SON DAKİKA
ziraat web

Yeni dünya düzeninin ilk fotoğrafı mı?

Erdem İlbeyi Pazartesi 18 Mayıs 2026 02:00

Son haftaların en önemli diplomatik gelişmesi şüphesiz ABD Başkanı Donald Trump ve beraberindeki Amerikan heyetinin Çin ziyareti oldu. Bu ziyaret, Trump'ın ikinci dönemindeki ilk Çin teması olmasının yanında, uzun yıllar sonra ABD'den Çin'e gerçekleştirilen en önemli üst düzey görüşmelerden biri olarak kayıtlara geçti.

Ancak bu ziyaret yalnızca iki ülke liderinin bir araya gelmesinden ibaret değil. Bence çok daha büyük bir sorunun cevabı bu karelerin içinde saklı: Dünya önümüzdeki yıllarda nasıl bir siyasi iklimin içine girecek?

Hatta iddialı bir cümle kurayım; bundan yüz yıl sonra tarihçiler bu ziyareti yalnızca bir diplomatik temas olarak değil, küresel güç dengesinin değiştiği dönüm noktalarından biri olarak da değerlendirebilir.

Bu süreci anlamak için biraz geriye gitmek gerekiyor.

İsrail–İran hattında başlayan ve giderek büyüyen gerilim kısa süre içinde yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir çatışma olmaktan çıktı. ABD’nin sürece doğrudan dahil olmasıyla birlikte mesele bölgesel sınırlarını aşarak küresel dengeleri etkileyen bir başlığa dönüştü.

ABD uzun yıllardır alışık olduğu yöntemlerle kriz yönetmeye çalıştı. Sert açıklamalar yaptı, askeri güç gösterileri sergiledi ve baskı kurmaya çalıştı. Fakat bu kez karşısındaki ülke Irak veya Suriye değildi. İran, toplumsal dayanıklılığı, devlet kapasitesi, bölgesel etkisi ve askeri yetenekleriyle kolay yönetilebilecek bir dosya olmadığını açık şekilde gösterdi.

Süreç ilerledikçe sahadaki askeri gelişmeler kadar diplomatik gerçeklikler de görünür hale geldi. ABD’nin kendi şartlarını tek taraflı biçimde dayatabileceği bir zeminin oluşmadığı görüldü. İran da yalnızca savunma yapan bir ülke gibi davranmak yerine masaya kendi talepleriyle oturabileceğini ortaya koydu.

Tam da bu noktada diplomatik açıdan daha büyük bir gelişme yaşandı: Trump’ın Çin ziyareti.

Bana göre ziyaretin asıl önemi burada başlıyor.

Çünkü dünya uzun yıllardır ABD merkezli tek kutuplu düzenin devam edip etmeyeceğini tartışıyordu. Çin’in ekonomik yükselişi herkes tarafından kabul ediliyordu; ancak küresel krizlerin çözümünde gerçekten belirleyici bir aktör olup olmadığı konusu hâlâ tartışmalıydı.

Pekin’de verilen görüntü ise farklı bir tablo ortaya koydu.

ABD, küresel ölçekte etkileri giderek büyüyen bir kriz ortamında Çin’le doğrudan temas kurma ihtiyacı hissetti. Bu durum yalnızca diplomatik bir tercih değil, aynı zamanda yeni güç dengelerine ilişkin önemli bir işaret olarak da okunabilir.

Bu nedenle bugün artık dünyada fiilen iki merkezli bir yapının oluşmaya başladığını söyleyenlerin sayısı giderek artıyor.

Elbette bu, ABD’nin küresel liderliğini kaybettiği anlamına gelmiyor. Askeri kapasite, finansal sistem üzerindeki etkisi ve küresel kurumlar üzerindeki gücü hâlâ çok yüksek.

Ancak aynı şekilde Çin’i yalnızca bir üretim merkezi olarak tanımlamak da artık mümkün görünmüyor.

Çin bugün enerji akışından tedarik zincirlerine, ticaretten diplomatik etki alanına kadar birçok başlıkta göz ardı edilemeyecek bir güç haline geldi.

Belki de bu ziyaretin dünyaya verdiği en önemli mesaj şuydu:

Artık hiçbir ülke küresel meseleleri tek başına yönetebilecek bir konumda değil.

Peki Türkiye bu tablonun neresinde?

İlk bakışta Ortadoğu’daki belirsizliklerin Türkiye’ye yeni fırsatlar oluşturduğu düşünülebilir. Ticaret yollarının değişmesi, alternatif lojistik merkez arayışları ve güvenli liman ihtiyacı Türkiye’nin stratejik önemini artırabilir.

Ancak uzun vadede Türkiye’nin ihtiyacı kaos değil, normalleşmedir.

Çünkü Türkiye yalnızca bölgenin içinde bulunan bir ülke değil; aynı zamanda Ortadoğu ile Avrupa, Asya ile Batı arasında kurulan ticaret ağlarının merkezinde yer alıyor.

Bu nedenle bölgesel krizlerin kalıcı hale gelmesi değil, istikrarlı bir ekonomik düzenin oluşması Türkiye açısından çok daha değerli olacaktır.

Önümüzdeki dönemde cevap arayacağımız soru artık yalnızca “kim daha güçlü?” sorusu olmayacak.

Asıl soru şu:

Yeni dünyanın kuralları kim tarafından yazılacak?

Ve görünen o ki Pekin’de verilen fotoğraf, bu sorunun ilk işaretlerinden biri olabilir.