Petrol yükselirken altın neden düştü?
Ortadoğu'da savaşın devam etmesi ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla petrol fiyatları yükselişe geçti.
Buna karşılık dünya ekonomisinde altın fiyatlarının düşmesi dikkat çekti. Oysa savaş dönemlerinde altının yükselmesi beklenir. Burada göz ardı edilmemesi gereken bazı ekonomik parametreler var.
Bunlardan biri, Federal Reserve’in faiz kararıdır. Piyasalar faiz indirimi beklerken, Fed faizleri sabit bıraktı. Faiz indirimi yönünde ciddi bir baskı olmasına rağmen bu adım atılmadı. Faizlerin sabit tutulması doları güçlendirdi ve bu durum altının düşmesine etki eden nedenlerden biri oldu.
Ancak asıl önemli sebep petrol fiyatlarının artışıydı.
Savaş başladığında İran’ın petrol ya da doğalgaz tesislerinin vurulacağı öngörülmüyordu. Enerji tesislerinin hedef alınması hesapta yoktu. Fakat süreç içinde enerji altyapısının risk altına girmesi petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıdı.
Bu noktada bazı sermaye grupları petrol fiyatlarındaki artıştan büyük kazanç sağladı. Başta Rusya ve Rusya ile çalışan şirketler olmak üzere enerji piyasasında ciddi hareketlilik yaşandı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol fiyatları 110 dolara kadar fırladı.
Savaşlar artık sadece devletler arasında yaşanmıyor. Sermaye grupları ve büyük şirketler, tarih boyunca kriz dönemlerinde pozisyon alarak kazanç sağlamayı bilmiştir. Bu süreçte de düşük fiyattan altın alan bazı fonlar ve şirketler, altınlarını satarak petrol ve enerji yatırımlarına yöneldi.
Körfez ülkelerinin gelirleri büyük ölçüde petrole dayanır. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve enerji tesislerinin risk altına girmesi, bu ülkelerde nakit ihtiyacını artırdı. Nakit sağlamak için varlık satışları gündeme geldi. Bu satışların başında altın yer aldı.
Özellikle Dubai gibi önemli altın ticaret merkezlerinde ciddi altın satışları gerçekleşti. Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde dolar karşılığı altın satışları arttı. Bu da dolar talebini yükseltti.
Dolar yükselince, kıymetli madenler üzerinde baskı oluştu ve altın geriledi.
Altın, uzun vadeli bir tasarruf aracıdır. Ancak savaş başlarken “altın kesin yükselecek” düşüncesiyle yüksek fiyattan alım yapan birçok kişi, düşüş görünce panik satışına yöneldi. Bu da düşüşü hızlandırdı.
Oysa altın kısa vadeli al-sat aracı değil, uzun vadeli birikim aracıdır. İki gün sonra satmayı düşünen elbette zarar eder.
Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için ise bu sürecin yansıması daha ağır olur. Akaryakıt zamları, üretim maliyetleri, gıda fiyatları ve enflasyon baskısı kaçınılmaz hale gelir. Yani savaş bize kurşunla değil, benzin pompasıyla gelir.
Savaşların ardından dünya genellikle enflasyonist bir döneme girer. Böyle dönemlerde yatırımcılar yeniden kıymetli madenlere yönelir. Bu nedenle panik yapmak yerine sabırlı olmak gerekir.

