Gece, Işık ve Hikâyeler
Gündüz geçtiğimiz o kalabalık ve telaşlı sokaklar, o sıkışık yollar, kendilerini sessizliğe bırakırken, gece ışığında size bambaşka hikâyeler anlatacaktır. Çünkü güneş battığında bu şehir yeniden canlanacaktır.
Müzeler ışıklarıyla yeniden hayat bulacak, yıldızlar parlayacak, sinema salonları karanlığın içinde yeni dünyalar sunarken, kitaplar ise dönüş yolunda ya da belki de evinizde size eşlik edecek…
Hazır mısınız? Bu hafta rotamızı gecenin kültürüne çeviriyoruz.
Güneş battığında müzeler yeniden canlanıyor
Yaz akşamlarını kültürle buluşturmak, müzeleri bambaşka bir atmosferde deneyimlemek isteyenler için Gece Müzeciliği, kültür rotası adına farklı bir alternatif sunuyor. 1 Ekim 2026 tarihine dek birçok müze ve örenyeri standart ziyaret saatlerinin ardından kapılarını tekrar açıyor. Sadece İstanbul değil; Antalya, Aydın, Adıyaman, Gaziantep ve Bitlis gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinde yer alan 20 müze ve örenyeri akşam saatlerinde de ziyaretçilerini ağırlıyor.
İstanbul durakları arasında İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi ve İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi öne çıkıyor. Topkapı Sarayı ise Milli Saraylar bünyesinde yer aldığı için belirli dönemlerde düzenlenen gece ziyaretleri kapsamında misafirlerini ağırlayabiliyor.
Müze ve örenyerlerine ilişkin güncel ziyaret bilgileri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmî internet sitesi muze.gov.tr üzerinden takip edilebiliyor. Eğer ilk kez gece müzesi gezecekseniz, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ya da Galata Kulesi iyi bir başlangıç olabilir. Belki aynı eser, gece ışığında size bambaşka bir hikâye anlatır.
Işıkla anlatılan bir hikâye
Bazı hikâyeler perde açıldığında başlar, bazıları ise hava karardıktan sonra… Astra Lumina, ikinci sezonuyla ziyaretçilerini yıldızların peşinden ilerleyen görsel bir anlatının içine, masalsı bir geceye davet ediyor.
Ziyaretçilerinin yürüyerek parçası olduğu bu gece yürüyüşü, dijital sanat, ışık tasarımı ve doğayı bir araya getiren deneyim odaklı büyüleyici bir atmosfer sunuyor. 1,1 kilometrelik orman parkurunda ışık, ses, projeksiyon ve hikâye anlatımıyla ilerleyen dokuz tematik bölümden oluşuyor.
İzlenen değil; adım adım deneyimlenen bu hikâye, yıldızların peşinden ilerleyen görsel bir anlatının parçası olmamı sağladı. Yıldızların gizemini keşfetmek bu haftanın en etkileyici ve unutulmaz deneyimlerden biriydi. Bu arada yıldızların altında bol bol dilek dilemeyi ihmal etmedim. Siz de yolunuzu Astra Lumina’ya düşürürseniz, bu fırsatı değerlendirmeyi unutmayın!
İfşa Günü
Bazen bir filmden etkilenirsiniz ama neden etkilendiğinizi tam olarak anlatamazsınız. Benim için Disclosure Day (İfşa Günü) filmi de böyle bir filmdi. Yalnızca uzaylı yaşamı üzerine değil; insanlık, inanç, teknoloji ve gerçeği arayış üzerine düşündüren bu katmanlı anlatıyı izledikten sonra benim gibi bir süre daha düşünmeye devam etmek isteyen okurlar için bir önerim var: Mehmet Erduğan’ın “Dinleyin: Bilimkurgunun Yeni Vahiyleri” başlıklı yazısını okuduğumda, zihnimde dolaşan birçok düşüncenin satırlara döküldüğünü hissettim. Elbette aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz ama filmi farklı bir perspektiften değerlendirmek isterseniz bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Ancak dikkat (!) içerik fazlasıyla spoiler içermektedir.
Oyuncak Hikâyesi 5
Yıllardır dostluk, büyümek ve vedalaşmak üzerine unutulmaz hikâyeler anlatan Oyuncak Hikâyesi serisi, beşinci filminde bu kez dijital çağın çocukluğunu odağına alıyor. Hem çocuklara keyifli bir macera sunuyor hem de yetişkinlere nostaljik bir yolculuk vadediyor. Özellikle seriyi yıllardır takip edenler için, değişen dünyada dostluk ve aidiyet üzerine sıcak bir hikâye izlemek isteyenlere önerilebilir. Oyuncak Hikâyesi 5'in en güçlü yanı ise teknolojiyi suçlamak yerine bize şu soruyu sordurması: Çocukluğun büyüsü gerçekten kayboluyor mu, yoksa sadece şekil mi değiştiriyor? Siz ne dersiniz?
Can Yayınları temmuz seçkisini duyurdu
Can Yayınları temmuz ayı yayın programında Türk edebiyatının önemli isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ve dünya edebiyatının güçlü kalemlerinden George Orwell, bu ay okurla buluşturacağı eserler arasında yer alıyor. Modern Türk öykücülüğünün öncü isimlerinden Sait Faik Abasıyanık'ın Kumpanya ve Az Şekerli adlı eserleri ile George Orwell'in Bir Fili Vurmak adlı deneme kitabı, Celâl Üster çevirisiyle okurla buluşuyor. Kitapta Orwell'in 1920'lerin sonundan 1940'lara uzanan dönemde kaleme aldığı otuz seçilmiş deneme yer alıyor.