Advertisement
SON DAKİKA
web masthead

Göremediğimiz karanlık

Türkiye'de gençlik, giderek daha kırılgan bir hatta savruluyor. İşsizlik, gelecek kaygısı ve değersizlik hissi; öfkeyi, şiddeti ve kontrolsüzlüğü besliyor. "Yan baktı" gerekçesiyle bir insanın hayatına son verilmesi, artık münferit bir sapma değil; toplumsal bir alarmdır

Son yıllarda resmî verilere de yansıyan biçimde, gençler arasındaki şiddet vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Fail de mağdur da çoğu zaman genç. Bu tablo, yalnızca bireysel suçlarla açıklanamaz. Sosyal medyanın şiddeti sıradanlaştıran dili, şiddeti meşrulaştıran yapımlar, genç zihinlerde yanlış bir meşruiyet algısı üretiyor. Şiddet, bir anda değil; adım adım normalleştiriliyor.

Bu noktada asıl mesele, suçu işleyen kadar, suçu önleyemeyen zemindir. Caydırıcılığı olmayan her ceza pratiği, bir sonrakine zımni davet çıkarır. Bu nedenle adalet, sadece karar veren değil; toplumu yönlendiren bir güçtür.

Vicdan nerede kaybolur?

Kahramanmaraş’ta bir hemşirenin 5 günlük bir bebeği sakat bırakması, yalnızca bireysel bir suç değildir. Savunmasız bir bebeğe zarar verebilen bir sağlık çalışanı, onu durdurması gereken denetim zincirinin işlemediğini de göstermektedir.

Bu olay, mazeretlerle açıklanamaz. Bu bir yorgunluk meselesi değil; denetim ve adalet meselesidir. Kamera kayıtları, vardiya kontrolü ve kurumsal sorumluluk mekanizmalarının yetersizliği, suça alan açmıştır.

Daha sarsıcı olan ise hukuki süreçtir. Bebeğin ömür boyu taşıyacağı hasara rağmen failin tutuksuz yargılanması, toplumda ciddi bir adalet sorgusuna yol açmaktadır. Ağır sonuç doğuran bir şiddet eylemi karşısında caydırıcılığın zayıflaması, yalnızca mağduru değil, toplumsal vicdanı da yaralar. Adaletin gecikmesi, güveni aşındırır.

Şiddetle mücadele, yalnızca cezalarla değil; önleyici ve bütüncül politikalarla mümkündür. Okullarda rehberlik sistemleri güçlendirilmeli, aileler farkındalıkla desteklenmeli, kamu hizmetlerinde denetim mekanizmaları etkinleştirilmelidir.

Bu nedenle esas mesele, yaşananlara şaşırmak değil; zamanında önlemek ve gecikmeden etkili hukuki çerçeveler üretebilmektir. Etkili denetim ve emsal teşkil eden adil kararlar üretilmedikçe, bu ülkede şiddet sadece konuşulan değil, tekrar eden bir sorun olmaya devam edecektir.