SON DAKİKA

AB veri temelli risk yönetimini devreye alıyor

Erdem İlbeyi Pazartesi 27 Nisan 2026 02:00

Günümüzde ticaret sistemi klasik ticaret yapma biçimlerinin çok ötesine geçerek bambaşka bir yapıya dönüştü.

Kendini geliştirmeyen ya da güncel gelişmeleri takip etmeyen şirketler oyunun dışında kaldı. Yakın gelecekte ise sadece günceli takip etmek yeterli olmayacak. Takip etmek, izlemek, farkında olmak yetmeyecek. Çünkü izlemek içinde bir miktar edilgenlik barındıran bir fiildir. Etkin olmak gerekiyor. Gelişmelerin gideceği yönü görebilmek ve günü gelmeden bu yöne doğru aksiyon almak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.

Klasik ticaret sistemi

Bizim bildiğimiz ticaret sistemine göre beyan esastır. Beyan, eşyanın ne olduğu, neden mamul olduğu, nerede kullanılacağı, menşei, ticaret ülkesi gibi bilgileri içerir. Kontrol bu bilgiler üzerinden yapılır. Ancak bu ticareti kimin yaptığı, nereden yaptığı, kimin taşıdığı, ticareti yapan şirketin geçmiş hareketleri veya cezai işlemleri çoğu kez ikinci planda kalır. Evet, bunlar da incelenir ancak öncelik eşyanın riskli olup olmadığıdır.

Riskler artık sınırda değil veride yönetiliyor

Avrupa Komisyonu 2023 yılında Avrupa Birliği gümrük sistemini kökten değiştirecek kapsamlı bir reform paketi yayımladı. Bu dönüşümle gümrük sistemi dijitalleşecek, veriler merkezi hale gelecek ve risk değerlendirmesi AB düzeyinde yapılacak. Bu dönüşümün en önemli araçlarından biri Import Control System 2 (ICS2) sistemidir. Bu sistem eşyanın varışından önce veriyi alacak, risk analizini yapacak ve kontrol kararını verecek. Kısacası risk artık sınırda değil, eşya yola çıktığında hesaplanacak. Kontroller fiziki olarak değil, veriler üzerinden yapılacak.

Uygulamanın takvimi de netleşmiş durumda. 2023’te reform duyuruldu, 2026’da risk hesaplama araçlarının çerçevesi üzerinde uzlaşma sağlandı. 2028 yılında veriler bir merkezde toplanacak ve “Data Hub” devreye girecek. 2034 yılında ise bu sistem ticaretin temel altyapısı haline gelecek.

Blockchain, Data Hub ve Yapay Zeka

Global ticaret ekosisteminde yer alan birçok kişi son yıllarda teknolojik değişimin iş yapış biçimini nasıl dönüştürdüğünü bizzat gördü. Aslında bir çağın kapanıp yeni bir çağın başladığı bir dönemin içindeyiz. Teknolojinin hızlı ilerleyişi daha birçok değişimin habercisi.

Bir dönem “Endüstri 4.0”ı konuştuk. Ardından “Blockchain” gündeme geldi. “Green Deal” ile birlikte üretim ve ticaret süreçleri yeniden şekillenmeye başladı. Şimdilerde ise hayatımızın merkezine “Yapay Zekâ” yerleşmiş durumda. AB’nin attığı bu adım ile ticaretin nasıl yapılacağına dair yeni bir model ortaya çıkıyor.

ICS2 kapsamında yapılacak risk analizleri için doğru veri kritik hale geliyor. Doğru veri denince akla gelen teknolojilerden biri blockchain. Blockchain teknolojisinin dağıtık defter yapısı, zaman damgası kullanımı ve verinin değiştirilemez şekilde kaydedilmesi veri güvenliğini önemli ölçüde artırıyor. ICS2 sisteminde eşyanın hareketlerinin güvenilir verilerle takip edilmesi açısından blockchain teknolojisinden faydalanılması kaçınılmaz görünüyor.

Bu verilerin “Data Hub”da toplanması ve sonrasında yapay zekâ teknolojileriyle analiz edilmesi önümüzdeki dönemin en önemli gündem başlıklarından biri olacak.

AB Türk gümrük sistemini model alabilir

Türkiye’de gümrükle iç içe çalışan dış ticaret erbabı, gümrük müşavirleri ve lojistik sektörü bu dönüşümün ne anlama geldiğini büyük ölçüde biliyor. Çünkü bizim gümrük uygulamalarımız uzun süredir risk temelli bir mantıkla çalışıyor. Türkiye, coğrafi olarak riskli bir bölgede bulunması nedeniyle risk yönetimi konusunda önemli bir deneyim kazandı. Bu durum sahada Kırmızı Hat, Sarı Hat ve Yeşil Hat olarak karşımıza çıkıyor.

Arka planda çalışan algoritmalar birçok parametre üzerinden risk hesaplaması yapıyor ve buna göre kontrol sonuçları ortaya çıkıyor. Hatta gümrük dünyasında “firma kritere düşmüş” veya “gümrük müşaviri kritere düşmüş” gibi ifadeler artık teknik bir dil haline gelmiş durumda.

Ancak bu durum “biz zaten bunu biliyorduk” şeklinde anlaşılmamalı. Türk gümrükleri risk yönetimi konusunda teorik olarak güçlü bir modele sahip olsa da yeni dönem bu modeli teknoloji ile desteklemeyi gerektiriyor. Bu nedenle doğru bir model kurmuş olsak da teknolojik altyapı açısından önemli eksiklerimiz olduğu bir gerçek.

Tek pencere sistemi önemli bir adım. Ancak beyanname üretme sistemi aynı hızda gelişmedi. Halen günün ihtiyaçlarına tam olarak cevap verebilen bir beyan sistemi bulunmuyor. Türkiye’nin dış ticaret verilerinin büyük bölümünün tek bir yazılım şirketi altyapısı üzerinden yürütülmesi ise veri güvenliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu.

Ticaret Bakanlığı’nın günün ihtiyaçlarına uygun, modern ve güvenli bir beyan sistemi geliştirmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda. Çünkü ICS2 belirli standartları zorunlu hale getirdiğinde, CBAM sürecinde yaşandığı gibi daha büyük uyum sorunlarıyla karşılaşma ihtimali oldukça yüksek.

Formun Üstü

Formun Altı