Asıl kahraman Penelope'nin sessiz direnişi
Bu hafta kültür sanat rotamız farklı duraklara uğruyor. Herkesin konuştuğu Odyssey filminden Avrupa'nın en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden biri olan NordArt'a, çocuk edebiyatından Doğu Karadeniz, Artvin'e uzanan bir kültür turuna çıkıyoruz.
Odyssey Destanın görünmeyen kahramanı: Penelope
Odyssey filmi ile ilgili birçok eleştiri yapıldı: Çekimler, oyunculuklar, kostümler, filmin uyarlama olması ama buna rağmen farklı anlatımlar nedeniyle belgesel tadı taşıması gerektiğine dair görüşler… Bunlar gibi pek çok eleştiriden ziyade daha farklı bir konuya değinmek istiyorum: Ben bu filmi izlerden asıl kahramanın Odysseus’un değil, Penelope’nin sessiz direnişi olduğunu düşündüm.
Beklemek gerçekten pasif bir eylem miydi? Penelope, sarayını ve iradesini koruyarak kendi mücadelesini de vermiyor muydu? Çünkü bazen en büyük mücadele, bir savaş meydanında değil de beklemeye zorlandığın bir hayatta, kendi iradeni koruyabilmekti ve sadakat hem teslimiyet hem de bilinçli bir tercih, değil miydi?
Açıkçası filmi izlerken bu sorular kafamda dönüp duruyordu ve Nolan’ın, destanda yer alan kültürün cinsiyet mantığını nasıl ele alacağını merak ediyordum. Gündüz dokunan ve gece sökülen bir kefenin ona zaman kazandırması, lâkin, yine de 20 yıl boyunca kralsız da olsa, o tahtta onun oturmasına rağmen ülkenin yönetiminde söz sahibi olamaması ve evliliğe zorlanması da eril düzenin bir göstergesiydi. Filmde bu isyanı Penelope’nin ağzından duyuyoruz.
Bu pasif(!) direniş, her ne kadar erteleme ya da zaman kazanma ile tanımlanmış olsa da kesinlikle bir ayakta kalma mücadelesiydi. Penelope pasif değildi; destanın üzerine kurulduğu, tüm yapıyı ayakta tutan kişiydi. Penelope olmasaydı, Odysseus’un eve dönüşünü önemli kılan hiçbir anlam ve neden de olmayacaktı.
NordArt 2027 başvuruları açıldı
Sanatın sınır tanımadığı buluşmalardan biri olan NordArt, yeni başvuru çağrısıyla bir kez daha dünyanın dört bir yanından sanatçılara kapılarını açıyor. Avrupa'nın en büyük çağdaş sanat organizasyonlarından biri olan NordArt, 2027 sergisi için uluslararası sanatçı başvurularını kabul etmeye başladı. Sanat üretimini uluslararası platforma taşımak isteyen sanatçılar için önemli bir fırsat sunan organizasyona başvurular 31 Ekim 2026 tarihine kadar devam edecek.
Bugüne kadar birçok Türk sanatçının da yer aldığı NordArt, Deniz Gökduman, Şahin Çelikten, Hatice Barbaros, Kemal Tufan, Ayla Turan, Zuhal Baysar, Erdil Yaşaroğlu, Server Demirtaş, Aynur Önürmen ve Nur Aydın Evrensel gibi isimleri uluslararası sanat kamuoyuyla buluşturdu. Kim bilir, belki gelecek yıl bu listeye yeni bir Türk sanatçının adı daha eklenir.
Çocukların dünyasına açılan üç güçlü pencere
Kronik Yayınları’nın temmuz ayı seçkisinde yer alan bu üç kitap, birbirinden tamamen farklı hikâyeler anlatsa da ortak bir noktada buluşuyor: Çocukların duygularını ciddiye alıyor.
“İskelet Zeytin'in Muhteşem Planı”, dostluk, empati ve haksızlığa karşı durma gibi temaları mizahi bir dille işlerken iyi ve kötü ayrımını ve doğru olanın yanında durmayı anlatıyor.
Pervin Atamert’in kaleme aldığı “Kim Tutuyor Şu Makası?” adlı çocuk kitabı ise bağ kurmak üzerine düşündüren, empati, dayanışma ve doğaya saygı temaları ile çocuklara duygusal farkındalık kazandırıyor. Berk Öztürk’ün çizimleri ile de metnin duygusu güçleniyor.
“Porsuk ve Büyük Yardım”, özellikle okul öncesi ve ilk okul yıllarındaki çocuklar için dostluk, dayanışma ve iş birliğinin önemini anlatan zarif bir hikâye.
Arhavi, 52. kez kültür ve sanatla buluşuyor
Bu satırları da tam Arhavi'den yazıyorum. Festival hazırlıklarının başladığı sokaklarda dolaşırken, yaz aylarının en güzel anılarından biri olan Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali'nin getirdiği heyecanı görmek ayrı bir mutluluk. Çocukluğumun anılarıyla iç içe geçen bu festival, bu yıl yine müzikle, sanatla ve binlerce insanın buluşmasıyla bu şirin sahil ilçesine 52. kez hayat verecek. Uluslararası Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, 20-23 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.
“Kazım Koyuncu: Yarım Kalan” beyazperdeye taşınıyor
Karadeniz'in unutulmaz sesi Kazım Koyuncu'nun yaşamı ilk kez beyazperdeye taşınıyor. Özcan Alper'in yönetmenliğini üstlendiği, Cem Yiğit Üzümoğlu'nun başrolde yer aldığı ve güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken “Kazım Koyuncu: Yarım Kalan”, 1 Ocak'ta vizyona girecek. Ağustos ayında İstanbul ve Doğu Karadeniz'in farklı bölgelerinde gerçekleştirilecek çekimler için hazırlıklar sürüyor.
Karadeniz'in sesi “Şair Ceketli Çocuk”, bu kez sadece şarkılarıyla değil, hikâyesiyle de yeni kuşaklara ulaşacak.