SON DAKİKA

Yoğunluktan kaçarken yoğunlaştırdığımız yerler

Çiğdem Men Çarşamba 05 Ağustos 2026 02:00

Biraz nefes almak, birkaç gün kafa dinlemek düşüncesiyle Tekirdağ yoluna düştüm.

Uzun zamandır bu güzergâha yolum düşmemişti. Silivri taraflarına yaklaştıkça peş peşe yükselen villa projeleri dikkatimi çekti. Elbette bu projelerden haberim vardı ama birebir görünce aklımdan tek bir cümle geçti:

"Yoğunluktan kaçarken yoğunlaştırdığımız yerler..."

Pandemiyle birlikte birçoğumuzun aklında aynı düşünce vardı. İstanbul’dan biraz uzaklaşmak, toprağa dokunmak, sessizliği dinlemek… Kısacası daha sakin bir hayat kurmak. Çatalca, Silivri, Beykoz, Zekeriyaköy, Arnavutköy derken bu göç dalgası zamanla Tekirdağ’a kadar uzandı. Villa projeleri, tiny house'lar, bungalovlar birbiri ardına yükselmeye başladı.

Ancak unuttuğumuz önemli bir gerçek şu ki; Biz sadece kendimizi taşımadık; İstanbul’un o kaçmaya çalıştığımız kaosunu, trafiğini, kalabalığını ve tüketim alışkanlıklarını da yanımızda götürdük.

Hal böyle olunca arsa, arazi ve müstakil ev fiyatları İstanbul’un çeperi dediğimiz bölgelerde katlanarak arttı. Bir zamanlar sessizliğiyle öne çıkan yerler, bugün yoğun talebin etkisiyle bambaşka bir kimliğe büründü. Hafta sonları yaşanan trafik, dolup taşan mekânlar ve hızla artan yapılaşma bunun en somut örnekleri.

Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise villaların neredeyse dip dibe yapılmış olmasıydı. İnsan ister istemez düşünüyor; şehirden kaçıyoruz ama aynı şehir düzenini yeniden kuruyoruz.

Aman boş yer kalmasın.

Maalesef bazı projelerde bu söylediğimi doğrular durumda. 

Düzenli, planlı ve doğayla uyumlu bir şehirleşmeye itirazımız yok!

Ancak doğaya kaçarken doğanın ruhunu kaybetmemek gerekiyor.  

Asıl sormamız ve üzerine düşünmemiz gereken konu şu; 

Biz gerçekten doğaya mı taşındık, yoksa İstanbul'u yeni adreslere mi taşıdık?