, sanatın büyüsüyle ruhu besler ve zenginleştirir.

FAUST operası, sanatın sınırlarını zorlayan, insanın derinliklerine inen ve felsefi düşünceleri müziğin büyülü dokusuyla birleştiren unutulmaz bir deneyim sunar. Charles Gounod'un ustalıkla bestelediği bu eser, insan ruhunun karmaşıklıklarını keşfetmek isteyen herkes için bir yolculuk ve bir rehber niteliğindedir.  Eserde Faust rolünü Caner Akın, Berk Dalkılıç, Erdem Erdoğan ve Hüseyin Likos, Méphistophélès rolünü Zafer Erdaş, Tuncay Kurtoğlu, Gökhan Ürben, Marguerite rolünü Ayten Telek, Gülbin Günay, Dilruba Bilgi, Valentin rolünü Caner Akgün, Alper Göçeri, Burak Kul, Siébel rolünü Asude Karayavuz, Ayçin Sürücüer, E. Tuğba Tekışık, Wagner rolünü Çağdaş Bektaş, Burak Kul, Marthe rolünü Neslişah Pekin, Nursel D. Yazgan  dönüşümlü olarak üstleniyor. 

İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin (İDOB) sahnelediği Faust operası, sezon içinde de sanatseverlerle buluşmaya devam edecek. İDOB'un büyük zaman ve emek harcayarak Türkiye'de ilk kez sahneye koyduğu Faust'u izlememek sanatseverler için büyük bir kayıp olur.

CRR’de Barbaros’la caz ziyafeti

Başarılı sanatçı Barbaros,  Pasion Turca organizasyonuyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey (CRR) konser salonunda düzenlenen ve Nail Yavuzoğlu yönetimindeki CRR Caz orkestrasıyla birlikle verdiği konserle cazseverlere müzik ziyafeti verdi..

Ancak, bu sadece bir müzikal etkinlik değildi; aynı zamanda bir felsefi arayışın sahnesiydi. Salonun doldurduğu boşluk, sadece fiziksel bir mekan değil, aynı zamanda insan zihninin ve ruhunun bir yansımasıydı. Izleyiciler, müziğin dalgalarıyla yüzen gemi misali, kendilerini zamanın ötesinde bir yolculukta buldular.

Konserin başlangıcında, sahneye çıkan Barbaros ve CRR Jazz Orkestrası, birbirleriyle uyum içinde çalarken adeta bir ruh gibi hareket ettiler. Her nota, her vuruş, izleyicileri derin düşüncelere sürükledi. Akışın izinde ilerleyen bu müzikal yolculuk, birçok izleyici için sadece bir şarkı dinleme deneyiminden öte bir anlam kazandı.

Caz, özgürlüğün, spontane yaratıcılığın ve duygu ifadesinin bir aracı olarak bilinir. Ancak Barbaros adlı konserde, bu özellikler sadece müziğin yüzeyinde değil, aynı zamanda izleyicilerin ruhlarında da hissedildi. Improvizasyonların, duygusal seslerin ve ritmin birleşimiyle, izleyiciler kendi iç dünyalarında derin bir yolculuğa çıktılar.

Konserin sonuna doğru, salonun atmosferi tamamen değişti. İzleyiciler, müziğin sihirli etkisi altında, zamandan ve mekandan bağımsız bir deneyim yaşadılar. Belki de tam da bu noktada, felsefi bir gerçeği kavradılar: Gerçek özgürlük, sadece dışsal koşullardan bağımsız olmak değil, aynı zamanda içsel bir serbestlik duygusuyla da ilişkilidir.


Yazarın Son Yazıları
Yazarın En Çok Okunan Yazıları