ÇİN'İN YENİ DÜNYA DÜZENİ VE SİNCAN GERÇEĞİ
Çin, teknolojik atılımları ve 400 milyona ulaşan orta sınıfıyla küresel ekonominin merkezine yerleşirken, "devlet kumandasında piyasa" modeliyle yeni bir dünya düzeni inşa ediyor. Ancak Pekin'in benzersiz bir kalkınma ve istikrar modeli olarak sunduğu Sincan politikaları, uluslararası arenada ağır eleştirilerle karşılaşıyor. Türk Çin Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Orçun Göktürk ve Uluslararası Af Örgütü Çin Araştırmacısı Alkan Akad'ın analizleriyle değişen Çin gerçeği ve Çin Hükümeti'nin yayımladığı "Beyaz Kitap" ışığında Sincan çıkmazının anatomisini tüm detaylarıyla hazırladık

Hakan ÖZBAY
Çin Halk Cumhuriyeti, sadece "dünyanın fabrikası" olma vasfını geride bırakıp, kendi kurallarını koyan ve küresel jeopolitiği yeniden şekillendiren devasa bir güce dönüştü. Ancak bu büyüme hikayesinin kodlarını doğru okumak için, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) devlet ve ekonomi üzerindeki sarsılmaz hakimiyetini ve dünyanın en çok tartışılan bölgesi olan Sincan'daki (Uygur Özerk Bölgesi) durumu aynı çerçeve içinde değerlendirmek gerekiyor.
MAO VE DENG'İN SENTEZİ: Xİ JİNPİNG DÖNEMİ
Çin'in bugünkü yapısını anlamak için devlet ile Parti arasındaki ilişkinin niteliğine inmek şart. Türk Çin Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Orçun Göktürk, ülkenin yapısal modelini değerlendirirken, Batı ile olan farka şu sözlerle dikkat çekiyor: "Çin’de anayasal ve kurumsal yapı Batı’daki liberal sistemlerden farklıdır. Devlet kurumları hukuki ve idari mekanizmaları yürütürken, stratejik yönlendirme ÇKP tarafından yapılır. Bu nedenle Çin’de siyaset, hukuk ve ekonomi birbirinden ayrışmış alanlar değil; daha çok aynı stratejik hedef doğrultusunda çalışan bütünleşik bir yönetim modelinin parçalarıdır."
1978 Reform ve Dışa Açılma süreciyle ülkenin rotasını değiştiren Deng Xiaoping döneminden bugüne uzanan süreci anlatan Göktürk, mevcut lider Xi Jinping'in konumunu ise şöyle özetliyor: "Aslında Xi, Mao ve Deng’in bir sentezi. Hem Deng gibi dışa açılmayı savunuyor, hem de Mao gibi Parti içi konsolidasyonu sağlamlaştırarak ve özellikle dış politikada Çin’i daha iddialı bir çizgiye tekrar geri döndürüyor."
İçeride inşa edilen "devlet kumandasında piyasa ekonomisi" modeliyle yapay zeka, yarı iletkenler ve elektrikli araçlar stratejik öncelik ilan edildi. Göktürk, devletin bu alanlardaki yönlendirmesinin altını çizerek, "Bu süreç hiçbir zaman Parti’nin stratejik yönlendirme rolünü ortadan kaldırmadı. Amaç elbette hızlı büyüyen sektörlerin devletin genel kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde hareket etmesini sağlamak" ifadelerini kullanıyor.
400 MİLYONLUK ORTA SINIF VE DEĞİŞEN TÜKETİM DENGELERİ
Bu devasa devlet planlaması, ülkede 400 milyona yaklaşan yeni bir orta sınıf yarattı. Dijitalleşmenin en üst boyuta ulaştığını belirten Göktürk, "Çin’de en kırsal alana bile gitseniz fiziki cüzdan kullanıldığını görmezsiniz. Bütün ödemeler Alipay ve WeChat Pay’in sağladığı QR kodları üzerinden telefonla yapılıyor" diyerek toplumsal değişimi vurguluyor.
Ancak rekor seviyelere ulaşan genç işsizliği, piyasa içinde yeni savunma mekanizmaları doğurdu. Göktürk, Çinli gençlerin tüketim alışkanlıklarındaki dönüşümü şu sözlerle aktarıyor: "Gençler arasında 'rasyonel tüketim' eğilimi dikkat çekiyor. Aynı zamanda gençler arasında 'píngjià tìdài' (uygun fiyatlı alternatif) olarak bilinen bir tüketim davranışı da ortaya çıktı. Bu modelde tüketiciler pahalı markalar yerine benzer kaliteyi daha düşük fiyatla sunan yerli ürünleri tercih ediyor."
