SON DAKİKA
ziraat web

Balkan gezilerimde öğrendiğim acı gerçek...

Mehmet Berk Ergin - mbe@mehmetberkergin.com Pazartesi 18 Mayıs 2026 02:00

Son bir buçuk ay içinde rotamı iki defa Balkanlar'a çevirdim. Arnavutluk'tayken, Arnavutluk ve Arnavutluk'a komşu iki ülke vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz gittiklerini öğrendim. "Nasıl yani?" dedim kendi kendime. Sonra biraz daha araştırdım; meğer istisnasız bütün Balkan ülkeleri Avrupa'ya vizesiz uçuyormuş...

Haritayı açıp Avrupa'ya bir bakın. Tüm Balkan ülkeleri, Moldova, Gürcistan, hatta savaşın ortasındaki Ukrayna bile Avrupa'ya vizesiz giriyor. Koskoca Avrupa coğrafyasında kapı dışında bırakılan, konsolosluk köşelerinde sıkıntılar çeken kimler kaldı biliyor musunuz? Geniş çaplı yaptırımlarla karşı karşıya kalan Rusya, Belarus ve tabii ki yarım asırlık AB adayı Türkiye'miz!

İnanabiliyor musunuz? Rusya ve Belarus'u saymazsak, koca Avrupa coğrafyasında kapı dışında bırakılan, konsolosluk köşelerinde uğraşan tek millet bizmişiz. Gerçeği tüm çıplaklığıyla görünce resmen dilimi yuttum...

Yıllardır kendi kendimizi teselli ettiğimiz, paçalarımızdan çeken bahaneler var: "Müslümanız diye bizi istemiyorlar", "Mülteci ülkesi olduk", "Ekonomik sorunlarımız var"...

İnanın bana, İtalyan arkadaşımla oturup şu vize muhabbetlerini yaparken yemin ediyorum çok utanmıştım. Türkiye'nin vizeye maruz kalmasına şaşırmıştı. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak, "Bizim ülkenin insanları direkt gelemez, önce haftalarca randevu kovalamalılar, ardından bir dünya evrak toplamalılar, ayrıca banka hesaplarını kanıtlamaları lazım" demek insanın çok ağırına gidiyor...

Ekonomi ve din bahaneleri

Ekonomiyi bahane edenleri dikkate alarak inceliyorum ve şaşkınlığım artıyor. Bugün sınır komşumuz Gürcistan, Avrupa’ya rahatça girebiliyor. Kıtalar ötesine gidelim... Hiperenflasyonun pençesinde olan ve siyasi krizlerle boğuşan Venezuela... Veya ekonomik darboğazdan bir türlü kurtulamayan Arjantin, Brezilya... Bu ülkelerin vatandaşları için Schengen bölgesi diye bir dert, 'Acaba vizem reddedilir mi?' diye bir endişe yok. Biletlerini alıp uçağa biniyorlar. Bizim ekonomimiz, AB üyesi olmuş ülkelerden bile büyükken, mesele nasıl sadece ekonomi olabilir? 

Toplam ekonomik büyüklüğümüz (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla - GSYH); sınır komşularımız Bulgaristan ve Yunanistan’ı geçtim, bugün Avrupa Birliği'ne üye olan 27 ülkenin tam 22'sinden çok daha büyük bir hacme sahiptir. Yanlış duymadınız!

Bizim sadece bir coğrafi bölgemiz bile bu ülkelerin birçoğunun toplam ekonomisinden daha fazla üretiyor. Buna rağmen onların vatandaşları Avrupa'nın efendisi gibi gezerken, bizim vatandaşımız konsolosluk kapılarında 'Acaba banka hesabımda yeterince param olduğuna inanırlar mı?' endişesi yaşıyor.

Gelelim o en meşhur cümleye: "Bizi Müslüman ülke olduğumuz için istemiyorlar." Lütfen kimse kusura bakmasın ve bana bu kolaycı bahaneyle gelmesin! Tamam belki Müslümanız diye önyargıları olma ihtimali var ama hemen arabayla bile birkaç saat ötemizdeki Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova gibi ülkeler Müslüman değil mi? Binlerce kilometre ötedeki Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri... Onlar rahatça Avrupa'ya girerken, mesele nasıl din olabilir?

Mülteci meselesine gelince, anlaşma kapsamında AB vize muafiyeti sürecine dair de mutabakata varıldığı söylenmişti, sonuç acı... 

Mültecilerin bir kısmı ülkelerine döndü. Bakalım bundan sonra ne olacak?

Pasaportun itibarı, ülkenin itibarıdır

Peki ya biz? Gencecik üniversite öğrencilerimiz hayallerinden oluyor. İş bağlantısı kuracak tüccarımız, sanatını icra edecek sanatçımız, bilim yapacak akademisyenimiz, hatta hastasını tedavi ettirecek vatandaşımız haftalarca randevu kovalıyor. Konsolosluk kapılarında evrak yığınlarıyla uğraşmak, potansiyel bir "riskli" muamelesi görmek zorunda kalıyor. Sebepsiz yere reddedilen vizeler, yanan paralar ve bozulan moraller herkesin malumu.

Artık bu tarz argümanların arkasına saklanmak yerine bazı gerçeklerle yüzleşip diplomatik açıdan başarılı adımlar atmalıyız. Bölgedeki krizlerden ve endişe verici sorunlardan ötürü Avrupa Birliği'nin bize ihtiyacı olduğu bir gerçek. Reddediliyoruz bahanesini bir mazeret olarak sunmak yerine mevcut durumları lehimize çevirecek, masaya yumruğumuzu diplomatik zekayla vuracak hamleler yapmalıyız...

Seyahat özgürlüğünün önündeki bu duvar sadece Avrupa ile de sınırlı kalmıyor. Önümüzdeki hafta hayırlısıyla Afrika kıtasına, Kenya ve Uganda’ya gidiyorum. Düşünün ki Uganda da bizden vize istiyor. Kenya da istiyordu, yakın zamanda tüm dünyayı kapsayan yeni bir elektronik onaya (eTA) geçtiler. Nereye yüzümüzü dönsek önümüzde bürokratik bir bariyer var...

Yöneticilerimizin bazı şeyleri düşünme ve bir an önce harekete geçme vakti çoktan geldi de geçiyor. Vatandaşımızı bu vize cenderesinden kurtaracak kalıcı bir çözüm bulmak gerekiyor.