Cumhurbaşkanımız, Akdeniz'in altından geçirilecek nakil hattıyla Kıbrıs'a doğalgaz götürüleceğini söylediğinde hayret ettim.
Türkiye, birbirlerinden kopuk olan ve farklı özellikler arz eden bölgelerin kesiştiği coğrafyada kurulmuş. Kafkasya, İran, Ortadoğu, Akdeniz, Balkanlar, Karadeniz ve Avrupa, Anadolu'da kesişiyor. Doğuyu batıya bağlayan kadim ticaret yolları vatanımızdan geçiyor. Bu nedenle Anadolu doğuyu fethetmek isteyen batılıların ve batıyı istila etmeyi amaçlayan doğuluların ilk hedefi olmuş. Üç tarafının denizlerle çevrili olması, Anadolu'nun bir başka avantajı.
Fas ile Türkiye AB'ye komşular. Her iki devletinde AB ile kaçak göçmenlerin iadesi anlaşması var. Geçen hafta sadece bir günde, 60 000 civarında göçmenin denizden kaçak yollarla girdikleri İspanya'nın Septe şehrini istila etmesi, Avrupa'da paniğe yol açtı. İstilanın üzerinden 12 saat geçmeden İtalya İspanya'dan serbest geçişleri askıya aldı.
Netanyahu uzun süredir Trump'tan randevu almaya çalışıyor ama başaramıyordu. Oysa başta İran savaşı, Suudilerle imzalanan uranyum zenginleştirme anlaşması, Türkiye'ye F-35'lerin verilmesi, İsrail ordusunun Lübnan'dan çekilmesi, Batı Şeria ve Gazze olmak üzere görüşmeleri gereken konular var.
Geçen ay Azerbaycan ile Türkmenistan, Hazar'ın ortasında yer alan Dostluk enerji sahasının, denizin dibine döşenecek doğalgaz nakil hattıyla Azerbaycan'ı Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştıran TAP ve TANAP nakil hatlarına bağlanması konusunda anlaştılar.
Trump, barışın sağlanmasını çok istediğinden, haddinden fazla taviz vererek İran'la ateşkes anlaşmasının imzalanmasının yolunu açtı. Savaş planlanandan uzun sürdüğünden petrol, gaz ve gübre fiyatları fırlamıştı. Bunun sonucunda Amerika'da benzin fiyatları çok arttı. Amerikalılar için benzinin galon fiyatı, ekonominin iyi durumda olup olmadığının ölçütüdür.
Her ne kadar ortak bildiri imzalansa da tam mutabakata varıldığı açıklansa da NATO üyeleri arasında derin fikir ve çıkar farklılıkları var. NATO devam ediyor, edecek zira üye ülkelerin başka alternatifleri yok. NATO üyesi olmanın maliyeti sürekli artıyor olsa da NATO'suz olmuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kanada seyahati esnasında nükleer reaktör ziyaret etmesi ve anlaşma imzalaması nükleer silah üretmek amacıyla adım attığımız şeklinde yorumlandı. Konunun nükleer silah üretimiyle yakından uzaktan ilgisi yok. Haddizatında Kanada nükleer silah sahibi değil. Böyle bir hedefi ve çalışması da olduğunu sanmıyorum. Ayrıca hiçbir ülke bir başka ülkeye-o ülke uydusu değilse-nükleer silah teknolojisi vermez.