Peşmerge komutanı ne diyor?
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Özel Kuvvetler Komutanı Aziz Veysi'nin bir beyanatı beni bu makaleyi yazmaya sevk etti. Veysi genç yaşında PKK'ya katılmış bir Iraklı. 16 yıl PKK saflarında Türkiye'ye kurşun sıkmış. Komutan seviyesine yükselmiş.
2004 senesinde Nizamettin Taş ve Osman Öcalan’la birlikte PKK’dan ayrılmış. (İki binden fazla teröristten oluşan bu grup, silahlı mücadele devrinin kapandığını iddia ediyordu. Türkiye’nin silahlarını bırakıp Kuzey Irak’a yerleşenlere dokunmaması, silah bırakmanın MİT operasyonu olduğunu gösteriyor.)
“Başta Kani Yılmaz çok sayıda terörist öldürüldü” itirazını yapan okurlarım olacaktır. Onlar rahat durmadılar. Suriye, İran veya Türkiye’ye geçtiler. Türk ordusu buna müsaade etmedi, göz dağı verdi. Veysi çok sayıda Iraklı ile birlikte uzaktan akrabası olan Barzani’ye bağlı Peşmerge kuvvetlerine katıldı. İçişleri Bakanlığı yaptı.
Barzani’nin seçme birliklerine komuta eden Veysi, geçen hafta PKK’yı suçlayan şu başlıkları taşıyan bir röportaj veriyor: “PKK Kuzey Kürdistan direnişini kırdı, Türklere teslim etti. Rojova’ya girdi yine Türklere teslim etti. PKK devrimci ya da bir Kürt hareketi değildir. Bir ihanet hareketidir. PKK Başur’u da Türklere vermek istiyor.”
“Kuzey Kürdistan direnişi” dediği hendek-çukur savaşları. Ona göre PKK zevahiri kurtarmak için, görünüşte Türk ordusuna direnip çekilmiş. Bu sayede Güneydoğu’daki gizli hücreler ortaya çıkarılarak imha edilmiş.
Beyanatın dikkat çekici bölümü Veysi’nin Kuzey Suriye ile ilgili söyledikleri. İnsan düşününce Veysi haklı diyor. İç savaş çıktığında Kuzey Suriye’ye, Halep ve İdlip hariç, Barzani güçleri hakim oldu. Barzani ile ilişkiler iyi olduğundan, Ankara buna engel olmadı. Tepki vermedi. Sınır kapıları açık kaldı. Ticaret devam etti.
PKK’nın Suriye kolu olan PYD, ABD ile anlaşınca, önce DEAŞ’a ait bölgeleri ele geçirdi. Ardından Barzani güçlerine saldırarak Kuzey Suriye’ye hakim oldu. Yarım milyon Kürt Türkiye ve Kuzey Irak’a göçtü. Barzani’ye bağlı 40 000 civarındaki Suriyeli peşmerge Erbil’de kamplara yerleştirildi. “Rojava Devrimi”olmasaydı muhtemelen Barzani aynı Kuzey Irak gibi Kuzey Suriye’yi de kontrol ediyor olacaktı.
“Veysi bu beyanatı neden bugün verdi?” diye sorarsanız PKK’nın İran kolu olan PJAK ile KDP, İran’da takip edilecek siyaset hususunda anlaşamıyorlar. KDP Amerika ile hareket ediyor. PJAK; Öcalan’ın, Suriye’de yaşananların ve Trump’ın “Silahları muhaliflere göndermek için alıp el koydular.” ithamının tesiriyle ABD’ye uzak duruyor. Kalkışmaya soğuk bakıyor.
Tarafların anlaşma umudu kalmamış ki Veysi medyaya PKK’yı suçlayan beyanat verdi. KDP’nin amacı, PKK’yı Türkiye’nin uydusu göstererek İran Kürtlerini PJAK’tan koparmak. (Bölgeye defalarca giden biri olarak söylüyorum, İran Kürtlerinin Türkiye’ye katılmak gibi bir alternatifleri olsa bir dakika düşünmezler. Böyle bir gelişme on yıllardır gadre uğrayan İran Kürtlerinin rüyalarını süslüyordur. İran’ın Urumiye gibi bazı bölgelerinde, Azerbaycan Türkleriyle Kürtler arasında rejimin takip ettiği siyaset nedeniyle gerilim var. Ama Kürtlerin baskın çoğunluğu Türkiye’yi yürekten seviyorlar.)
Türkiye’de “PKK silah bırakınca terör sorunu çözülecek” kanaati hakim. Terör sıfırlanmasa da marjinalleşir. Ama Veysi’nin beyanatından da görülebileceği gibi mücadele etmemiz gereken etnik milliyetçiler var. Veysi yaşını almış biri. Bakanlıklar yapmış. Halen önemli bir görevde bulunmasına rağmen ettiği laflar ortada. Gençler daha radikal ve pervasızlar.
Artık “Apocu Hareket” adını kullanan PKK giderek zayıflayacak. Zira “Rojova Devrimi” ve DEM Partinin seçim başarıları PKK’ya prestij kazandırıyordu. Rojova yer ile yeksan oldu. Ellerinde bir vali, bir bakan yardımcısı ve dört tugay komutanı kaldı. Hükümet ana arterlerdeki Arapça-Kürtçe tabelaları, Arapça-İngilizceolanlarla değiştirmeye çalışıyor. SDG ve etnik milliyetçiler direniyor. SDG-PYD kökenli vali ve komutanlar hükümetin emirlerini uygulamaya çalışırken karşılarında eski silah arkadaşlarını buluyorlar. Böyle garip bir durum var. Hükümet müfredata Kürtçe seçmeli ders koyarak, Kürtçe eğitimi yasakladı. Yine bu konuyla ilgili gösterilerde sivil SDG’lilerle SDG kökenli asker ve polisler karşı karşıya. Bir tiyatro oynanıp duruyor.
DEM Partinin eski gücünü koruması mümkün değil. Teröre harcanan para bölgeye yatırım olarak aktarılınca, terör nedeniyle güdük kalan turizm, ticaret, ihracat geliştikçe, hayvancılık terörden önceki hacimlere ulaştıkça DEM zayıflayacak, ülke genelinde güçlü olan partilerin, bölgeden aldıkları oy oranı artacak.
PKK zayıflarken, etnik milliyetçiler, oluşacak boşluğu doldurmaya çalışacaklar. Doğru siyasetler takip etmezsek PKK’dan daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz. Etnik milliyetçilere karşı takip edilecek metot silahlı olmayacak. PKK bir terör örgütü olduğundan mücadele silah ağırlıklıydı ve asker ile polis tarafından yürütülüyordu. Etnik milliyetçiler silahsız. Dünyanın her tarafında araştırma kurumları, enstitüleri, kanalları, gazeteleri, dergileri, dernek ve vakıflar var. Çağın imkanlarını kullanarak vatandaşlarımızı özelliklede gençleri Türkiye’ye yabancılaştırmak ve dış Kürtleri Türkiye ve Türk düşmanı yapmak için ellerinden geleni yapacaklar.