Kürt örgütleri çuvalladı
Kürtleri temsil ettiklerini iddia eden üç güçlü grup var: KDP, KYB ve PKK. Üç grubunda silahlı olması, demokratik temsil iddialarını çürütüyor. Türkiye ve Irak'ta Kürtleri temsil ettikleri iddiasıyla kurulan partilerin hiçbirinin başarılı olamaması, silahlı gruplar oldukça, sivil inisiyatiflerin anlamsız olduğunu gösteriyor.
Geçtiğimiz bir buçuk yılda meydana gelen gelişmeler üç grubu da zayıflattı. Üç grupta da iç mücadeleler ve gruplaşmalar olsa da Mesut Barzani ve Bafel Talabani örgütlerine hakimler. Aynı tespiti Öcalan için yapamayız. Bu zaaf PKK ve türevlerinin en büyük problemi.
KDP geleneksel olarak Türkiye, ABD ve İsrail’e, KYB İran ve Rusya’ya yakındır. PKK için, yapılanması gereği ‘’şu devlete yakındır’’ denemez. PKK’nın dört ülkede faaliyet gösteren alt örgütleri var. Bu örgütler konjonktüre göre birbirlerine düşman ülkelerle iş birliği yapabilirler. Örneğin PKK’nın Suriye kolu PYD ABD ve İsrail’le iş birliği yaparken, İran kolu PJAK İran’la iş birliği yapabilir. Veya yine konjonktüre göre PJAK bazen İsrail’le bazen İran’la yakınlaşabilir. Böyle durumlarda genelde örgütün üst yöneticileri değiştirilir. Hangi ülkeyle iş birliği yapılıyorsa başa, o ülkeyle irtibatlı kanat getirilir.
KDP milliyetçi, KYB ve PKK sosyalisttir. KDP’ de bağımsızlık eğilimi yüksekken KYB Irak’ın bütünlüğünden yanadır. KDP ve PKK Kürtlerin yaşadığı dört ülkede örgütlüyken, KYB sadece Irak’ta etkili.
Suriye’de ordunun PYD’ ye karşı askeri operasyonu başladığında, Terörsüz Türkiye süreci başlamıştı. Türkiye ile Barzani’nin ilişkileri çok iyi, PKK’lı teröristleri himaye eden Talabani’nin ilişkileri berbattı.
Öcalan, entegrasyonu desteklemesine ve olacakları önceden ifade etmesine rağmen örgütüne tam manasıyla söz geçiremedi ve Suriye’de düzen silah zoruyla sağlandı. PYD devrimden hemen sonra yaptığı anlaşmaya uysaydı bugünküne göre çok daha fazla kazanımı olacaktı. Ama savaştılar ve sanılandan çok daha zayıf oldukları ortaya çıkınca ellerinde avuçlarında ne varsa kaybettiler.
PYD Amerika ve İsrail’in son anda müdahale ederek Şam’ın saldırılarını durduracağından emindi. Bu olmayınca taraflar birbirlerini suçladılar. Üstüne Amerika’nın PYD’ye hibe ettiği silahların bir kısmının Hizbullah’a satıldığı ortaya çıkınca ilişkiler daha da bozuldu. Yabancı teröristlerin Suriye’yi terk etmeleri ve Suriyelilerin orduya katılması PYD’ yi iyice zayıflattı.
KDP PYD’yi destekledi. PYD yenilince ABD ile PYD arasında ve Şam ile PYD arasında arabuluculuk yaptı. Bu yetmezmiş gibi İran’ın çıkardığı başbakan adayı Maliki’ye destek verdi. Bunları yaparken gayesi, petrol satışı ve kalkınma yolunun güzergahı konularında taleplerini yerine getirmeyen Türkiye’ye gücünü ispat ederek, alınan kararları değiştirtmekti.
Bu yanlış hamleleri değerlendiren Talabani Türkiye ile yakınlaştı. Bunun sonucunda Irak Cumhurbaşkanlığı Talabani grubunda kaldı. Başbakanlığa Türkiye’nin adayı seçildi. Kerkük Valiliği Türkmenlere verildi. Türkiye Süleymaniye’ye uyguladığı kısıtlamaların tamamını kaldırdı.
Körfez savaşı başladığında İran’da faaliyet gösteren, içlerinde KDP-İ ve PJAK’ ta olan altı silahı Kürt örgütü rejime karşı birleştiklerini ve savaşmaya hazır olduklarını açıkladılar. Öcalan müdahale edince PJAK ve PKK üst yönetimi de bölündü. Çelişen açıklamalar birbirini izledi. Türkiye sürece müdahale edince Trump ‘’Kürtler çok istekli ama ben onların kara harekatı yapmasına karşıyım’’ açıklamasında bulundu.
İsrail’in, Yahudi lobisinin ve PKK içindeki aşırı unsurların gayretlerine rağmen Kürt örgütleri rejime karşı kara harekatında bulunmadılar. Öcalan’n Irak’ta Suriye’ye göre daha müessir olmasında, Suriye’de dediklerinin çıkması belirleyici oldu. Fakat Tahran bu olayları not etti. Aşağı yukarı her gün, adaletin uğramadığı mahkemelerde, hızlandırılmış yargılamalarla, idama mahkum edilen 10-15 Kürt genci infaz ediliyor. Barış anlaşması imzalanır imzalanmaz Devrim Muhafızlarının Kürtlere operasyon başlatacağına ve kıyım yapacağına eminim.
Rejime karşı kalkışma başlatacak olan bölücü örgütler, Amerika ve PJAK tarafından yarı yolda bırakıldılar. PJAK, Amerika’dan muhaliflere teslim etmek üzere aldığı silahları zimmetine geçirmekle suçlanıyor. Trump bu konuyu sürekli dile getirerek ‘’Kürtlerden bunun hesabını soracağım’’ diyor. ABD ve İran’ı karşısına alan PKK’nın Ankara karşısındaki pazarlık gücü epey azaldı.
PKK-PJAK eşgüdümlü hareket edemediği için hem Amerika’yı hem de İran’ı karşısına aldı. Barzani PYD’yi destekleyerek Türkiye ile ters düştü. Maliki’yi destekleyerek ABD ve İsrail’i de karşısına aldı. KDP-İ’ yi desteklediği için İran’la zaten sorunlu. Nitekim savaş sırasında İran, Kuzey Irak’taki KDP-İKDP’ye, PKK-PJAK’a ve KYB’ ye ait kampları defalarca bombaladı. Normalde İran Süleymaniye’ye dokunmazdı ama Talabani’nin Maliki’ye karşı çıkması İran’ın tavrını sertleştirdi.
Barış anlaşması imzalandıktan sonra İran hem bizzat hem de Irak’taki vekil güçleri üzerinden özellikle Barzani grubunu sıkıştıracak. Amerika ve Irak, Barzani ve Talabani’ye bağlı peşmerge güçlerinin önce birleştirilmesi sonra orduya katılması yönündeki baskılarını arttıracak. KDP ve KYB’nin bunu kabul etmeleri mümkün olmadığından Irak iç savaşa bile sürüklenebilir.