ÇİN ASKERİ MÜDAHALEDEN UZAK DURUYOR
Devlet destekli sanayi politikaları, Çin'i elektrikli araçlarda ve batarya teknolojilerinde küresel liderliğe taşıdı. ABD kısıtlamalarının yerli üretimi hızlandırdığını belirten Göktürk, dış politikadaki duruşu ise "Çin’in temel refleksi bu tür krizlerde askeri müdahaleden uzak durmak ve diplomatik söylem üretmek olmuştur. ABD-İsrail-İran savaşına Çin’in yaklaşımı temelde stratejik pragmatizm, istikrar arayışı ve risk yönetimi üzerine kurulu" sözleriyle açıklıyor.
ULUSLARASI AF ÖRGÜTÜ'NÜN GÖZÜNDEN SİNCAN
Çin'in küresel yükselişi kadar tartışılan yegane konu ise Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki ağır asimilasyon ve insan hakları ihlalleri iddiaları. Uluslararası Af Örgütü Çin Araştırmacısı Alkan Akad, Pekin'in bölgedeki sert politikalarının temelinde Sovyetlerin dağılmasından çıkarılan derslerin yattığını ifade ediyor: "Çin bu bölgelerin kendisinden kopmasını istemiyor ve bütün politikaları da buna yönelik oluyor."
Bölgenin demografik yapısına devlet eliyle yıllardır müdahale edildiğini belirten Akad, "Uzun dönemler boyunca Sincan bölgesine ciddi bir Han Çinlisi, devlet tarafından oraya gönderilmesi söz konusu oldu. Bu da oradaki nüfusu dengeleme çabasıydı. Bu yüzden bazen biz azınlık dediğimiz zaman bazı Uygurlar bu konuda bize katılmıyorlar haklı olarak. 'Biz orada azınlık değildik' diyorlar" ifadelerini kullanıyor.
Bölgedeki en büyük kırılmanın 2016 yılının sonlarında yaşandığını belirten Akad, süreci şu sözlerle detaylandırıyor: "1 milyonun üzerinde Uygur'un keyfi bir şekilde yeniden eğitim merkezlerine, mesleki eğitim dedikleri kamplara toplanmaya başlanmasıydı. Çin ilk başta bu merkezlerin varlığını reddetti. Uluslararası kurumların raporlamalarından sonra kanıtlar artmaya başlayınca, 'Tamam' dediler, 'böyle yerler var. Fakat bu insanların birtakım ideolojik hastalıkları var, bizim bu ideolojik hastalıkları temizlememiz ve bunları normal insanlar haline dönüştürmemiz lazım.' dediler. Biraz da Amerika'nın başlattığı terörle mücadeleyi kılıf yaptılar."
Bölgede 2014 yılında başlatılan "Strike Hard" kampanyasını ve ardından gelen "Aşırılıkçılığı Engelleme Yönetmeliği"ni anlatan Akad, insanların tamamen insani sebeplerle nasıl fişlendiğini şöyle aktarıyor: "Aşırıcılığın alametlerinin neler olduğunu açıklıyor o yönetmelik. İçerisinde sakal bırakma, bir anda sigarayı ve alkolü bırakma, evine yüklü miktarda yiyecek alma gibi... Gayet insani olan hareketleri aşırıcılık olarak etiketliyorlar. İnsanlar yıllar önce Türkiye'ye ziyarete gittikleri için derdest edilip bu kamplara götürüldüler veya Suudi Arabistan'a ya da Mısır'a gitmişse bunu bir aşırıcılık sebebi olarak gördü yetkililer."
KUR’AN-I KERİM BULUNDURMAK TUTUKLANMA SEBEBİ
Bölgedeki gözetim ağının özel hayata kadar girdiğine vurgu yapan Akad, "Akraba Eşleştirme Programı" adı verilen sistemi şu sözlerle ifade ediyor: "2017-2018 itibarıyla her aileye Baojia dediğimiz bir kişi tayin edildi. Bu kişiler Uygurların evlerine yatılı olarak misafir olmaya başladılar. Ve bu resmi bir politika. Tam teşekküllü bir kontrol söz konusu. İnsanlar camiye giderken kimlik taramasından geçmek durumunda kalıyorlar. Evlerinde Kur'an bulundurmak bile tutuklanma sebebi sayıldı. Hatta nikah da dahil olmak üzere birçok şeyi gizli yapıyorlar."
Akad, Sincan'daki işkence iddiaları hakkında yüzlerce doğrudan tanıklık dinlediklerini belirterek, "Biz yüzlerce 'testimony' dediğimiz ifade aldık insanlardan. Bizzat bu işkenceye maruz kalmış insanlardan dinledim neler yaşadıklarını" diyor. Bölgeye gidip bağımsız haber yapmak isteyen yabancı gazetecilerin de engellendiğini söyleyen Akad, "Sürekli bir kontrol edilme durumu söz konusu. 'Chaperone' dediğimiz birileri size eşlik ediyor. Kamplardan serbest bırakılan bazı Kazaklar, yabancı gazetecilere konuşmayacaklarına dair belgeler imzalamak zorunda kaldıklarını söylüyorlar. Korku imparatorluğu kurulmuş durumda orada" diyor ve sivil bir ayaklanma ihtimalinin imkansız olduğunu vurguluyor.
