Ekonomide Fırtına Öncesi Durgunluk mu?
Kurban Bayramında çarşılar kalabalıktı, marketler doluydu, kurban pazarlarında yüksek fiyatlar konuşuldu. Ancak bayramın ardından piyasaya çöken hava bambaşka… Sokakta artık alışveriş heyecanından çok ekonomik tedirginlik hissediliyor.
Özellikle son günlerde gram altındaki düşüş vatandaşın dikkatini çekmiş durumda. Çünkü Türkiye’de altın sadece bir yatırım aracı değildir; aynı zamanda güvensiz dönemlerin sığınağıdır. İnsanlar ekonomiye güvenmediğinde dövize, altına ve taşınmaza yönelir. Bu yüzden altındaki her hareket aslında toplumun ekonomik psikolojisini de gösterir.
Peki, gram altın neden geriliyor?
Bunun birkaç temel sebebi var. Öncelikle küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası’nın faiz politikaları hâlâ belirleyici olmaya devam ediyor. Faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi, yatırımcıyı yeniden dolara yöneltiyor. Bu durum ons altın üzerinde baskı oluşturuyor.
Diğer tarafta içeride farklı bir tablo var. Döviz kurunun kontrollü şekilde tutulması gram altındaki yükselişi sınırlıyor. Çünkü gram altın yalnızca ons fiyatına değil, dolar/TL kuruna da bağlı hareket ediyor. Kur baskılanınca altın da bir süre yatay veya aşağı yönlü seyredebiliyor.
Ancak burada asıl dikkat çekici olan nokta başka…
Vatandaş artık yatırım yapmaktan çok “elindeki parayı koruma” psikolojisiyle hareket ediyor. İnsanlar kazanç elde etmek için değil, birikimlerinin erimesini önlemek için altın alıyor. Bu bile ekonomideki güven duygusunun ne kadar zayıfladığını gösteriyor.
Bayram sonrası piyasadaki durgunluk da aslında bunun işareti olabilir. Esnaf satış yapıyor gibi görünse de birçok alışveriş kredi kartı ve taksit üzerinden dönüyor. Vatandaş harcıyor ama rahat olduğu için değil, ihtiyaçlarını erteleyemediği için harcıyor.
Birçok küçük esnaf ise bayram hareketliliğinin beklenen canlılığı getirmediğini söylüyor. Çünkü vitrindeki kalabalık ile kasadaki gerçek artık aynı şeyi göstermiyor. İnsanlar mağaza geziyor ama çoğu zaman sadece fiyat bakıp çıkıyor.
Bugün ekonomide görünen sakinlik, gerçekten bir toparlanma mı yoksa fırtına öncesi geçici bir durgunluk mu?
İşte herkesin cevabını aradığı soru tam da bu…
Çünkü yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve alım gücündeki erime hâlâ toplumun en büyük gündemi olmaya devam ediyor. İnsanlar artık markette ürün seçerken değil, ürünlerden vazgeçerken hesap yapıyor.
Ekonomide güven kaybolduğunda insanlar yatırım tercihi yapmaz, sığınacak liman arar. Bu yüzden altındaki geçici düşüş rakamlarda görülse bile vatandaşın altına olan güveni kolay kolay azalmaz. Çünkü bugün birçok kişi için mesele artık kazanmak değil, elindekini koruyabilmek…
Ekonomi bazen rakamlardan önce insanların ruh hâlinde bozulmaya başlar. Ve bugün toplumun en büyük korkusu, yarının bugünden daha pahalı olmasıdır.