SON DAKİKA

Su bitiyor arkadaşlar

Hakan Özbay Salı 11 Ağustos 2026 02:00

2030 yılına şurada ne kaldı? Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek. Biz günlük dertlerimizle boğuşurken, Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) çıkıp öyle bir tablo çizdi ki, okurken boğazım kurudu, gidip bir bardak su içeyim dedim; sonra ona da vicdan azabı çektim.

Raporlara göre Avrupa cayır cayır yanıyor. Toprak kurudu, hidrolojik stres tavan yaptı. 2040’a kadar 5,7 milyar insan susuzlukla tanışacak. Farkında mısınız bilmiyorum ama eskiden ilkokulda bize öğretilen o meşhur "Türkiye su zengini bir ülkedir, dağlarımızdan şelaleler akar" efsanesi çoktan çöpe gitti. Basbayağı "su stresi çeken" ülkeler ligine transfer olmuşuz. Eğer böyle giderse, çok yakında musluğu açtığımızda su yerine sadece ince bir "tıssss" sesi duyacağız.

SUDER, suyu sadece bir "içecek" değil, stratejik bir "hayatta kalma meselesi" olarak görmemiz gerektiğini söylüyor. E tabii, yeraltı sularımızı plastiğe hapsedip bize parayla satan bir sektörün "Aman sularımız boşa gitmesin" demesi hafiften manidar. "Siz evde suyu ziyan etmeyin ki biz damacanalara doldurup satmaya devam edelim" alt metnini sezmiyor değiliz. Doğayı koruma nutuklarını bir kenara bırakırsak, ortada kocaman bir ticari kaygı olduğu açık.

Fakat gelin görün ki, bu ambalajlı sucuların kendi sektörlerini övmek için aradan cımbızlayıp önümüze attığı öyle bir istatistik var ki, okuyunca elimdeki bardağı usulca masaya bırakıp mutfağa, tezgahın altına doğru korku dolu gözlerle baktım.

Meğer bizim o çok güvendiğimiz, "Oh be, çeşme suyundaki klor kokusundan da, plastik damacanadan da kurtulduk" diyerek mutfak tezgahının altına gizlediğimiz ev tipi su arıtma cihazları tam bir su vampiriymiş!

İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Meriç Albay araştırmış: O havalı arıtma cihazları, bize 1 litre tertemiz içme suyu verebilmek için, en az 5 litre suyu atık olarak lıkır lıkır kanalizasyona döküyormuş.

Yanlış okumadınız. Bir bardak su içeceksiniz diye, onun tam beş katı suyu lavabodan aşağı ağlata ağlata gönderiyoruz. Biz salonda "Sağlıklı ve ekonomik su içiyoruz" diye havaya girerken, tezgahın altında resmen sessiz sedasız bir su katliamı yaşanıyor. Düşünsenize, su stresi çeken bir ülkede 1 alıp 5 çöpe atıyoruz. Ekonomi bakanı görse bu israfı, cihazları tek tek mühürler.

Ortada tam bir absürt trajedi var. Bir tarafta çeşmeden akan suya güvenemeyen haklı bir tüketici kitlesi... Diğer yanda sularımızı şişeleyip satarken bize "su bitiyor" uyarısı yapan ambalajlı su sektörü... Ve tezgahın altında "Sen o 1 litreyi iç, ben o sırada barajı gizli gizli boşaltıyorum" diyen arıtma cihazları...

Küresel ısınma kapıyı çalmıyor, direkt kapıyı kırıp içeri girmiş durumda. Şehirlerin dayanıklılığı artık devasa binalarla, geniş yollarla değil; o suyu nasıl yönettiğimizle ölçülüyor.

SUDER kendi pazarını korumak için alarm zillerini çaladursun, biz işin özüne odaklanalım: Tarımda, sanayide ve evde suyu harcarken o tükenmez sandığımız kaynağın aslında ne kadar nazlı olduğunu hatırlamak zorundayız. Yoksa 2030 geldiğinde o tezgahın altındaki arıtma cihazına veya boş damacanaya baka baka, susuzluktan kuruyan boğazımızı temizlemekle yetiniriz.


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/analizga/public_html/modules/yazarlar/theme/turkbilisim-v5/main.php on line 219