SON DAKİKA

Geleceği inşa eden bir entelektüel

Ekonomi, pazarlama stratejileri, küresel tedarik zincirleri ya da yapay zekâ… Bu köşede genellikle verileri, piyasa göstergelerini, rasyonel grafikler ve dijitalleşen dünyanın mekanik dinamiklerini konuşuyoruz.

Ancak bazen, tüm bu soğuk rakamların, algoritmaların ve ekonomik teorilerin ötesine geçmek gerekir. Çünkü biliriz ki, en gelişmiş ekonomik modeller bile nihayetinde insan unsurunun omuzlarında yükselir. Değer üreten, ahlakı savunan ve toplumsal harcı bir arada tutan insanları konuşmadığımız bir ekonomi analizi eksik kalacaktır. İşte bu yüzden bu hafta köşemi, hem bu mecrada sizlerle buluşmama vesile olan hem de akademik ve insani duruşuyla hayatımda çok müstesna bir yere sahip olan kıymetli bir bilim insanına; Mustafa Serhat Durmuş hocama ve onun şahsında toplumumuzun en çok ihtiyaç duyduğu "örnek insan" modeline ayırmak istedim.

Mustafa Serhat Durmuş ismi, özellikle Türkiye’nin deprem, yapı güvenliği gibi hayati alanlarında yaptığı derin araştırmalarla tanınır. Bilimsel veriyi fildişi kulelerinde saklamak yerine, toplumsal faydaya ve insan hayatını korumaya adayan donanımlı bir araştırmacıdır o. Bugünlerde her şeyin hızla tüketildiği, bilginin sığlaştığı, derinliğin ve dürüstlüğün adeta birer lüks haline geldiği bir dünyada; onun bilimsel titizliği ve eğilmeyen dik duruşu hepimiz için bir kutup yıldızı niteliğindedir.

Ancak bir insanı, bir akademisyeni sadece yazdığı raporlarla, yürüttüğü projelerle ya da teknik başarılarıyla tanımlamak büyük bir eksiklik olur. Mustafa Hoca, nezaketi, hitabeti ve çevresine yaydığı o vakur huzurla gerçek bir İstanbul beyefendisidir. Burada bahsettiğimiz "beyefendilik" ya da "hanımefendilik" kavramı asla cinsiyete sıkıştırılmış bir kalıp değildir; cinsiyetler üstü bir ahlak, bir zarafet ve toplumsal bir sorumluluk bilincidir. İster kadın olsun ister erkek, toplumda bu tarz "zarif ve ilkeli" insanların çoğalması, kolektif ruhumuzun iyileşmesi adına en büyük reçetedir.

Bu saygın entelektüel kimliğin arkasındaki en büyük kale ise şüphesiz örnek bir aile portresidir. Evlatlarına ve ailesine gösterdiği o derin sevgi, saygı ve bağlılık, bir insanın profesyonel yetkinliğinin ötesinde, ahlaki olgunluğunun da en büyük nişanesidir. Bugün modern dünyanın getirdiği bireyselleşme girdabında aile dinamiklerini korumak, çocuklarına sadece maddi bir gelecek değil, köklü bir karakter ve ahlak mirası bırakabilmek en zor zanaattır. Mustafa Hoca, bilimle harmanladığı o dürüst karakterini evlatlarına da bir yaşam felsefesi olarak aktarmış; bu hafta da bir baba olarak evladının mürüvvetini görme, o sağlam yuvanın kuruluşuna şahitlik etme gururuna erişmiştir. Bir insan için hayatta bundan daha büyük bir zenginlik ve kalıcı bir başarı herhalde düşünülemez.

İşte tam bu noktada, bireysel bir portrenin ötesine geçip toplumsal ve akademik bir muhasebe yapmamız gerekiyor. Türkiye'nin ve toplumumuzun gelecekteki refahı, sadece ekonomik büyüme rakamlarıyla ya da inşa edilen devasa binalarla ölçülemez. Gerçek refah; akademi dünyasında, kamuda ve sokakta Mustafa Serhat Durmuş gibi karakterlerin, kişiliklerin çoğalmasıyla mümkündür.

Özellikle akademi dünyası, sadece unvanların alındığı, teorik ezberlerin yapıldığı bir yer olmaktan çıkmalıdır. Yeni nesilleri yetiştiren üniversitelerimizin, öğrencilerine sadece mesleki bilgi değil, aynı zamanda dürüstlük, araştırma tutkusu ve insani erdemler aşılayacak rol modellere ihtiyacı var. Bir ülkenin geleceğini; hem deprem gibi hayati gerçeklere karşı bilim üreten, kendini sürekli geliştiren akademisyenler hem de topluma o bilimin ahlakıyla kuşanmış pırıl pırıl nesiller armağan eden anne ve babalar inşa eder.

Eğer biz geleceğe güvenle bakmak istiyorsak, bilgiyi ranta devşirmeyen, liyakatten ödün vermeyen, efendiliğini ve nezaketini her şartta koruyan bu tarz profilleri çoğaltmak ve onları görünür kılmak zorundayız. Toplumda bu vizyonun, bu vakur duruşun ve insani derinliğin hak ettiği değeri bulması, hepimizin ortak geleceğinin güvencesidir.

Kendi alanında bir duayen olan, dürüstlüğü ve beyefendiliğiyle bizlere her daim rehberlik eden kıymetli Mustafa Serhat Durmuş hocama, topluma ve akademiye kattığı tüm bu eşsiz değerler için bir kez daha kalbi bir şükran borçluyum. İyi ki yollarımız kesişmiş, iyi ki bu toplumun böylesine sağlam, kıymetli ve yol gösteren kılavuzları var.

Bir sonraki yazımızda, bilginin ışığında güzel günlerde görüşmek üzere…