SON DAKİKA

Birbirinden garip işler

Ertuğrul Türkoğlu Cuma 21 Ağustos 2026 02:00

Cumhurbaşkanımız, Akdeniz'in altından geçirilecek nakil hattıyla Kıbrıs'a doğalgaz götürüleceğini söylediğinde hayret ettim.

Denizin dibine gaz hattı döşemek çok büyük bir yatırım. KKTC’de yarım milyon insan yaşıyor. Kaldı ki Kıbrıs’ın karasularında çok zengin doğalgaz rezervleri bulunmuşken ve KKTC bu rezervlerde hak iddia ediyorken Türkiye’den Kıbrıs’a nakil hattı döşemek akıl dışı. Bizim doğalgaz rezervlerindeki hakkımızdan vaz geçtiğimiz veya umudu kestiğimiz imajı doğurabilir. 

Bu nakil hattı yerine, benzer tutarlar harcanarak Hazar’ın iki yakası bağlanabilir ve Türkistan gazı Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya akıtılabilir. Hem yatırım kısa sürede geri döner hem de Türk devletleri hızla kalkınır. Türkiye ve Azerbaycan muazzam tutalar da gelir elde eder. Neden TDT’nin her bildirisinde yer alan bu proje gerçekleştirilmez de kıt kaynaklarımız ölü yatırıma aktarılır? Rus gazı iki nakil hattıyla Karadeniz’in altından ülkemize getirildi ama Türkiye’de 86 milyon insan yaşıyor.

Enerji Bakanımız projeyle ilgili açıklamalarda bulunduğunda hayretim iyice arttı. Yapılacak hattın kapasitesi KKTC’nin ihtiyacının çok üstünde. Kıbrıslılar su yerine gaz içseler bitiremezler. Kapasite büyük olunca haliyle yatırım tutarı da yüksek oluyor. Bu yatırım yüz yıl sonra bile geri dönmez. Bayraktar çok çalışkan, reklamdan çok işe önem veren bir bakan. Siyasetçi değil. Görev adamı. Popülist değil. Bu özelliklerle proje örtüşmediğinden bu konuyu araştırmaya karar verdim.

Bazı okurlarım ‘’Neden siyasetçileri kötülüyorsun? Bal gibi siyasetçi’’ itirazını dillendireceklerdir. Kastım şu: Bayraktar eğitimini bitirince Enerji Bakanlığında çalışmaya başlamış. Her kademede görev yaptıktan sonra bakan olarak atanmış. Bakanlığıyla ilgili konulara hakim. Böyle bir projeyi geliştirip cumhurbaşkanımıza sunmuş olamaz. Ama siyasetten gelen ve popülist eğilimleri olan bakanlar memleketlerini önceleyebilirler. Yanlış yatırımlara para aktarabilirler. Yatırımı geri dönüş süresi uzasa dahi kendi bölgelerine çekebilirler.

 Ak Partinin ilk Enerji Bakanı olan Ordu Milletvekili Hilmi Güler’in geliştirdiği ve büyük bir törenler temelini attığı Ünye-Ceyhan petrol boru hattı projesi böyledir. Bu projenin amacı, boğazların petrol tankerlerince daha az kullanılmasıdır. Buna göre Rus limanlarından yüklenen tankerler petrolü Ünye’de nakil hattına boşaltacaklar. Petrol, nakil hattıyla Ceyhan’a akacak. Ceyhan’dan petrolü teslim alan tankerler varış yerlerine gidecekler. 

Mevcut durumda tankerler petrolü Rusya’nın Karadeniz limanlarından yükleyip direk yani aktarma, boşaltma ve doldurma olmadan varış limanına gidiyorlar. Neden ekstra nakil hattı ücreti, boşaltma-doldurma masrafı, ilave nakliye ve sigorta gideri ödesinler? Zaman kaybetsinler? Petrol işinde sentler konuşulur. Bu proje petrolü en azından %10 pahalandırıyor. Yani boğazları kullanma alternatifi varken hiçbir şirket bu hatta petrol vermez. Montrö’ye göre Boğazları ticari gemilere kapatamayacağımızdan bu ölü doğmuş bir projeydi.

Nitekim kredi bulunamadı. Sadece temel atılmış oldu. Hilmi Bey’de Tayyip Beyin belediyeden getirdiği A Takımından olmasına rağmen tasfiye edildi. Bir daha bakan olamadı. Ama 2007 seçimlerinde Ak Parti Ordu’da patlama yaparak oy oranını %41’den %56’ya çıkardı.

Kıbrıs’a gaz götürme projesiyle birlikte mantığını anlayamadığım bir projeyi daha mercek altına aldım. Geçtiğimiz aylarda Azerbaycan ve Türkmenistan, Hazarın ortasındaki Dostluk sahasındaki gazı, Hazarın altından geçirilecek nakil hattıyla TANAP’a bağlayacaklarını açıkladılar. Akabinde Türkiye ve Azerbaycan TANAP’ın kapasitesinin yükseltileceğini duyurdular. 

Normalde bu açıklamadan sonra AB’nin de TANAP’ın kapasitesinin yükseltileceğini açıklaması lazımdı. Zira gazın Türkiye-AB hududuna gelmesi, AB tarafındaki kapasite yetersizse bir işe yaramaz. AB nezdinde konuyu araştırdım. Böyle bir gündemleri olmadığını gördüm. Enerji Bakanlığında ve akademik çevrelerde yaptığım temaslarda iki projeyi de netleştirdim.

Kıbrıs’a yapılacak hat çift yönlüymüş. Yani Türkiye’den Kıbrıs’a gaz götürebildiği gibi Kıbrıs’tan Türkiye’ye gaz getirebiliyor. Gerçek amaç, KKTC’nin hak iddia ettiği gazı Türkiye’ye getirmek. Ama Kıbrıs’ın karasularındaki gazın nasıl bölüşüleceğinde henüz anlaşılmadığından diplomatik olarak ‘’KKTC’ye gaz götürüyoruz’’ deniyor. ‘’Çift yön’’ ifadesini duyan muhatap ülke ve şirketler gerçek niyeti anlıyorlar.

Böylece bırakın geri adım atmayı meydan okuyoruz. ‘’Hakkımızı alacağımızdan o kadar eminiz ki nakil hattını inşa ediyoruz’’ diyoruz. İlaveten elimizi güçlendiriyoruz. Rumlar ve Yunanlar bir şey yapmadan beklerken, biz nakil hattı inşa ediyoruz. Hat bittiğinde AB Türkiye ile anlaşmak zorunda kalacak. Yunanistan’a baskı yapacak.

Gelelim TANAP’a. Enerji Bakanlığımız dikkatleri çekmeden Sovyetler Birliği zamanından kalan ve gayri faal olan Rusya-Ukrayna-Moldova-Romanya-Bulgaristan-Türkiye hattının Ukrayna’ya kadar olan kısmını yenilemiş ve çift yönlü yapmış. TANAP’ı sınırda bu hatta bağlamışız. Dostluk gazını AB’ye değil güzergahtaki dört ülkeye yani Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Moldova’ya satacakmışız.

Türkiye’nin dalavereci politikacılara değil, çalışkan, uyanık ve projeler üreten devlet adamlarına ihtiyacı var. Yolumuz açık olsun.