SON DAKİKA

Kolaylaştıkça zorlaşan hayat

Benim için hayat hiç bu kadar kolay olmamıştı. Yemek siparişi vermem iki tık. Ulaşım için birkaç uygulamaya dokunuş. Alışveriş, ödeme, iletişim… Hepsi cebimde. Peki o zaman ben neden bu kadar yorgunum?

Teknoloji bizlere zaman kazandırdı ama o zamanı neyle dolduracağımızı bize söylemedi. Eskiden zahmetli olan şeyler vardı. Beklemek, plan yapmak, emek vermek. Zordu ama güzel bir ritmi vardı. Şimdi ise her şey anında oluyor. Hızlı, pratik, zahmetsizce. 

Bizler için sorun da tam burada başlıyor.

Kolaylaşan hayat beklentimizi büyütüyor diyebilirim. Her şey hızlı oluyor, geç kalan tahammül edilemez hale geliyor. Her şey kolay, zor olan anlamsızlaşıyor. Bir şey için çaba harcamak, neredeyse gereksiz bir külfet gibi görülüyor.

Oysaki insan zihni “hep kolay” için tasarlanmamış. Bir şeyi elde etmek için uğraşmak, beklemek, bazen vazgeçmek. Bunlar hayatın anlamı. Bunlar hayatı yoran değil, anlamlandıran şeyler. Zorluk tamamen ortadan kalktığında, tatmin de sessizce geriye çekiliyor.

Bugün pek çok kişi şundan şikâyet ediyor:

“Her şeye sahibim ama içim rahat değil.”

Belki de sebep bu. Hayat kolaylaştıkça, mücadele alanlarımız daraldı. Küçük zaferler azaldı. Her şey hazır gelince, başarma hissimiz de zayıfladı. Konforumuz arttı ama dayanıklılığımız azaldı.

Hayatı sürekli pürüzsüzleştirmeye çalıştıkça, en ufak aksaklık büyük bir sorun gibi geliyor. Beklemek stres, belirsizlik, kriz, sessizlik, boşluk olarak algılanıyor.

Belki de ara sıra hayatın biraz zor olması gerekiyor.

Her şeyin hemen olmaması…

Bazı yolların dolambaçlı olması…

Bazı sonuçların gecikmesi…

Çünkü insan, ancak zorlandığı yerde kendini tanıyor.

Kolaylık hayatı hızlandırır. Ama anlam, çoğu zaman yavaşlıkta saklıdır.

Güzel bir pazar günü dileklerimle.

Sol 160x600