Trump, ABD'nin kurduğu ve/veya dahil olduğu ittifakların Amerika'nın aleyhine çalıştığını düşünüyor ki bu fikrinde haksız sayılmaz.
İki aydır gündemin en önemli maddelerinden biri CHP'li belediyelere düzenlenen yolsuzluk operasyonları. Bu operasyonların Tayyip Beyin talimatıyla yapıldığı iddiası, ''Mağduruz, suçumuz yokken cezalandırılıyoruz'' kanaatini oluşturmaya ve kamuoyunu etkilemeye dönük propagandaların bir parçası.
SSCB siyasal liberalleşmeye öncelik verdiği için dağıldığından, Çin, 1980'lerin ikinci yarısından itibaren ekonomik liberalleşmeyi esas alan politikalar uyguladı. Batı dünyası yekvücut halde Çin'in kapitalist dünyaya entegrasyonunu destekledi. Zira ucuz ve çalışkan işgücüne sahip olan Çin'in kapitalistleşmesi onlar içinde avantajlıydı. Ayrıca kapitalist bir ülkenin eninde sonunda siyasi olarak ta liberalleşeceğinden yani demokratikleşeceğinden emindiler. 1980, 90 hatta 2000'lerde hiçbir Batılı devlet Çin'in süper güç olabileceğini öngörmüyordu.
Tayyip Beyin ''Avrupa'yı Türkiye'nin tam üyeliği kurtarır'' mesajını, gerçekten tam üyelik hedeflediği için verdiğini düşünmüyorum. Hedefi AB ile ilişkileri geliştirerek daha fazla kazanım elde etmek olmalı. Zira Tayyip Bey konuşmasında AB'nin her biri birbirinden büyük sorunlarını arka arkaya sıralıyor. Bunların hiçbiri Türkiye'nin katılımıyla çözülemez.
Trump başkan olduktan sonra meydana gelen gelişmeler ''Batı ittifakı yıkılıyor mu?'' sorusunun ortaya atılmasına yol açtı.
AB ülkeleri birbirlerinin peşi sıra Türkiye'ye uyguladıkları yaptırımları kaldırdılar. Yıllardır sürüncemede bırakılan Eurofighter satışı onaylandı. Buda yetmezmiş gibi Fransa, Türkiye'ye en son teknoloji Meteor füzelerinden vereceğini açıkladı.
Hafta başında 2024 yılının turizm istatistikleri açıklandı. Turist sayısı geçen yılı %9 nispetinde aşarak 62 milyonu geçmiş. Turizm gelirleri ise %14 artışla 61 milyar doların üzerine çıkmış. Gelirlerin kişi sayısından fazla artması, turist başına harcama tutarının da arttığını gösteriyor. Geçen yılın ve 2024 için belirlenen hedeflerin üzerine çıkılması başarılı bir yıl geçirdiğimizi gösteriyor.
SSCB dağıldığında 9 milyon nüfusa sahip olan Bulgaristan bugün 6 milyon. Bu nüfusun 1 milyondan fazlası Türk, yarım milyondan fazlası Roman. Aslında Bulgaristan'da kadın başına doğum oranı 2'nin altında da olsa çok düşük değil. (1,78) Tabii bu oran Türkler ve Romanlar sayesinde bu kadar yüksek. Otuz yılda, nüfusunun üçte birini kaybedilmesinin asıl sebebi göç. Genelde göç edenler gençler olduğundan ve yaşam süresi uzadığından nüfus sadece azalmıyor aynı zamanda yaşlanıyor. Her üç kişiden biri 60 yaşın üstünde.