R 4 Kahire'de toplandı
Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır'ın ittifak kurmak için yaptıkları görüşmelerde epey mesafe aldıklarını, bu ittifakın Orta Doğu'da istikrarın sağlanması için elzem olduğunu ifade ettiğimiz makaleler çok tepki almıştı.
Mısır ve Suudi Arabistan’ın Türkiye’yi istemediğini, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE’nin birlikte hareket ettiğini hatta Suudi Arabistan’ın İsrail’le ittifak kuracağını iddia edenler olmuştu. İşin acı tarafı bu iddiaları ortaya atanların yani on yıl öncesine takılı kalanların arasında diplomat, general, profesör unvanları taşıyanların olmasıydı.
İttifak, R4 (Regional Four- Bölgesel Dörtlü) ismiyle kuruldu. Ortadoğu’daki dört bölgesel gücün veya Fidan’ın ifadesiyle dört orta ölçekli ülkenin dışişleri bakanları pazar günü Kahire’de bir araya geldiler. Bu toplantının devamı savunma, ekonomi, enerji ve ulaştırma bakanları tarafından yapılacak. Dışişleri bakanları üç ayda bir, devlet başkanları yılda bir, mutat olarak bir araya gelecekler. Dört devletin kara, hava ve deniz kuvvetleri her sene ortak tatbikatlar düzenleyecek.
Dışişleri Bakanlarıyla aynı gün Başkan Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulus’ta Kahire’deydi. Dört dışişleri bakanıyla önce ayrı ayrı görüşen ve sonra beşli toplantıda bir araya gelen Boulos, ABD’nin dörtlü ittifakı desteklediğini ilan etti. (Bu mesajın başlıca muhatabı İsrail’di.) Boulos’la yapılan toplantıda bölgesel sorunlar ele alınmakla birlikte ana gündem Libya’da çift başlılığın ortadan kaldırılmasıydı. Trablus ve Bingazi hükümetlerinin ve orduların birleştirilmesi hedefleniyor.
Devletlerin ittifak kurmaları için çok iyi ilişkilere sahip olmaları gerekmiyor. İttifakı kuran devletlerin halklarının birbirlerini sevmeleri de gerekmiyor. İttifaklar şartlar gerektirdiği zaman kurulur. Ortak menfaatlere dayanan ittifaklar uzun ömürlü olur.
Napolyon Avrupa’yı işgal edince yüzyıllardır birbirleriyle savaşan Avrupa devletleri Fransa’ya karşı birleştiler. Prusya Paris’i işgal ederek Alman İmparatorluğunun kurulduğunu Versay Sarayında ilan ettiğinde İngiltere, Rusya ve Fransa Almanya’ya karşı ittifak yaptı. Atatürk Balkan Paktını kurduğunda Yunanları denize dökeli sadece on iki yıl olmuştu. Sadabat Paktı kurulduğunda Musul ve Kerkük Türkiye’den koparılarak Irak’a bağlanalı on bir yıl olmuştu. Bu örnekler çoğaltılabilir.
Bölgemizde saldırgan politikalar takip eden iki devlet var: İsrail ve İran. İlişkileri bir nebze bozulmuş da olsa, menfaatleri çelişse de Amerika İsrail’in peşine takılabiliyor. Beyaz Sarayda oturanların ne yapacağı hiç bu kadar belirsiz olmamıştı. Bu ahval menfaatleri ortak olan, istikrar ve barış hedefleyen, birbirini tamamlayan dört güçlü ülkenin ittifak kurmasını zorunlu kılıyor.
Suudi Arabistan’ın finansal gücü var. Körfez devletlerinin doğal lideri konumunda. Hicaz’a sahip olduğundan İslam ülkeleri üzerinde etkili olma potansiyeli var. Pakistan nükleer güç. Ordusu kuvvetli. Savunma sanayinde çok iyiler. Onların başarılı olduğu segmentlerde biz zayıfız. Bizim güçlü olduğumuz segmentlerde onlar zayıf. Biz Batı teknolojisine sahibiz, Pakistan Çin teknolojisine. Türkiye Türk devletlerinin doğal lideri. Balkanlar, Kafkasya, Kuzey Afrika, Afrika Boynuzu ve Türkistan’da etkili. NATO üyesi. Ordusu çok güçlü. Dört devletten deniz kuvvetleri güçlü olan tek devlet. Mısır en kalabalık ve ordusu en güçlü olan Arap devleti. Arapların doğal önderi. Kuzey Afrika ve Doğu Afrika’da etkili.
Bu devletlerinin ilişkilerinin bozuk olduğu doğru değil. On yıl önce Türkiye-Mısır ve Türkiye-Suudi Arabistan açısından doğruydu. Oysa köprünün altından çok sular aktı. Türkiye, Mısır ve Suudiler Libya’da, Sudan’da birlikte hareket ediyorlar. Türkiye Yemen’de Suudi-Mısır ittifakını, Mısır ve Suudiler Somali ve Suriye’de Türkiye’yi destekliyorlar. Selman ve Sisi geçmişte cihatçı olduklarından Şara ve ekibine karşıydı. Ankara’nın kefaletiyle tavır değiştirdiler.
Suudi Arabistan ve Türkiye Irak’ta son iki seçimde ortak liste çıkardılar. Daha doğrusu yakın oldukları grupların ittifak kurmasını sağladılar. Türkiye ve Mısır’ın kara, deniz ve hava kuvvetleri her yıl ayrı ayrı ortak tatbikatlar düzenliyorlar. Bu tabloya bakıldığında anlaşmazlıkların mazide kaldığı anlaşılır.
Pakistan’ın hem Türkiye hem de Suudilerle ilişkileri çok iyi. Suudi ordusundaki askerlerin, subayların ve komutanların çoğu Pakistanlı. Genelde kuvvet komutanları da Pakistanlı oluyor. Bir kısmı mavi bir kısmı beyaz yakalı olmak üzere Körfez’de beş, Arabistan’da üç milyondan fazla Pakistanlı çalışıyor. Suudiler Çin’den sonra Pakistan’daki en büyük yatırımcı.
Mısır-Suudi Arabistan ilişkileri daha da ileri boyutta. Suudiler Mısır’dan yüklü tutarda alacaklılar. Halen Mısır sıkıştığında hibe, kredi, SWAP usulleriyle para veriyorlar. Geçenlerde alacaklarının bir kısmına karşılık Mısır’ın iki adasını devraldılar. Rahatlıkla ‘’Bu dört devletin hem ilişkileri iyi hem de menfaatleri ve Ortadoğu vizyonları ortak’’ diyebiliriz.
İttifak başarılı olursa Orta Doğu’da başta Amerika olmak üzere emperyalist devletlerin hareket alanı daralır. İsrail ve İran daha dengeli hareket etmek zorunda kalır.