ÇİN HÜKÜMETİNDEN İDDİLARA KARŞI RESMİ AÇIKLAMA
Batı'nın ve insan hakları örgütlerinin ağır söylemlerine karşı Çin Hükümeti, kendi resmi tezlerini ve bölgesel kalkınma rakamlarını dünyaya ilan etti. Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi tarafından 19 Eylül 2025 tarihinde yayımlanan ve resmi devlet beyanı niteliği taşıyan "Yeni Dönemde Sincan'ın Yönetimi İçin ÇKP Yönergeleri: Uygulama ve Başarılar" başlıklı "Beyaz Kitap", Pekin'in iddialara verdiği en net yanıt konumunda.
Sincan'ın bir kalkınma zaferi olarak sunulduğu resmi Beyaz Kitap'ta, bölgede uygulanan politikalar şu ifadelerle savunuluyor: "Bölgede kaostan istikrara ve istikrardan iyi yönetime doğru tarihi bir dönüşüm gerçekleştirilmiştir." Raporda ayrıca, "Yıllardır Sincan'da hiçbir şiddet veya terör olayı yaşanmamıştır. Tüm etnik gruplardan insanlar güvenlik içinde yaşamakta ve çalışmaktadır" denilerek, istikrarın hukuka dayalı bir şekilde sağlandığı vurgulanıyor.
Çin Hükümeti'nin 19 Eylül 2025'te açıkladığı resmi raporda yer alan verilere göre ekonomik ve demografik sıçrama da dikkat çekici boyutlarda:
• 2012'de 4.914 km olan demiryolu işletme uzunluğu 2024 yılı itibarıyla 9.202 kilometreye ulaşmıştır.
• Karayolu ağı 165.900 km'den 230.000 kilometreye çıkmış ve tüm vilayetlere otoyol erişimi sağlanmıştır.
• Bölge sakinlerinin 1949'da 30 yıl olan ortalama yaşam süresi beklentisi, halk sağlığının teşvik edilmesiyle 2024'te 77 yıla yükselmiştir.
Beyaz Kitap'ın sonuç bölümünde ise, "Çin modernizasyonunun büyük yolculuğunda, Partinin yeni dönemde Sincan'ı yönetmeye yönelik yönergeleri, etkinliğini göstermeye ve bölgeye refah getirmeye devam edecektir" denilerek mevcut politikalardan geri adım atılmayacağının mesajı veriliyor.
Sonuç olarak; altyapı rekorları kıran ve teknoloji üreten Çin, kendi tanımladığı "istikrar ve refah" modeli ile Batı'nın "insan hakları" değerleri arasındaki fay hattında yürüyüşüne devam ediyor.
ÇİN'İN YENİ TÜKETİM KAVRAMLARI SÖZLÜĞÜ
• Jīngzhǔn Xiāofèi: Rasyonel Tüketim. Gençlerin işsizlik ve ekonomik dalgalanmalar karşısında gereksiz harcamalardan kaçınarak, finansal güvenliği ön plana aldığı yeni tüketim davranışı.
• Píngjià Tìdài: Uygun Fiyatlı Alternatif. Batılı pahalı markalar yerine, benzer kaliteyi daha düşük fiyatla sunan yerli ve milli Çin markalarının tercih edilmesi durumu.
• Çifte Dolaşım (Dual Circulation): Çin ekonomisinin dış şoklara karşı korunması amacıyla, büyümenin ana motoru olarak iç pazarı merkeze alan, dış ticareti ise bunu tamamlayıcı olarak konumlandıran resmi devlet stratejisi.
RAKAMLARLA SİNCAN'IN İKİ YÜZÜ
Çin Hükümeti'nin 19 Eylül 2025 Resmi Raporuna Göre:
• 9.202 Km: Bölgede inşa edilen ve 2012'ye göre neredeyse iki katına çıkan demiryolu ağı.
• 77 Yıl: Sağlık yatırımlarıyla 1949'dan bugüne yükseltilen ortalama insan ömrü beklentisi.
• %97: Sincan'da tarım, ekim ve hasatta ulaşılan makineleşme oranı.
Uluslararası Af Örgütü'nün Verilerine Göre:
• 1 Milyon +: 2016'dan bu yana "mesleki eğitim" adı altında keyfi olarak kamplara alınan tahmini Uygur sayısı.
• Baojia Sistemi: Çin yetkililerinin, "kontrol" amacıyla doğrudan Uygurların evlerine yatılı olarak misafir edildiği resmi politika.
• 19'a 17: BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin işkence iddialarını belgeleyen raporunun İnsan Hakları Konseyi'nde tartışılmasını reddeden oylama sonucu.
