SON DAKİKA

Reyonlardaki zam oyunu

Sultan Yılmazcan - sultanylcan@gmail.com Cumartesi 11 Nisan 2026 02:00

Ülkenin en büyük zincir marketlerinin reyonlarında dönen fiyat oyunları artık daha görünür hale geldi.

Hafta sonu da dâhil olmak üzere T.C. Ticaret Bakanlığı ekiplerinin yaptığı denetimlerde, hem üreticinin emeğini hem de tüketicinin bütçesini zorlayan aracı yapılar ve market uygulamaları nedeniyle milyonlarca liralık idari para cezaları kesildi.

Sahada yapılan kontrollerde; hal kayıt sistemine aykırı biçimde düşük fiyat girişleri yapıldığı, birden fazla fatura düzenlenerek vergi kaybına yol açıldığı ve bu yöntemlerle fiyatların yapay biçimde yükseltildiği belirlendi. Ayrıca ürün alış bedellerinin sistemde düşük gösterilmesiyle rüsum ve stopaj yükümlülüklerinin eksik beyan edildiği de açıklandı. Sürece T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ekiplerinin de dâhil olduğu ifade edildi.

Ne var ki bu tespitler ve uygulanan cezalar, kısa vadede etiketlere indirim olarak yansımadı.

Markette 119 TL’ye satılan bir marulun, hale 7 TL’den giriş yaptığı görülüyor. Halden çıkışta katlanan fiyat, reyonlara ulaşana kadar birkaç kez daha yükseliyor. Böylece ürün, tarladan sofraya uzanan yolculuğunda yaklaşık 17 katına çıkmış oluyor.

Bu manzara artık istisna değil, neredeyse olağan hale geldi.

Her ne kadar milyonluk cezalar uygulanmış olsa da, kamuoyunda oluşan tepkilere rağmen halden markete uzanan fiyat zincirinde kayda değer bir değişim gözlenmiyor.

Peki, mesele yalnızca denetim eksikliği mi?

Yoksa bu düzen, tüketicinin fark etmemesine güvenerek mi işliyor?

Çünkü bu çark, ancak tüketici fark etmediği sürece dönebiliyor.

Ve belki de asıl soru şu:

Bu aracı düzeni ve fiyat oyunlarını durduracak olan gerçekten kim?

Markette etiket oyunlarıyla yönlendirilen tüketici, aslında farkında olmadan ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu da gösteriyor. Çünkü aynı tüketici, isterse alışveriş tercihleriyle dünyadaki zulme karşı da güçlü bir tavır ortaya koyabiliyor.

Bu gücün en çarpıcı örneklerinden biri ise son dönemde küresel ölçekte yükselen boykot hareketleri.

Çeşitli uluslararası raporlara göre İsrail ekonomisinde yaklaşık 70 milyar dolarlık bir daralma yaşandığı ifade ediliyor. Bu tablo, boykotun yalnızca sembolik bir tepki olmadığını gösteriyor. Etki sadece market raflarıyla sınırlı kalmıyor; asıl kırılma noktalarından biri akademik alanda yaşanıyor. Dünya genelinde akademik boykotların belirgin şekilde arttığı, birçok üniversite ve araştırma kurumunun İsrail ile olan iş birliklerini gözden geçirdiği ve bazı bağların koparıldığı belirtiliyor.

Bazı akademik çevreler bunun “tarihin en zor dönemlerinden biri” olduğunu ifade ederken, üniversite yönetimlerinin kriz toplantıları yaptığı da kamuoyuna yansıyor. Bu tablo, “boykot işe yaramıyor” diyenlere verilmiş en net cevaptır.

“Benim almadığım bir ürünle ne değişir?” diyenlere kulak asmayın. Dalga dalga büyüyen küresel boykot hareketi, yalnızca şirketlerin gelirlerini değil, aynı zamanda en güvendikleri ekonomik istikrar algısını da sarsıyor.

Nitekim farklı sektörlerde faaliyet gösteren bazı küresel markalar, satışlardaki düşüş nedeniyle küçülmeye gitme ve bazı pazarlardan çekilme kararı aldıklarını açıklıyor. Bu da boykotun etkisinin doğrudan ekonomik sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.

Bir ürünün satışındaki küçük gibi görünen düşüşler bile, küresel ölçekte milyarlarca dolarlık kayıplara dönüşebiliyor. Bu durum yalnızca şirketleri değil, binlerce çalışanı ve yatırım planlarını da doğrudan etkiliyor.

Tüm bu gelişmeler aslında tek bir gerçeği ortaya koyuyor:

Bu bir tesadüf değil.

Bu sonuç, bireylerin “zulme ortak olmuyorum” diyerek ortaya koyduğu iradenin bir yansımasıdır.