SON DAKİKA

Bir filme geç kalınır mı?

İpek Kocaman - f.ipekkocaman@gmail.com Salı 18 Ağustos 2026 08:05

Bazı filmlere geç kaldığınızı düşünürsünüz. Ben, Transylvania filmine 20 yıl kadar geç kalanlardanım. Tony Gatlif'in 2006 yapımı filmiyle yolum ancak bu yıl kesişti. Sonra düşündüm: Bir filme geç kalınır mı?

Bence hiçbir şeye geç kalınmaz. Her şey doğru zamanda ve doğru yerde, olması gerektiği gibi olur. Hayatın akışında çıktığımız her basamak, sonunda bizi ulaşmamız gereken o kapıya götürür. Belki de bu yüzden Transylvania ile yolum 2006 yerine 2026 yılında kesişti.

Belki vizyona girdiği yıllarda izleseydim, filmde sadece bir aşk acısı görecektim. Bir kadının sevdiği adamın peşinden çıktığı yolculuğu izleyecek ve film bittiğinde hikâyeyi orada bırakacaktım. Oysa bugün, film beni bambaşka yerlerden besledi. Müzikleri, yolculukları, karakterleri, onların arayışları ve dahası o özgürlük hissiyle içimde durmaksızın bir yola çıkma isteği uyandırdı. 

Bir kadının aşkını aramak için çıktığı yolun, kendini aradığı bir yolculuğa dönüşmesi… Hayatın kendisi de biraz böyle. Bir yere varacağımızı düşünerek yola çıkıyor, yeni yollar seçiyor, bazen kayboluyor ve kimi zaman hiç hesapta olmayan insanlarla karşılaşıyoruz. Sonra dönüp baktığımızda attığımız tüm o adımların bizi bugünkü hâlimize getirdiğini fark ediyoruz. Ve bence bu sadece filmler için geçerli değil. Bir süredir bir köşede okunmayı bekleyen o kitap, vaktiyle sürekli dinlediğiniz o şarkı ya da şu an bambaşka yerlerden yakaladığınız o oyun... Çünkü eserler değişmiyor; değişen biz oluyoruz. 

Şimdi karşıma otursa 20 yaşındaki hâlim, ona ne söylerdim, diye düşünüyorum. Muhtemelen nasihat vermezdim. Sadece, “Yaşa!” derdim. Çünkü bugün bildiklerimi ona anlatsam bile, bazı şeyleri yaşayarak öğrenmesi gerekecekti ki kendimi biliyorum; yaşayarak öğrenmeyi tercih edecektim. Belki sanatla ilişkimiz de böyledir. Bazı filmleri görmek, bazı kitapları anlamak, bazı şarkıların neden can acıttığını fark etmek için önce biraz yaşamamız gerekiyor. Ne dersiniz?

O hâlde bir filme, kitaba ya da şarkıya geç kalabilir miyiz? Bence cevap çok net: Hayır. Ona ancak hazır olduğumuzda varıyoruz. 

Bu nedenle Transylvania’ya geç kaldığımı düşünmüyorum. Belki tam doğru zamanda bu filmle karşılaştık. 

İyi ki karşılaştık. 

Hissettirdiği özgür ruhla birlikte izlemesi keyifli bir Tony Gatlif filmi. 

Bir de Birol Ünel var tabii... 

Huzurla uyu.

Ben geçmişten bir filmi yeni keşfederken, kültür sanat gündeminden de listeme eklediğim birkaç durak var. Henüz deneyimlemediğim için şimdilik not düşüyor, izledikten ve gezdikten sonraki yorum hakkımı saklı tutuyorum.

Gidilecekler listemde: Yüzyılın İzleri

Geçmişten bugüne uzanan bir başka yolculuk ise Yapı Kredi Galeri’de. “Yüzyılın İzleri – Koç Topluluğu ve Sanat” sergisi bir süredir radarımda. Koç Topluluğu’nun 100 yıllık yolculuğunu sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleri üzerinden ele alan sergide benim en çok merak ettiğim farklı disiplinlerin nasıl bir araya getirildiği. Henüz gezmedim; o nedenle yorumumu ziyaret sonrasına saklıyorum. Şimdilik gidilecekler listeme ekledim. Not: Sergi, 29 Kasım’a kadar ziyaret edilebilir.

Radarımda: “Oak Caddesi’nin Sonu”

20 yıl sonra keşfettiğim bir filmden, vizyonun yenilerinden birine geçelim. 14 Ağustos’ta vizyona giren “Oak Caddesi’nin Sonu” bu hafta radarımda. David Robert Mitchell’in yönetmen koltuğunda oturduğu, Anne Hathaway ve Ewan McGregor’ın başrollerini paylaştığı film, kozmik bir olayın ardından Platt ailesinin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Bilimkurgu ve gerilim sever biri olarak izlenecekler listeme eklendi.