Hiç bu kadar bağlı olmamıştık. Mesajlar, görüntülü aramalar, sosyal ağlar ve anlık paylaşımlar sayesinde günün her saatinde birilerine ulaşabiliyoruz.
Dijital teknolojiler hayatı her geçen gün biraz daha kolaylaştırıyor. Birkaç dokunuşla sipariş veriyor, randevu alıyor, ödeme yapıyor ve iletişim kuruyoruz.
Bugün bilgiye, insana, ürüne ve fikre ulaşmak tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay. Tek bir tıkla dünyanın öbür ucundaki bir içeriğe erişebiliyor, birkaç saniye içinde yeni insanlarla bağlantı kurabiliyoruz.
Sevgili okuyucum yeni bir yıla daha giriş yaptık. Takvim değişti, sayılar yenilendi. Belki sen de bu yıl için kendine bazı sözler verdin; belki daha üretken olmayı, daha çok şey başarmayı, daha hızlı ilerlemeyi düşündün.
E-ticaret sektörü 2026 yılına yaklaşırken önemli bir dönüşüm eşiğinde duruyor. Son birkaç yıl, özellikle de 2025, dijital ticaret dünyasında olağanüstü bir hızlanmaya, yoğun rekabete ve tüketici beklentilerinde keskin değişimlere sahne oldu.
2025 pazarlaması, tüketici davranışlarının en görünür, en hızlı ve en hassas noktalarına dokunan bir döneme tanıklık ediyor. Kişiselleştirme artık yalnızca markaların performans stratejisi değil, tüketicinin temel beklentisi hâline geldi. Ancak bu beklenti, etik, mahremiyet ve manipülasyon gibi yeni soruları da beraberinde getiriyor. 2025'in pazarlama sahnesindeki en kritik tartışma tek bir cümlede özetleniyor: Kişiselleştirmenin sınırını kim belirliyor?
2025 yılı, e-ticaret dünyasında sadece teknolojik değil, aynı zamanda yapısal ve psikolojik bir dönüşümün de yaşandığı bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
2025 yılı, sosyal ticaretin yalnızca yükseldiği değil, alışveriş davranışlarını kökten değiştirdiği bir döneme işaret ediyor.