Geçen pazar günü yazımda ilk bilgisayardan bahsetmiştim şimdi ise sizlere ilk robottan bahsedeceğim.
Bugün cebimizde taşıdığımız akıllı telefonların gücü, bir zamanlar bir oda dolusu makinenin bile hayal edemeyeceği seviyedeydi.
Dünya uzun süredir görünmeyen bir gerilim hattında ilerliyor. Savaşlar artık sadece cephede değil; enerji hatlarında, veri merkezlerinde ve laboratuvarlarda yaşanıyor.
Dünya ticareti büyük bir değişimden geçiyor. Eskiden ihracat yapmak denildiğinde akla fabrikalar, konteynerler, gümrük müşavirleri ve büyük sermayeler gelirdi.
Bundan 10-15 yıl önce şirket kurmak için ofis tutulurdu, personel çalıştırmak olmazsa olmazdı, muhasebeciyle uğraşmak ayrı bir dert olurdu, (Yeni sistem online pazarlarda artık boş yere muhasebeciye para ödemenize gerek yok) Reklam ajansına para ödememiz gerekirdi. Web sitesi yaptırırdık ve ciddi bir sermaye koymadan bir iş olmazdı.
Bugün yapay zekâ, insanın yerini almaktan çok insanın yükünü alıyor. Hesaplıyor, hızlandırıyor, öneriyor.
Mars'a gitme fikri yeni değil. İnsan, başını ilk kez göğe kaldırdığından beri "oraya" gitmek istiyor. Önce Ay'dı hedef. Ay'a gidildi. Bayrak dikildi, fotoğraf çekildi, geri dönüldü. Ama hikâye orada bitmedi. Çünkü insan, ulaştığı yerle yetinmiyor. Şimdi gözler Mars'ta.
Benim için hayat hiç bu kadar kolay olmamıştı. Yemek siparişi vermem iki tık. Ulaşım için birkaç uygulamaya dokunuş. Alışveriş, ödeme, iletişim… Hepsi cebimde. Peki o zaman ben neden bu kadar yorgunum?