Felaket tellalı olmak istemem ama Rusya-Ukrayna savaşının gidişatı beni ürkütüyor. Savaşın son 10 günde iki ülkenin birbirine karşı yaptığı şiddetli saldırılarla el yükseltme üzerinden öldürücü bir kapana dönüştüğü algısı var.
Geçtiğimiz yazımızda 28 Şubat Savaşının ikinci devresinin çetin geçeceğini ve savaşın cephe genişletme sinyalleri çoktan verdiğini yazmıştık. O tarihten bugüne ABD ve İran birbirlerini vurmaya devam etti, daha şiddetli vuracaklarına ve savaşa hazır olduklarına dair mesaj vermeye devam etti.
Trump, NATO için geldiği Ankara'da savaştığı bölgeye yaklaşmışken zehir zemberek açıklamalarda bulundu ve İranlı karar vericileri/müzakerecileri sözlerinde durmayan yalancılar olarak -en kibar şekliyle ifade ediyoruz tabi- nitelendirdi.
NATO konusunda o kadar çok analiz kaleme alındı ki, okuyucunun bilmediği aslında hiçbir şey kalmadı.
ABD/İsrail-İran savaşını bitiren (nihai olarak değil) Mutabakat çarşamba akşamı imzalandı. Trump, G7 Zirvesi için Paris'te, kendisine verilen yemek için Versailles Sarayında bulunmasını imza için güzel bir fırsata dönüştürdü.
Neredeyse iki haftadır Ermenistan'ın durumunu sormamızı gerektiren bir dizi gelişme yaşandı.
Bu bir film karesi olsaydı, geçişleri hızlı hızlı nasıl gerçekleştirebileceğimi hayal ediyorum.
Dünya'da tartışılacak, konuşulacak daha ilginç mevzular var. Örneğin Abu Dabi'nin İran politikasındaki sertliğin BAE'ndeki birliğe ne şekilde zarar verdiği, emirliklerin böyle hedefe oturmaktan memnun olmadığını, Abu Dabi'nin merkeziyetçi eğilimlerinin ve hakim dış politika yöneliminin eleştirilmeye başlandığını konuşabiliriz.