SON DAKİKA

GYODER'de fırtınalı günler

Hakan Özbay Salı 18 Ağustos 2026 08:10

Geçtiğimiz günlerde gayrimenkul ve inşaat dünyası, usulsüz vatandaşlık operasyonu haberleriyle oldukça hareketli ve gergin günler geçirdi.

Gazeteci arkadaşım Çiğdem Men bu süreçte çok iyi bir haber yapmış; sektörün nabzını tutan de-tayları baretdergisi'ndeki yazısından ilgiyle okudum. İşin içinde devasa rakamlar, iddialar ve iptal edilen işlemler var ama dürüst olmak gerekirse benim asıl ilgimi çeken kısım, gayrimenkul sektö-rünün en büyük çatı kuruluşu olan GYODER cephesinde yaşananlar ve bu kurumun gelecekteki ro-tası oldu.

Biliyorsunuz, yürütülen soruşturma kapsamında GYODER Başkanı Neşecan Çekici de gözaltına alınmış ve ardından adli kontrol şartıyla (şartlı tahliye ile) serbest bırakılmıştı. İnsan böyle büyük bir türbülansın ardından suların biraz durulmasını, kurumun da bir nefes alıp durumu toparlaması-nı bekliyor haliyle. Fakat Neşecan Hanım, serbest kalır kalmaz GYODER üyelerine bir mesaj gönde-rerek dümende olduğunu hissettirdi. Çiğdem Men'in haberinden aynen alıntılıyorum, o mesajda şu ifadeler yer alıyor:

"Dernek faaliyetleri, GYODER kurumsal kimliği ve temsil ettiği değerleri koruma hassasiyetiyle tüm Kurul'larının temsil ve yönetiminde kesintisiz bir şekilde sürmektedir."

Bir de başkanın ihtiyaç duyulan her türlü bilginin paylaşımı konusunda üzerine düşen "sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini" eklemesi var ki, insan ister istemez sektörün ve kurumun ge-leceğine dair birkaç temel soru işaretiyle baş başa kalıyor.

Öğle yemeğinde patates kızartmasının yanına fazladan bir sos isterken, "Acaba ünlü hamburger zincirinin o katı sos ücretlendirme politikasına takılıp fazladan para öder miyim, hesapta çok mu sırıtır?" diye kendi çapımda ufacık, son derece absürt tereddütler yaşarken; koca bir sektörün çatı kuruluşunu, hem de böylesine ciddi bir adli kontrol sürecinin gölgesinde "kesintisiz" yönetmeye devam etme motivasyonu sahiden ilginç bir deneyim olmalı. Benim bir ketçap-mayonez mesele-sinde yaşadığım tereddüdün binde birini, koskoca GYODER koltuğunda fırtınaya yakalananlar his-setmiyor anlaşılan. İnsan bazen bu kurumsal soğukkanlılığa imrenmiyor değil.

Peki ama bundan sonra ne olacak? Sektörün koca çatı kuruluşu bu süreçten yara almadan çıkabile-cek mi?

Elbette burada kimseyi peşinen suçlayacak, yargısız infaz yapacak halimiz yok; masumiyet karinesi esastır ve hukuki süreç eninde sonunda kendi adil rotasını çizecektir. Ancak mesele salt hukuki de-ğil, aynı zamanda kurumsal bir itibar, temsil ve güven yönetimi meselesi. GYODER, gayrimenkul sektörünün dışarıya, yabancı yatırımcıya ve kamuya bakan en prestijli, en ağırbaşlı yüzü. Hal böy-leyken, soruşturma süreci devam ederken Neşecan Çekici’nin başkanlığa devam etmesi sektörel temsiliyet açısından nasıl bir etki yaratacak?

Unutmayalım ki gayrimenkul dediğimiz sektör; çimentodan, demirden ve parlak lansmanlardan ziyade safi "güven" satma sanatıdır. Tüketici de, yabancı yatırımcı da o süslü maketlere bakarken aslında arka plandaki o sağlam duruşa yatırım yapar. Şirketler marka imajlarını parlatmak için kurumsal iletişim departmanlarını seferber edip PR ajanslarına milyonlar dökerken, sektörün en tepesindeki çatı kuruluşun "bizde her şey normal, yola devam" rahatlığı sahada nasıl yankılana-cak? Yarın bir gün sahada ter döken satış temsilcileri, yabancı yatırımcıyla masaya oturduğunda "Sizin çatı kuruluşun başkanı da adli kontroldeymiş ama?" sorusuyla karşılaşırsa ne cevap verecek? "Merak etmeyin, faaliyetlerimiz kesintisiz sürüyor" demek o yatırımcıyı ikna etmeye yetecek mi, doğrusu epey şüpheli.

"Bizim faaliyetlerimiz kesintisiz sürüyor" demek, dışarıdan bakan bir yatırımcıya ne kadar güven verir? Sular durulana ve adli süreç tamamlanana kadar en azından geçici bir bayrak değişimi, ku-rumun omuzlarındaki yükü hafifletmez miydi? Açıkçası önümüzdeki günlerde GYODER yönetim kurullarında ve üyeler arasında bu konuların çokça konuşulacağını, belki de kapalı kapılar ardında "Acaba süreci kurumu yıpratmadan dışarıdan takip etmek daha mı sağlıklı olur?" fısıltılarının yan-kılanacağını tahmin etmek hiç de zor değil.

Gayrimenkul sektörü zaten enflasyon, artan maliyetler ve finansmana erişim zorlukları üçgeninde yeterince ter döküyor. Çatı kuruluşun tam da şu an sektöre güvenli bir liman olması gerekirken, bizzat fırtınanın merkezinde yer alması işleri biraz karmaşıklaştırıyor. Bakalım bu süreçte "kesinti-siz devam" kararı uzun vadede sürdürülebilir olacak mı, yoksa GYODER önümüzdeki günlerde yeni bir kurumsal strateji mi belirleyecek? Sürecin sektör üzerinde kalıcı bir yara bırakmamasını uma-rak, bu ilginç kurumsal sınavı izlemeye devam edeceğiz.