Yeni Irak ile yepyeni bir dönem ve tarihî anlaşmalar
Başlıktaki "yeni" ve "yepyeni dönem" ifadeleri, ülkeler arası ilişkilerde önemli üst düzey ziyaret için oldukça sık kullanılan tanımlardan birisi. Hatta çoğu kez, çoğu ziyaretler için sıklıkla kullanılan klişe ifadelerdir.
Ancak kanımca Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin önceki gün Türkiye’ye yaptığı ziyaret bu tanımlamaları fazlasıyla hak ediyor.
İzah etmeye çalışalım.
Birincisi, geçtiğimiz Mayıs ayında başbakanlık koltuğuna oturan Ali Zeydi, 2003’te ABD işgali ve Saddam’ın devrilmesinden bu yana göreve gelen tüm başbakanlardan oldukça farklı bir isim.
Bu farklılığını, göreve gelir gelmez verdiği kararlar ve attığı adımlarla göstermeye başladı ki ileriki bölümlerde bunlara değineceğiz ancak Irak için “yeni” tanımını kullanmamızın nedeni bu değil; jeopolitik ve uluslararası dengeler.
Irak, petrol ve doğalgaz rezervleri açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer almasına rağmen, özellikle son çeyrek asırdan bu yana fakirlik, yoksulluk ve sefaletle boğuşmasında, dünyanın güvenlik riski en yüksek ülkeler arasında yer almasında birinci derecede sorumlu iki ülke var.
Biri ABD, diğeri İran.
Saddam’ın devrilmesi ve Irak’ı işgalinden bu yana her iki ülke de Irak’ta siyasi istikrarsızlık ve kaosa dayalı bir politika izliyordu. Çeyrek asırdan bu yana Irak’ın içinde bulunduğu durumun birinci derecede nedeni bu.
Ancak Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte ABD’nin bu yaklaşımı değişti.
ABD, Irak’ta güvenliğin ve siyasi istikrarın sağlanmasından yana bir yaklaşıma geçti.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Suriye’den sonra Irak Özel Temsilciliği’ne de atanması bu yaklaşımın bir sonucu.
Ali Zeydi, göreve gelir gelmez ABD’nin bu yaklaşımına paralel şekilde ülkedeki tüm silahlı grupların silahsızlandırılması ve ardından tarihi nitelikteki yolsuzluk operasyonlarını başlattı.
Yani çeyrek asırdan bu yana ilk kez, Irak’ta devlet otoritesinin tesisine yönelik oldukça güçlü adımlar atılıyor.
ABD’nin, Irak yaklaşımını değiştirmesinin yanı sıra bugüne kadar ABD gibi Irak’ta kaostan yana yaklaşım sergileyen İran’ın son dönemde ciddi şekilde zayıflaması ve buna bağlı olarak Irak üzerindeki etki ve nüfuzunun azalması da Irak’ta yeni bir dönem için büyük bir şans.
Tarihi adımlar, tarihi fırsatlar
Gelelim Ali Zeydi’nin Türkiye ziyaretinin önemine.
Yani Irak ile “yepyeni” dönem dememizin izahatına.
Türkiye, öteden beri, tüm komşularıyla ilişkilerinde olduğu gibi özellikle de Irak’a karşı hep güvenlik, siyasi istikrar, huzur, barış ve refahtan yana yaklaşımlar sergiledi.
ABD ve İran etkisi nedeniyle bugüne kadar bu mümkün olmadı.
Ancak artık jeopolitik ve uluslararası dengelerin değişmesi nedeniyle Irak için böyle bir şans var gibi görünüyor.
Irak’ta güvenliğin ve siyasi istikrarın sağlanıp, barış, huzur ve refahın artmasının kuşkusuz Türkiye’ye de aynı şekilde önemli olumlu yansımaları olacaktır.
Birincisi, yarım asırdan bu yana ülkemiz için tehdit oluşturan PKK’nın, devam eden Terörsüz Türkiye Süreci’nin nihayete ermesiyle birlikte iki ülke arasında sorun olmaktan çıkmasına yönelik güçlü bir anlayış birliği var ki bu durum Ali Zeydi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ortak basın toplantısında da teyit edildi.
İkincisi, iki ülke arasında enerji alanında devasa iş birliklerinin ilk adımları atıldı ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kerkük üretim sahasında TPAO’ya ortaklık verilmesini “tarihi bir adım" olarak nitelendirdi.
Yine Irak Başbakanı’nın taahhütte bulunduğu günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı da bundan çok daha önemli. Zira bunun hayata geçmesi halinde Türkiye tüm petrol ihtiyacını bu ülkeden ve çok daha uygun maliyetlerle karşılayabilir duruma gelecek.
Tüm bunlardan çok daha önemlisi her iki ülke arasında, sadece Irak’ın değil neredeyse tüm Körfez ülkelerinin enerji kaynaklarının Irak üzerinden, Türkiye, Türkiye üzerinden de hem Avrupa hem de Avrasya’ya ulaşmasını sağlayacak ortak vizyon ve anlayış birliği ortaya çıktı.
Bu yaklaşımın hayata geçmesi halinde, Kalkınma Yolu Projesi’ni yüz yılın en önemli projelerinden biri haline getirebilir.
Kerkük Valisi’nin heyette yer almasının önemi
Bu çerçeveden bakıldığında yakın dönemde sadece enerji alanında değil, ihracattan lojistiğe, inşaattan, alt yapıya, savunma sanayinden teknolojiye kadar her alanda iki ülke arasında muazzam iş birliği ve yatırım fırsatları ortaya çıkıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortak basın toplantısında dile getirdiği iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacminin 17 milyar doların üzerine çıkarılması hedefi çok kolaylıkla yakalanabilir. Hatta sürecin doğru yürütülmesi halinde bu hedeflerin kat be kat üstüne çıkılması işten bile değil.
Ali Zeydi’nin, neredeyse tüm bakanlarının yer aldığı heyetinin arasına geçtiğimiz aylarda, 103 yıl aradan sonra Kerkük’te ilk Türkmen vali olarak göreve başlayan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa’yı dâhil etmesinin de ayrıca özel bir anlamı olduğunun altını çizmek gerekir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan da ortak basın toplantısında buna dikkat çekti.
Tüm bu veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde Ali Zeydi’nin Türkiye ziyaretinin, yazının başlığının içeriğini fazlasıyla doldurduğu kanaatindeyim. Hatta bu vizyon ve anlayış birliğinin hayata geçirilmesi halinde ileride bu ziyaret için “tarihî ziyaret” tanımını kullanır hale geleceğimizi düşünüyorum.