Kentsel dönüşümde dinamikler değişti
Kentsel dönüşümde "evim küçülmesin, üstüne para vermem" devri bitti!
Son yıllarda kat karşılığı ve kentsel dönüşüm çalışmalarında dinamikler tamamen değişti.
Önceden yüzde 50-60 oranlara varabilen anlaşmalar, her malike 1 daire yerine çocuk sayısına göre daire verilmesi gibi beklentiler ve günün sonunda önümüze çıkan Fikirtepe örneği…
Bu devir artık bitti.
Peki neden bitti?
Çünkü sektör kendi içinde ciddi bir elemeden geçti.
Gelin biraz geçmişe gidip hatırlayalım…
2018 öncesinde, daha doğrusu Kentsel Dönüşüm Yasası’nın çıkmasıyla birlikte; elinde bir miktar parası olan, çekiç tutmayı bilen herkes müteahhitliğe soyundu.
“Burada güzel pay var… Arsa bedava… Sattıkça kazanırız, projeyi bitiririz, geriye kalan da bizimdir, Allah bin bereket versin” anlayışı hakimdi.
Ancak 2018 yılından sonra inşaat sektöründe ve konut satışlarında yaşanan gerileme, sektörde büyük bir kırılma yarattı.
Müteahhitliği bilmeyen, konut yapmanın sadece bina dikmek olmadığını anlamayan, geleceği öngöremeyen firmalar birer birer iflas etti.
Yani sektör kendi içinde bir eleme yaşadı.
Bugün ise ayakları yere sağlam basan, ne yaptığını bilen, sadece konut üretmeyen; vizyon ortaya koyan firmalar kaldı.
Artık “müteahhit” değil, “gayrimenkul geliştiricisi” dönemi var
Murat Kurum’un Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olmasıyla birlikte sektöre dair yaptığı ilk önemli adımlardan biri de müteahhitleri sınıflara ayırması oldu.
İş hacmi, deneyim ve mali yeterlilik vb kriterlerine göre firmaların belirli ölçeklerde iş yapabilmesi, sektör kalitesi açısından önemli bir adımdı. Böylelikle sektörün sınıflandırılması daha sistemli hale geldi
Hal böyle olunca; enflasyon, inşaat maliyetleri ve finansmana erişim gibi etkenler de eklenince sektörün tüm dinamikleri değişti.
Beklentiler de değişti.
Şimdi gelelim asıl konuya…
2018 sonrası yaşanan kriz ve üzerine pandeminin gelmesiyle birlikte, kentsel dönüşüm ve kat karşılığı projelerde maliklerle yapılan anlaşmaların dengesi tamamen değişti.
“Yerim küçülmesin, üstüne para ödemeyeyim” anlayışı artık tamamen sona erdi.
Bugün iki seçenek var:
Ya metrekarenin küçülmesine razı olacaksınız,
ya da üzerine ücret verip istediğiniz metrekareyi alacaksınız.
Bu noktada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da üzerine düşeni yaptı.
Gerek “Yarısı Bizden” kampanyası, gerekse 3 milyon TL’ye kadar sunulan kredi imkanlarıyla dönüşüm adına önemli bir destek sağlandı.
Şimdi sıra maliklerde…
Deprem gerçeğini unutmadan, özellikle İstanbul gibi bir metropolde; haklar çerçevesinde, süreci yormadan ve fırsat kaçmadan anlaşmaların sağlanması gerekiyor.
Çünkü artık mesele sadece daire hesabı değil, güvenli yaşam meselesidir.
Kentlerimizi güzelleştirmek, daha sağlam ve yaşanabilir hale getirmek için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.