Dolar $
32.21
%0.06 0.02
Euro €
34.96
%0.33 0.11
Sterlin £
40.95
%-0.04 -0.01
Çeyrek Altın
3968.86
%-1.41 -55.88
SON DAKİKA

Sırra kadem bastılar

Tarih boyunca toplu şekilde insanların kaybolmasını çokça okuduk, şaşırdık. İnsanların neden kayboldukları ve nerede oldukları konusunda da hiçbir ize rastlanmadı.

Geçenlerde okuduğum bir yazıda bu konu tekrar karşıma çıktı. Gelin birlikte bakalım..

1930 yılında Kanada'da bir balıkçı köyü olan Inuit, Anjikuni gölü etrafına yerleşen yaklaşık 2 bin kişiden oluşuyordu. Kürk avcısı olan Joe Labelle, Kanada'nın kuzeybatı topraklarındaki Anjikuni Gölü yakınlarında Eskimo halkının yaşadığı köye gitti. Joe, yaşadığı bölgeye yaklaşık 850 kilometre uzaklıktaki köye defalarca gitmişti ancak bu sefer köydeki durum diğerlerinden farklıydı. Köye garip bir sessizlik hakimdi. Köyde kimse yoktu ancak köylülerin yaşadığı çadırlarda pişmeyi bekleyen yiyecekler, üzerinde hala iğneler bulunan tamamlanmamış giysiler ve tüfekler bulunuyordu. Joe, insanların yokluğunu açıklayacak hiçbir şiddet ya da çatışma izine de rastlamadı.

Yiyecekler, silahlar hatta tüm kıyafetler yerindeydi. Kanada Polisi, birkaç gün önce gökyüzünde garip ışıklı nesneler görmüş ve rapor etmişti. Bugüne kadar ne olduğu asla bilinemedi ve ispatlanamadı.

Köyde bulunan çadırlara giren Joe gördüklerini, "Aylardır insan görmeyen köyde cesetler bulmayı umuyordum ama orada bir ailenin kişisel eşyalarından başka bir şey yoktu. Bir köşede birkaç geyik parkası vardı. Etrafa balık ve geyik kemikleri dağılmıştı. Yerde birkaç çift bot ve yağlı bir kap yer alıyordu. Parkalardan birinin altında bir tüfek buldum. O kadar uzun süredir oradaydı ki paslanmıştı. Kısacası her şey bir daha geri gelmeyi bekleyen insanlar tarafından bırakılmış gibi görünüyordu. Bir çadırda yanmış bir tencere yemek, diğerinde bir fok derisi vardı. Çadırlarda neler olduğuna dair kesin bir cevap bulamadım ancak her ne yaşandıysa köydeki 2 bin insanı etkileyen ani bir olaydı" diyerek anlattı.

Garip bir ışık gördü

Bölge yakınındaki insanların da köy halkı hakkında bir bilgisi yoktu. Sadece bu konuda bir tuzakçı ve oğlunun bu konuya dair bir bilgisi vardı. Tuzakçı, polislere, kendisi ve oğlunun Anjikuni Gölü'ne ilerlerken, mermi şeklinde büyük silindirik ve garip bir ışık gördüklerini söyledi.

'Uzaylılar mı kaçırdı?' iddiası

Sonrasında gizemli köyle ilgili hikayelere daha da beklenmedik ayrıntılar eklendi. Nigel Blundell ve Roger Boar'ın 'Dünyanın En Büyük UFO Gizemleri' adlı kitabında, civarda bir UFO gören üç tuzakçının yanı sıra binlerce kişinin kaybolması ve mezarlıkların mezarlardan çıkarılan cenazelerle dolu olması gibi büyük abartılar yer alıyordu. Polis ekipleri sonrasında Eskimolar'ın, Joe köye gelmeden yaklaşık 8 hafta önce kayıp olduğunu belirledi ancak tüm köyün bölgeyi neden boşalttığını hiçbir zaman öğrenemediler. Hikaye zaten yeterince tuhaf değilmiş gibi Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP) memurları olayı incelerken, Anjikuni Gölü üzerinde gökyüzünde gizemli yanıp sönen ışıklar gördüklerini söylediler.

Kuzey Kanada'daki gökyüzündeki ışıklar yani Kuzey Işıkları, ülkenin en uzak noktalarından bile görülebilen çarpıcı doğa olaylarıydı. Ancak bu arama kurtarma personelinin keşfettiği ışıklar, görmeye alışık oldukları doğal güzelliğe hiç benzemiyordu. RCMP, kuzey ışıklarından çok farklı bir şey görmüştü. Ufukta gözlemledikleri ışıklar, Kuzey Işıkları’nın aksine mavimsiydi ve yanıp sönüyordu. Ancak yanan ışıkların ne olduğu ve kayıp köylülerle bir bağlantısı olup olmadığı da açıklanamadı. Fakat 20. yüzyılın sonlarında çeşitli ufologlar, bu köyün sakinlerinin tarihin en büyük dünya dışı kaçırılma olaylarından birinin farkında olmadan kurbanları olabileceklerini öne sürdüler. Bu fikri destekleyen kanıtların en iyi ihtimalle anekdot niteliğinde olmasına rağmen varsayım hem ilgi çekici hem de korkutucuydu.

Dava kapandı

Bu konuyu çözüme kavuşturmak isteyenler, sürekli olarak orijinal hikâyeyi sorguluyordu. Joe, bölgeyi iyi tanıyan deneyimli bir tuzakçı olduğunu iddia ediyordu ancak kayıtlar onun 1930'dan önce hiç avlanma ruhsatı almadığını gösteriyordu. Haberi yayınlayan gazeteci Kelleher daha önce yazılarında abartı yapmakla suçlanmıştı ve makalesinde kullanılan resimlerden birinin onlarca yıllık olduğu ortaya çıkmıştı. Bu sorulara ve köye ilişkin kanıt eksikliğine dayanarak Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP), hikayeyi 1931'de uydurma olduğu gerekçesiyle reddetti ve davayı kapattı.

Bu olay bir kurgu olarak günümüze kadar getirilmiş bir efsane miydi yoksa gerçekten de yaşanmış mıydı? Gerçekten de yaşandıysa bu insanlar nereye gitmişti? Nerede oldukları konusunda hiçbir iz bulunamayan 2 bin kişi ve söz konusu sorular günümüzde de gizemini korumaya devam ediyor.