SON DAKİKA

Kendine yoldaş olanin iradesi

Selçuk Akmaz - sselcukakmaz@gmail.com Perşembe 09 Temmuz 2026 02:00

Sözün özünü net olan söyler; arkasında gizli ajandası, zihninde kırk tilkisi olmayan, doğrudan hedefe konuşur.

Diğeri ise, eskilerin o eksilmeyen tabiriyle, sadece zaman kazanmak ve suçluluğunu gizlemek için "bin dereden su getirir". Sahneye biraz yukarıdan, o dar ve boğucu kişisel hırsların uzağından baktığınızda ise manzarayı çok daha net görürsünüz. Aşağıda iki farklı yapı, iki zıt tabiat kıyasıya bir varoluş sınavı vermektedir: Biri gücünü kalabalıktan ve fısıltılardan alan bir "ekip", diğeri ise en büyük sermayesi kendi duruşu olan, tek başına "kendine yoldaş" bir karakter...

Bir tarafta "ekip" dediğimiz o çok sesli ama tek yürek olamayan kitle vardır. Bunlar, masalar etrafında toplanmayı, kararlar alıyormuş gibi yapmayı çok severler. Ancak o masada alınan karar üzerinde bir değişiklik yapılması gerektiğinde, aynı yüzlerle, aynı şeffaflıkla o masaya bir daha oturma cesaretini asla gösteremezler. Bir konuyu kaç kişi konuştuysa, yine o konuda aynı masada, aynı kişilerle konunun görüşülmesi usulen uygundur. Aksini yapanlar; bir kişinin ya kendi şahsi ihtirasları ya da kapalı kapılar ardında aldığı emirler doğrultusunda hareket ettiğinin açık kanıtıdır. Alınan kararları esnetmeye, arkadan dolanarak değiştirmeye ya da kendi menfaatleri doğrultusunda yönünü saptırmaya çalışanlar, kendilerini usta birer stratejist sanabilirler. Oysa yaptıkları tek şey, saklanan bilgilerin gölgesinde korkakça bir metot yürütmektir. Biliniz ki, bilginin saklandığı ve şeffaflığın katledildiği hiçbir metot tek bir şeyi işaret etmese de, karanlık bir niyetin üzerine sarsılmaz bir ışık yakar.

Diğer tarafta ise yola "kendine yoldaş" olarak çıkan vardır. O, bir oluşumun sıradan bir dişlisi ya da rüzgara göre eğilen bir yaprak değildir; eylemin, duruşun ve varoluşun bizzat kendisidir. Bazı durumlar vardır ki, sığ dünyaların en büyük kutsalı olan para ile ölçülemeyecek kadar başka bir ölçüm birimine tabidir. Ve yine bazı insanlar vardır ki, parayla, makamla ya da vaatlerle yönetilemeyecek kadar yüksek bir tabiata, sarsılmaz bir omurgaya sahiptir. Bilgelik, tam olarak buradaki hassas hususu, karşınıza geldiği şekliyle, eğip bükmeden yönetebilme becerisidir.

Şartların değişmesine, konjonktürün farklılaşmasına hiç kimse, hiçbir rasyonel zihin bir şey diyemez. Hayat akıcıdır, dengeler değişebilir. Ancak şartların değişmesi başka, niyetlerin değişmesi bambaşkadır. Şartların arkasına sığınarak niyet değiştirenler, herkesi ziyadesiyle ilgilendirir ve tam da bu noktada maskelerin indirilmesi ahlaki bir zorunluluk haline gelir. Eğer bir niyet, en başta başka görünüp yolda aslına rücu ediyorsa, yani yolda değişiyorsa, bunun adını biz değil, asırlar öncesinden eskiler koymuştur.

Açık olmak, şeffaf hareket etmek, karakteri noksan ve tabiatı kirli kişiler için dünyanın en zor eylemidir. Onlar sürekli dolambaçlı yolları, fısıltı gazetesini ve gölge oyunlarını severler. Fakat unuttukları bir şey var: Eğer tek başına kendine yoldaş olarak yürüdüğün bu yolda, bu kitleyle karşılaştıysan ve kimin ne olduğunu en baştan biliyorsan, ortada senin için zor bir durum yoktur. Oyunu bunu bilerek, tebessüm ederek ve her hamleyi önceden okuyarak izlersin.

İzlersin, çünkü o kirli sahnede "oyuncu" olmaya kalkarsan, bir süre sonra role girmek gerekir. Role girmek ise kaçınılmaz olarak senaryoyu yazanın iradesine teslim olmayı, o senaryoyu kaleme alan gizli odaklardan emir almayı gerektirir. Kendine yoldaş olan biri, başkasının yazdığı senaryoda figüran olmaz. O, yukarıdan bakar, haddini aşanların çırpınışlarını izler ve gerektiğinde tek bir net sözle, bin dereden su getirenlerin kurduğu o derme çatma barajı başlarına yıkar. Herkes haddini de, niyetini de, ait olduğu yeri de iyi bilsin. Masadan kalkanlar, arkadan iş çevirenler sanmasınlar ki kazandılar; sadece kendi fiyatlarını belirleyip pazar yerinde alıcılarını beklemeye başladılar.