SON DAKİKA

Avrupa'nın geleceği

Alparslan Türkoğlu Salı 11 Ağustos 2026 02:00

Eski Türklerde yenilen boyların memleketi terk etmeleri adetti. Büyük Hun Devleti yıkılınca bu devleti kuran ve sahiplenen boylar anavatanı terk ettiler. Bir kısmı batıya bir kısmı güneye yöneldi. Batıya yönelenlerin karşılaştığı diğer Türk boyları, Slavlar ve Almanlar daha batıya yöneldi. Kavimler göçü dediğimiz bu sürecin sonunda Avrupa'nın demografisi tamamen değişti.

Göçten önce Latinlerin ve onlara hizmet etmek üzere getirilen kölelerin yaşadığı Avrupa’da tek devlet vardı: Roma. Göç nedeniyle Roma yıkıldı. Avrupa siyasi olarak bölündü. Bir daha tek devlet tarafından yönetilmedi. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve İspanyollar gibi Almanlarla Latinlerin karışımı uluslar oluştu. Çekler, Slovaklar, Slovenler, Hırvatlar ve Sırplar Slav, Macarlar ve Bulgarlar Türk kökenli. 

Dillerin geneli Latince ve Almancanın karışımından oluştu. Göç başladığında Avrupa Hıristiyanlaşma sürecindeydi. Roma Hıristiyanlığı henüz kabul etmişti. Yaklaşık beş asır süren kanlı mücadelelerden sonra Avrupalıların baskın çoğunluğu Hıristiyan oldu.  

Avrupa bir daha kavimler göçündeki gibi göçe muhatap olmadı. Aksine göç verdi. Haçlı saldırıları Avrupalıların Ortadoğu’ya göçüdür. Amerika kıtasındaki otuzdan fazla ülkeyi, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Güney Afrika gibi devletleri Avrupalılar kurdu. Sadece Amerika kıtasında, Avrupa’nın iki katından çok Avrupalı mukim. 

21. Yüzyılın başlamasıyla birlikte, nüfusu hızla azalmakta ve yaşlanmakta olan Avrupa, kavimler göçüyle karşılaştırılabilecek yoğunlukta göç almaya başladı. Bu göç Avrupa’yı, kavimler göçünde olduğu gibi, tamamen değiştirecek. Avrupa’daki nüfusun çoğu Afrika ve Arap kökenli olacak. Müslümanların sayısı Hıristiyanları yakalayacak. 2026 itibariyle yüz Avrupalıdan on sekizi göçmen. Amerika gibi göçmenleri asimile edemeyen Avrupa için göç, yaşamsal bir tehdit. Sadece yarım asır sonra Avrupa, Avrupa olmaktan çıkacak.

Avrupalılar bu gidişi görüyorlar. Aldıkları kararlarla bu tabloyu değiştirmeye çalışıyorlar. Mesela İspanya ve Portekiz, Afrika yerine Latin Amerika’dan göç almaya çalışıyor. Doğu Avrupa’dan, Balkanlardan, Kafkaslardan gelen Hıristiyanların Avrupa’ya yerleşmesini sağlamak bir başka politika. Böylece Hıristiyanlık ve beyazlık, ağırlıklarını koruyacak. Müslümanların yerine Hıristiyanların, Arapların ve siyahilerin yerine Avrupalıların ve Avrupalılaşmış toplulukların gelmesi isteniyor Avrupa’ya.

Oysa Balkanların, Doğu Avrupa’nın ve Kafkaslarında nüfusu azalıyor. Bu coğrafyalar Avrupa’yı besleyemez. Bu memleketlerdeki gençler Batıya yöneldiğinde doğacak boşluğu da göçmenler dolduracak. Milyonlarca Afrikalı ve Arap Balkanlara ve Doğu Avrupa’ya, milyonlarca Asyalı Kafkasya ve Doğu Avrupa’ya yerleşecek. Bunların bir kısmı zamanla yine Avrupa’ya gidecek. 

Afrika’nın nüfusu 1,5 milyar civarında. Kara kıta bu kadar insanı doyuramıyor. 75 yıl sonra nüfus 3,3 milyar olacak. Afrika bu kadar kalabalık nüfusu kaldırabilir mi? Kara kıtanın kaynakları artmıyor, azalıyor. Yıllarca Batılılar sömürdü Afrikalıları. Şimdi Çin sömürüyor. İhtiyacı olsun olmasın alabildiği kadar petrolü, gazı, madeni, minerali hatta keresteyi stoklanmak üzere Çin’e sevk ediyor Çinli şirketler. 

Afrikalılar açlığa, yokluğa ve yoksulluğa razı olmayacaklarına göre her yıl milyonlarca genç yollara düşecek. Bir başka coğrafyada hayat kurmayı isteyecek. Bu insanların yöneleceği yer, Avrupa. Alınacak hiçbir önlem bu devasa kitlelerin göçünü durduramaz. Göçmenler, ‘’Avrupa Latin Amerika’dan, Doğu Avrupa’dan göçmen alıyor. Biz gitmeyelim’’ diye düşünmezler. 

Bugün itibariyle 22 Arap devletinin nüfusu yarım milyar civarında. 75 yıl sonra bu memleketlerde 850 milyon insan yaşayacak. Zengin olan Körfez ülkelerinin değil fukara olan Mısır, Fas, Cezayir, Yemen, Sudan ve Somali gibi devletlerin nüfusu patlayacak. On milyonlarca Arap Avrupa’ya yönelecek. Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi Asya ülkelerinden bahsetmiyorum bile. Asyalılarında ilk adresleri Avrupa olacak.

Bu göç alınacak tedbirlerle yavaşlatılabilir, zorlaştırılabilir ama durdurulamaz. Akdeniz’de kıyısı olan ülkelerden başlayarak Avrupa dönüşecek. Göç Avrupalıları fakirleştirecek. Zira nüfusu azalan ve yaşlanan ülkeler için planlı göç gereklidir ve refahı artırır. Ama kalabalık kaçak göçmen kitleleri gittikleri ülkeleri çökertir. Önümüzdeki dönemde göç arttıkça aşırı sağ güçlenecek. AB sarsılacak, zayıflayacak belki de dağılacak. Dağılmasa bile, birliğin dayandığı temel direklerden biri olan Schengen uygulaması terk edilecek. 

Ankara stratejilerini belirlerken göç olgusunu ve Avrupa’da meydana gelecek dönüşümü dikkate almalı. Özellikle Balkanlar ve Kafkaslardaki nüfus boşluğunu Türkiye doldurmalı. Ülkemiz göç yolları üzerinde. Özellikle Asyalı ve Arap göçmenler Avrupa’ya, kestirme olduğundan, Türkiye üzerinden gitmek isteyecekler. Eğer İHA, SİHA, dronlarla ve inşa edilecek uzun, elektrikli ve dikenli tellerle sınırlarımızın %100’ünde tam kontrol sağlamazsak, göç ülkesine dönüşürüz. Bir asır sonra Türk kadar Asyalı ve Arap yaşar memleketimizde.

Nüfus artışı durduğu için önümüzdeki yıllarda göçmen kabul etmemiz gerekecek. Göçmenlerin Türk olmaları ana kriterlerden olmalı. Göçmenler sadece ihtiyaç olan sektörlerde çalışabilmeli ve oturum aldıkları şehirlerde ikamet edebilmeli. Aksi halde demografimiz bozulur.


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/analizga/public_html/modules/yazarlar/theme/turkbilisim-v5/main.php on line 219