Gazetemizin kıymetli yazarlarından Alparslan Güler'in https://analizgazetesi.com.tr/yazarlar/abd-cin-ticaret-savaslari-ve-turkiye-riskler-firsatlar/ yazısından ilham alarak ABD'nin rakiplerini nasıl egale ettiğini ele almaya karar verdim.
Rusya-Ukrayna savaşı başladığından beri Kremlin sürekli nükleer silah kullanacağı tehdidinde bulunuyor. Ne zaman Ukrayna ve Batı etkili bir hamle yapmayı planlasa Kremlin ''Bu hamleyi yaparsanız nükleer silah kullanabiliriz'' diyor. Bahse konu hamle yapılınca hem sessiz kalınıyor hem de nükleer silah kullanılmıyor. Bu süreç defalarca tekrarlandığından Rusya artık ciddiye alınmıyor. Aslında ciddiye alınmaması çok tehlikeli çünkü Rusya'yı tahrik ediyor.
Ülkelerin eğitim kalitesini ölçen ve diğer ülkelerle karşılaştıran uluslararası değerlendirme kuruluşlarının hazırladığı raporlarda, olmamız gereken yerden daha aşağılardayız. Bunun en önemli nedenlerinden biri, öğretmen kalitesinin düşüklüğü. Reforme ederek, "Öğretmen Okulları" modeline geri dönmeliyiz. Diğer bir önemli neden, ezberci eğitim sistemi ve müfredat.
Mevcut teşvik sistemimizde Türkiye, şehirlerin kalkınma seviyelerine göre bölgelere bölünmüş durumda. En geri kalmış şehirleri içeren bölgeye en yüksek, en gelişmiş şehirlerin yer aldığı bölgeye en düşük teşvik veriliyor. İlk bakışta makul gibi gözüken bu sistemin hiçbir cazibesi yok. Zira artık global bir dünyada yaşıyoruz. Yatırımcılar nereye yatırım yapacaklarına, alternatif ülkeleri karşılaştırarak karar veriyorlar. Bizim sistemimiz yatırım çekmeyi değil, zaten Türkiye'ye yatırım yapmaya karar veren şirketleri geri kalmış şehirlere yönlendirerek, bölgeler arasındaki kalkınma farkını azaltmayı ve sosyal adaleti sağlamayı hedefliyor.
Trump'ı iki kelimeyle tanımlamamız gerekse en doğru ifade, ''küreselleşme karşıtı'' olur. Trump'a göre, Amerika'nın başlattığı küreselleşme, bugün itibariyle ABD'yi tehdit ediyor. Aslında tehdit küreselleşme değil. Küreselleşmeyi fırsata çeviren Çin. Trump'a göre, Çin'i durdurmanın yani Amerika'nın tek süper güç olduğu statükonun devamı, küreselleşmenin durdurulmasıyla mümkün.
''Bir taşla iki kuş vurmak'' diye bir tabir var ya Türkiye eğer tamamlayabilirse, Kalkınma Yolu projesiyle çok fazla kuş vuracak. Geçen haftaki yazımızda Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesindeki hedefinin ticaret hacmini arttırmak ya da karayollarına kaydırmak olmadığını, denizden ambargo uygulanması ihtimaline karşı alternatif güzergah oluşturduğunu ifade etmiştik. Nitekim Ukrayna'nın işgali nedeniyle kuzey koridorunun atıl hale gelmesine rağmen Türk ülkelerinden geçen orta koridorda dikkat çeken bir hareketlenme yok.
Çin'in 2013 yılında Bir Kuşak Bir Yol projesini başlatacağını ilan etmesiyle tabiri caizse ''koridorlar ve ticaret yolları dönemi'' başladı. Pekin bu projeyle, Şangay'dan yola çıkan bir tır ya da trenin en hızlı şekilde Amsterdam'a, Sen Petersburg'a ve Rabat'a yani en doğudan en batıya ulaşılmasını hedefliyordu.
SSCB yıkıldıktan sonra Türkiye, enerji koridoru olmayı stratejik hedef olarak belirledi. Zira Türk ülkeleri, sahip oldukları zengin petrol ve gaz rezervlerini sadece Rusya üzerinden piyasalara ulaştırabildiklerinden Moskova'nın takdir ettiği fiyatlara razı oluyorlardı. Farklı bir güzergaha ihtiyaçları vardı. İran'a ambargo uygulandığından ve Afganistan istikrarsız olduğundan en iyi alternatif Türkiye'ydi.